Büyük Hun İmparatorluğu’nun 2 bin yıllık sırrı antik DNA ile çözüldü: Çin kaynakları doğrulandı

Büyük Hun İmparatorluğu’nun 2 bin yıllık sırrı antik DNA ile çözüldü: Çin kaynakları doğrulandı Moğolistan’daki Tamir nekropolünde yapılan antik DNA ve arkeolojik çalışma, Büyük Hun İmparatorluğu’nda mezar yerleşiminin aile bağlarından çok sosyal statü, zenginlik ve siyasi bağlantılara göre şekillendiğini ortaya koydu.

Moğolistan bozkırlarında, Tamir ve Orhun nehirlerinin birleştiği noktaya bakan yüksek bir burun üzerindeki Tamir nekropolü, Hun dönemine ait 44 mezar ve 47 bireyin incelendiği kapsamlı bir araştırmaya ev sahipliği yaptı. Ameline Alcouffe ve meslektaşlarının yürüttüğü çalışmada antik DNA verileri, yapay zeka ve kültürel filogenetik yöntemler bir arada kullanıldı.

Elde edilen verilere göre mezar düzenini belirleyen temel faktör akrabalık değil, bireyin toplumsal hiyerarşideki konumuydu.

KAN BAĞI DEĞİL, GÜÇ VE ZENGİNLİK ÖNEMLİYDİ

Nekropolde daha önce tespit edilen 2 geniş aile soyu, 6 nesil boyunca izlenebildi. Ancak araştırmacılar, aynı soydan gelen biyolojik kardeşlerin bile sosyal statüleri farklıysa mezarlarının 200 metreden fazla uzakta konumlandığını saptadı.

En zengin sınıfa ait mezarlar 4 metreyi aşan derinliklere ulaşıyordu. Bu mezarlarda hayvan kurbanları, ithal nesneler ve özenli tabut yapıları dikkat çekti. Araştırmacılar, zenginlik ve sosyal statünün mezar kalıplarını aile bağlarından çok daha iyi açıkladığını belirtti.

SOL VE SAĞ KOL SİSTEMİNİN İZLERİ

Çalışmanın en dikkat çekici çıkarımlarından biri, nekropolde tespit edilen Soy A ve Soy B‘nin Çin tarihi kaynaklarında tanımlanan Hun siyasi yapısıyla örtüşmesiydi. Büyük Hun İmparatorluğu‘nun yönetici aile üyelerince idare edilen ‘Doğu’ ve ‘Batı’ kolları, mezarlıktaki iki soyun dağılımıyla uyumlu göründü.

Araştırmacılar, Tamir mezarlığının otorite, zenginlik, ittifaklar ve sembolik statünün bir kombinasyonuyla şekillendiğini vurguladı. Aile ilişkileri önemini korusa da daha büyük bir sosyal sistemin yalnızca bir parçasıydı.

HER NESİLDE TEK TEMSİLCİ VARDI

Nekropolün bir diğer çarpıcı özelliği, her nesilde soy başına genellikle tek bir kişinin mezarlığa kabul edilmesiydi. Bu kişinin yanına eşi ve bazen küçük çocukları gömülüyordu. Mezarlığa giriş bile başlı başına bir ayrıcalık niteliği taşıyordu.

MÖ 100 ile MS 100 yılları arasında aktif olarak kullanılan nekropol, Büyük Hun İmparatorluğu‘nun çöküşüyle birlikte tamamen terk edildi. Moğolistan’daki birçok dağınık alanın aksine Tamir nekropolünün doğu bölümü tamamen kazılarak eksiksiz bir veri kümesi sundu. Bu da araştırmanın güvenilirliğini artıran önemli bir etken oldu.