Rapçi Aishe’nin ölüm nedeni açıklandı: Aileden ihmal iddiası

Hayatını kaybeden rap sanatçısı Aishe’nin ölüm nedeninin “ANCA ilişkili vaskülit” olduğu açıklandı. Ailesi, teşhis ve tedavi sürecinde ihmaller yaşandığını öne sürerek hukuki süreç başlattı.

Genç yaşta hayatını kaybeden rap sanatçısı Tuğçe Ayşe Güler’in ölüm nedenine ilişkin resmi açıklama yapıldı. “Aishe” sahne adıyla tanınan sanatçının ölüm nedeninin, tıbbi kayıtlara “ANCA ilişkili vaskülit” olarak geçtiği bildirildi.

Ailenin avukatı tarafından yapılan açıklamada, hastalığın küçük damarları etkileyerek hayati organlarda ciddi hasara yol açabilen bir damar iltihabı türü olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, genç sanatçının tedavi sürecinde çeşitli ihmaller yaşandığı iddia edildi.

İddialara göre Tuğçe Ayşe Güler, nisan ayında ağız yaraları, kulak enfeksiyonu ve yüz felci şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikler kapsamında alınan biyopsi örneğine ilişkin patoloji sonucunun ise uzun süre çıkmadığı öne sürüldü.

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU

Aile, tanı sürecindeki gecikmeler ve tedavi uygulamalarına ilişkin ihmaller bulunduğunu savunarak savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İşte yapılan o açıklama:

“Tuğçe Ayşe GÜLER’in annesi ve kardeşlerinin avukatı olarak; Müteveffa’nın vefatını derin bir üzüntüyle takip etmekteyiz. Müteveffanın ölüm sebebi, resmî kayıtlara göre ANCA ilişkili vaskülit olarak belirtilmiştir. Bu hastalık, halk arasında anlaşılabilir biçimde ‘damar iltihabı’ olarak ifade edilebilecek; özellikle küçük damarları tutarak akciğer, böbrek ve diğer organlarda ağır hasara yol açabilen otoimmün bir hastalıktır.

Müteveffa Tuğçe Ayşe Güler; ağzında çıkan yara, kulak enfeksiyonu ve yüz felci şikâyetleri üzerine 22.04.2026 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvurmuş, Kulak Burun Boğaz (KBB) servisine yatışı yapılmıştır. 23.04.2026 tarihinde, şüphe üzerine ağız içi yarasından biyopsi örneği alınmıştır. Ancak ağız yarasına ilişkin patoloji raporu, tam 42 gün sonra, yani Tuğçe Ayşe’nin vefatından dört gün sonra, 04.06.2026 tarihinde sonuçlandırılmıştır.

Buna rağmen tedavi süreci, ANCA ilişkili vaskülit yönünden yeterli araştırma yapılmadan ağırlıklı olarak kulak enfeksiyonu tedavisi ekseninde yürütülmüştür. Yaklaşık üç haftalık KBB yatışı boyunca kulaklarına üç kez tüp takılmış; tüplerin kısa sürede düşmesi üzerine aynı nedenle üç ayrı cerrahi müdahaleye maruz bırakılmıştır. Tuğçe Ayşe, enfeksiyonun kaynağı ve işitme kaybının nedeni tam olarak açıklığa kavuşturulmadan 12.05.2026 tarihinde taburcu edilmiştir.

Oysa dosyadaki kayıtlara göre Enfeksiyon Hastalıkları Birimi, dirençli mikroorganizma üremesi ve ağızdan tedavi seçeneğinin kısıtlılığı nedeniyle kontrastlı beyin MR’ı sonrası hastanın yeniden değerlendirilmesini önermiştir.

18.05.2026 tarihli kontrolde steroid tedavisinin kesilmesinin ardından Tuğçe Ayşe’de ateş, halsizlik, kusma ve çarpıntı şikâyetleri başlamıştır. Tuğçe Ayşe, 22.05.2026 ve 23.05.2026 tarihlerinde iki kez Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi acil servisine başvurmuştur. 23.05.2026 tarihli triyaj kayıtlarında nabız 143, ateş 38,9 ve CRP 93,40 olarak görülmesine rağmen yeniden eve gönderilmiştir.

Ertesi gün, 24.04.2026 tarihinde; idrarda yoğun kan, ciddi halsizlik, ateş, bulantı, kusma, kemik ağrısı ve deride ağırlı lezyonlar nedeniyle tekrar acil servise başvurmuştur. Yapılan tetkiklerde böbrek ve akciğer kanamasını düşündüren bulgular tespit edilmiştir. Bu bulgular üzerine Dermatoloji tarafından Romatoloji görüşü alınması gerektiği belirtilmesine rağmen Romatoloji değerlendirmesi yapılmamış; bunun üzerine müteveffanın Enfeksiyon Hastalıkları servisine yatışı yapılmıştır.

Bu süreçte akciğer kanamasına ilişkin bulgular devam ederken, hayati önemdeki ANCA ilişkili vaskülit değerlendirmesine yönelik sürecin ancak ikinci yatışından üç gün sonra, 27.05.2026 tarihinde saat 23.19’da başlatıldığı görülmektedir. Alınan numunenin iki gün boyunca işleme alınmadığı; epikriz raporunda 29.05.2026 tarihinde ‘romatolojik marker sarı, çalışılmamış?’ şeklinde bir ibare bulunduğu anlaşılmaktadır. Tetkik sonucu ise numunenin alınmasından tam üç gün sonra, 30.05.2026 tarihinde çıkmıştır.

ANCA ilişkili vaskülit tanısı, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ne yazık ki ölümünden yalnızca bir gün önce konulmuştur.

29.05.2026 tarihinde Tuğçe Ayşe’nin hemoglobini 6,9’a düşmüş, solunum sayısı dakikada 50’ye kadar yükselmiş ve yoğun bakım ihtiyacı doğmuştur. 31.05.2026 tarihinde entübasyon sırasında entübasyon tüpünden yaklaşık 1.000 cc kan geldiği, akciğerlerin kanla dolduğu ve Tuğçe Ayşe Güler’in aynı gün saat 18.45’te vefat ettiği kayıtlara geçmiştir.

Ayrıca müteveffaya ait ilaç orderları ve uygulama kayıtları incelendiğinde, 25.05.2026 ile 31.05.2026 tarihleri arasında kan sulandırıcı nitelikte ilaç tedavisinin tıbben yerinde olup olmadığı da araştırılmasını talep ettiğimiz hususlar arasındadır.

Epikriz raporu, laboratuvar sonuçları ve mevcut tıbbi kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde; geç tanı, geç patoloji sonucu, hatalı taburculuk, yetersiz takip, eksik konsültasyon ve tartışmalı tedavi kararlarından oluşan ağır bir ihmaller zinciri bulunduğu yönünde ciddi şüphe oluşmuştur. Ayrıca Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne bağlı Dahiliye Yoğun Bakım yönünden tanı, tedavi planlaması, acil servis ve yoğun bakım sisteminin nasıl işletildiği, tanının geç konmasına neden olan ihmaller veya imkansızlıklar noktasında hem adli hem idari yönden tahkikatların ivedi şekilde yapılması taleplerimiz arasındadır.

Bu süreçte delillerin muhafazası amacıyla tarafımızca Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca ilgili kurum nezdinde soruşturma izni sürecinin işletilmesi için gerekli yasal başvurular yapılmıştır.

Tuğçe Ayşe Güler’in ölümüne giden sürecin tüm ayrıntılarıyla bağımsız, şeffaf ve etkin biçimde araştırılmasını istiyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Av. Uğurcan Karabağ