Eski İstihbarat Direktörü’nün ‘tarikat’ bağlantıları ifşa oldu! ABD bu skandalı konuşuyor

Eski İstihbarat Direktörü’nün ‘tarikat’ bağlantıları ifşa oldu! ABD bu skandalı konuşuyor Tulsi Gabbard’ın istifasının ardından ortaya atılan iddialar Washington’u karıştırdı. Gabbard’ın geçmişte bağlantılı olduğu öne sürülen bir yapı ve lideri Chris Butler’a dair belgeler, istihbarat ve siyasi yönlendirme tartışmalarını alevlendirdi.

ABD’de istihbarat dünyası, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın görevinden ayrılmasının hemen ardından ortaya atılan çarpıcı iddialarla sarsıldı. Gabbard’ın istifasının “eşinin sağlık durumu” gerekçesiyle sunulduğu açıklanırken, perde arkasında çok daha derin bir tartışmanın olduğu ileri sürüldü.

Gündemi ısıtan iddiaların odağında, Gabbard’ın çocukluk yıllarından itibaren ilişkilendirildiği ileri sürülen ayrılıkçı Hare Krishna kökenli yapı Kimlik Bilimi Vakfı (SIF) ve bu yapının tartışmalı lideri Chris Butler bulunuyor. Sızdırıldığı öne sürülen kapsamlı belgeler, Gabbard’ın siyasi ve medya stratejilerinin bu yapı içinden yönlendirildiğine dair iddiaları güçlendirdi.

TÜM HAREKETLERİ İÇİN TALİMAT ALMIŞ

25 bin sayfayı aşan e-posta ve not arşivlerinde, SIF içinde belirli bir grubun kullandığı şifreli iletişim ağı üzerinden Gabbard’a doğrudan talimatlar verildiği iddia edildi. Bu mesajlarda hangi yasa tekliflerinin hazırlanacağı, hangi politikaların savunulacağı ve kamuoyu önünde nasıl bir iletişim dili kullanılacağına kadar detaylı yönlendirmeler yer aldığı öne sürüldü.

2015 yılına ait bir belgede, dönemin ABD yönetimine verilen bir yanıt taslağında Gabbard’ın yaklaşımı sert bir dille eleştiriliyor; metinde “yeterince etkileyici olmadığın sürece kimse seni önemsemez” gibi ifadeler bulunduğu aktarılıyor. Aynı belgelerde Gabbard’a yönelik ağır eleştiriler ve disiplin dili de dikkat çekti.

TELEVİZYON PERFORMANSI TEK TEK PLANLANDI

Sızdırıldığı belirtilen kayıtlar, Gabbard’ın televizyon röportajlarının dahi önceden detaylı şekilde planlandığını öne sürdü. 2014 tarihli bir e-postada ekibine “gülümseme kontrolü” ve “jest kullanımını sınırlama” gibi talimatlar verildiği iddia edilirken, bir CNN yayını sonrası liderin Gabbard’ın mimiklerini sert biçimde eleştirdiği notlar da belgelerde yer aldı.

Araştırmalara göre Gabbard’ın 2014–2016 arasında katıldığı röportajların büyük bölümünde bu notlardaki ifadeleri neredeyse birebir kullandığı ileri sürüldü.

SOSYAL MEDYA OPERASYONU

Belgelerde ayrıca, Gabbard’a yönelik kamuoyu algısını güçlendirmek için sahte hesaplardan oluşan geniş bir dijital ağ kurulduğu iddiası da yer aldı. Bu hesapların farklı kimlikler ve çalıntı görseller kullanarak sosyal medyada destek mesajları ürettiği öne sürüldü.

Yurt dışına yayılmış üyelerin gizli ağlar üzerinden koordineli şekilde hareket ettiği, böylece Gabbard’a yönelik algının yapay biçimde yükseltildiği iddialar arasında.

CIA VE ESAD BAĞLANTISI

İddialara göre Gabbard, özel mesajlaşma platformları üzerinden yürütülen bir grup sohbetine katılarak bazı içeriklerin yönlendirilmesinde aktif rol aldı. Özellikle eski Suriye lideri Beşar Esad hakkında kullanılan sert dilin yumuşatılması gerektiğini savunduğu ve kamuoyundaki yorumcuların daha aktif hale getirilmesini istediği öne sürüldü.

Gabbard’ın geçmişte yaptığı “Suriye krizinin arkasında CIA var” şeklindeki açıklamalarının da bu yapı içinde şekillendiği iddia edildi. Chris Butler’ın geçmiş konuşmalarında ABD istihbaratına yönelik sert ve komplo teorisi içeren söylemler kullandığı, bu fikirlerin yıllar içinde Gabbard’ın düşünce dünyasına aktarıldığı ileri sürüldü.

“HEPSİ SİYASİ KARALAMA”

Gabbard’ın ekibi ise tüm iddiaları kesin bir dille reddetti. Yapılan açıklamada, bu haberlerin “Hindu inancını hedef alan organize bir karalama kampanyası” olduğu savunuldu. İddiaların, geçmişte SIF ile sorun yaşayan ve başarısız bir şantaj girişimiyle suçlanan eski bir gönüllüye dayandığı öne sürüldü.

Öte yandan söz konusu kişinin açtığı davanın delil yetersizliği nedeniyle düşürüldüğü de kayıtlara geçti.

Danışman Sunil Khemaney ise belgelerdeki notların büyük kısmının Chris Butler’a değil kendisine ve Gabbard’ın ailesine ait olduğunu iddia etti. Ancak analiz raporları, metinlerde tek bir üslup bütünlüğü bulunduğunu ve bunun Butler ile örtüştüğünü ileri sürdü.