Hürmüz’e ikinci kilit Trump’tan: ‘Ablukaya alacağız’

 İran’ın ateşkes kapsamında Hürmüz’ü tamamen açma şartını bölgedeki mayınları gerekçe göstererek yerine getirmediğini belirten ABD Başkanı, “Hürmüz’ü ablukaya alacağız” dedi.

‘ŞANTAJ ARACI YAPTILAR’

“ABD Donanması, Hürmüz Boğazı’na giriş ve çıkış yapmaya çalışan tüm gemileri ABLUKAYA alma sürecini başlatacaktır” ifadelerini kullanan Trump, “kısa süre içinde başlayacak ablukaya başka ülkelerin de katılacağını” kaydetti. İran’ın Hürmüz’ü tüm dünyaya karşı şantaj unsuru olarak kullandığını savunan Trump, ayrıca geçiş için İran’a para ödeyen gemileri durduracaklarını ve İran’ın Boğaz’a döşediği mayınları da temizleyeceklerini duyurdu.

BUGÜN 17.00’DA BAŞLIYOR

CENTCOM ablukanın bugün TSİ 17.00’da başlayacağını duyururken, İran limanlarına giriş-çıkış yapan tüm deniz trafiğine yönelik bir ablukanın uygulanacağı belirtildi.

DMO’DAN KARŞI TEHDİT

Trump’ın Hürmüz açıklamasına İran Devrim Muhafızları’ndan (DMO) gerilimi tırmandıracak bir karşılık geldi. DMO’nun donanma komutanlığı sosyal medyadan Hürmüz Boğazı’nın İran güçlerinin tam kontrolünde olduğu belirtilirken, “herhangi bir yanlış hesaplanmış hamle düşmanı boğazdaki ölümcül girdaplara hapsedecek” ifadesi kullanıldı. Trump’ın abluka hamlesiyle İran’ın petrol gelirlerinin kesilmesini ve İran petrolünün en büyük alıcılarından olan Hindistan ile Çin’in diplomatik süreçte Tahran yönetimine baskı yapmasını sağlamayı amaçladığı düşünülüyor.

İSRAİL DURUMDAN MEMNUN

İRAN ve ABD arasında gerçekleştirilen müzakerelerden somut bir sonuç çıkmamış olması ilk etapta “geçici bir ateşkesi” desteklediğini söyleyen Tel Aviv yönetimini memnun etti. İsrail merkezli Yedioth Ahronoth’un haberinde, İsrail ve ABD’nin “müzakerelerdeki kırmızı çizgiler ve İran’dan talep edilen koşullar konusunda aynı görüşte olduğu” belirtildi. Haberde, ABD’nin “kötü bir anlaşmadan ziyade hiç anlaşma olmamasının daha iyi olduğu yaklaşımını benimsemesinin memnuniyet verici olduğu” kaydedilirken, topun artık Washington’ın sahasında olduğu ifade edildi.

MASADA BAZI SEÇENEKLER VAR

Yedioth Ahronoth’ta yer alan analize göre müzakerelerin başarısızlığının ardından masada değerlendirilmek üzere birden fazla seçenek mevcut. Analizde bu seçenekler “İran’a abluka uygulamak, halkın sokaklara dökülmesini hızlandırmak amacıyla İsrail ile birlikte enerji ve ulusal altyapıyı hedef alan bombalamalara geri dönmek, Hark Adası’nı işgal etmek ve zenginleştirilmiş uranyumu ortadan kaldırmak için askerî harekât düzenlemek” olarak sıralandı. ABD’nin “her türlü olasılığa” hazırlandığı belirtilen analizde, İsrail’in de “savaşa geri dönülmesi” ihtimaline hazırlık yaptığı belirtildi. Öte yandan İsrailli analist Ron Ben Yishai ise yaptığı değerlendirmede “Amerikalılar muhtemelen tehditlerini yerine getirip İran altyapısına zarar verdikten sonra, işlerin belirleneceği bir başka müzakere turu olacaktır. Bu muhtemelen çok makul bir olasılık” ifadelerini kullandı.

NETANYAHU: İŞİMİZ BİTMEDİ

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da önceki gün yayımladığı video mesajında “İran’a yönelik saldırılarımız henüz sona ermedi. Yapacak daha çok işimiz var” diye konuştu. Netanyahu, İran’daki savaşla ilgili, “Muazzam başarılar elde edildi. Bu tarihi bir değişim. Nükleer programı ezdik. Füzeleri ezdik ve rejimi ezdik” değerlendirmesini yaptı.

İSRAİL LÜBNAN’DA BOŞ KÖYLERİ YIKIYOR

İRAN Hizbulahı’nın İran savaşında Tahran’a desteğini açıklayarak İsrail’e roket fırlatması sonrası İsrail’in 2 Mart’ta Lübnan’a başlattığı yüksek yoğunluklu saldırılar devam ediyor. İsrail ordusunun ülkenin özellikle güney bölgelerine yönelik saldırıları önceki gece de devam ederken, 11 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. İsrail hava saldırılarının yanı sıra ülkenin güneyinden Litani Nehri’ne kadar olan bölümü “tampon bölge” ilan etmiş ve nehir üzerindeki tüm köprüleri vurarak Lübnan’ın kuzeyi ile güneyini birbirinden koparmıştı. Bölgeyi işgal eden İsrail ordusu bir adım ileri giderek Gazze Şeridi’nde uyguladığı yıkım politikasını Lübnan’da da yürürlüğe koydu.

‘EV KIRIMI’ POLİTİKASI

İngiliz The Guardian’ın haberine göre İsrail ordusu sınır hattındaki köylerde evleri patlayıcılarla ve dozerlerle tamamen yıkıyor. Taybeh, Nakura, Deyr Seryan köylerindeki yıkımları İsrail ordusu kendi sosyal medya kanallarından dahi paylaştı. İsrail ordusu, hedefin Hizbullah’a ait tüneller ve askeri altyapı olduğunu, bu yapıların sivil evlere yerleştirildiğini savunuyor ve yerinden edilen sivillerin geri dönüşünü engellemeyi planlıyor. Akademisyenler bu politikayı, soykırım suçuna atıfla, sivil konutların sistematik biçimde yok edilerek bölgelerin yaşanamaz hale getirilmesini amaçlayan bir “ev kırımı” olarak tanımlıyor. İnsan hakları örgütleri de bu yıkımların “keyfi tahribat” kapsamında savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor.

DÖNECEK YER KALMADI

The Guardian’a konuşan çok sayıda Lübnanlı saldırıların başlaması sonrası tüm eşyalarını ve hayatlarını geride bırakarak evlerini terk ettiklerini, artık dönecek bir yerlerinin de kalmadığını anlatıyor. Güney Lübnan’daki sınır köyleri, 1970’lerden bu yana süren İsrail operasyonları nedeniyle sık sık yerinden edilmenin merkezi oldu. Yurt dışına dağılan aileler için bu köyler yaz aylarında geri dönülen bir “merkez” işlevi görüyordu. Yerel halk, köylerin yok edilmesiyle bu bağın da ortadan kalktığını belirtiyor.