İBB davasında tutuklular cezaevi şartlarına isyan etti

92’si tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasında savunmalar altıncı haftasında devam ediyor. Geride kalan 5 haftada sanık savunmaları alındı. savunmalarda ise birçok insani detay dikkat çekti. Cezaevlerinde özellikle psikolojik şiddete maruz kaldığını dile getiren mahkumlar, kötü cezaevi koşullarından şikayetçi.

İBB davasında dikkat çeken savunmalardan öne çıkanlar şöyle:

Geçtiğimiz hafta savunma yapan İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz, savunmasının sonunda Silivri’deki cezaevi koşullarını ve tanık olduğu ağır bir olayı şöyle anlattı: “Koğuşta 10 kişi iki aydan fazla yerde yattık. Tüm eşyalarımız çöp poşetindeydi. Bu poşet bende travma yarattı çünkü bizim bölümden ölen iki kişinin eşyaları kapıya çöp poşetiyle konuldu. Bu poşet olayı bende travma yarattı. Ayrıca koğuşta çoğu hasta yaşlılar var. Duşlarını, ilaçlarını alamıyorlar.”

“YEMEKLER SOĞUK, SULAR İLAÇLI”

Yine geçen hafta savunma yapan şehir plancısı Nuri Cem Ceylan ise cezaevinde pek çok farklı sorunla mücadele ettiklerini belirttiği savunmasında şunları aktardı: “Koğuşta 60 kişiyiz, ilk karşılaştığımız şey keneler oldu. 2026 yılında hâlâ kenelerle uğraşıyoruz. Günlerce ranzanın altında yattım. Koğuş çok dar, yaklaşık bir buçuk kulaç. Yemekler soğuk. İlaç istememize rağmen gelmiyor. İlaçlı suyla duş alıyoruz, vücudumuz yara içinde” dedi.

“PSİKOLOJİK OLARAK ÇOK YIPRANDIM”

İBB Akıllı Şehirler Müdürlüğü personeli İsmet Korkmaz da savunmasında, uyuşturucu suçundan tutuklu kişilerle aynı koğuşta olduğunu anlatarak “70 kişilik bir ortamda altı aydır yerde yatıyorum. Bu durum beni psikolojik olarak çok yıprattı. Ailem Erzurum’dan İstanbul’a taşınmak zorunda kaldı. Gelirimiz olmadığı için zor şartlarda yaşamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

“DOKTORLA BİLE GÖRÜŞEMİYORUZ”

İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in tutuklu oğlu Mustafa Keleş’in avukatı, müvekkilinin iki kez verem karantinasında kaldığını, bu süreçte doktorla bile görüşemediğini ve cinayet koğuşunda olduğunu belirtti.

“REVİRE ÇIKMAK UZAYA MEKİK GÖNDERMEK GİBİ”

Reklamcı Yusuf Utku Şahin ise cezaevindeki sağlık sürecini şöyle anlattı: “Altı aydır buradayım. İlk haftalarda ağır hastalandım. O 60 kişinin içinde yatıyorum. Koğuştakiler bile halime acıyıp yardım etti. Vücudumda yaralar çıktı. Revire çıkmak, uzaya mekik göndermek kadar zor. Defalarca dilekçe verdim ancak uzun süre sonra çıkabildim. İlla ölüme mi yaklaşmak gerekiyor?”

“21 KİŞİLİK KOĞUŞTA 75 KİŞİ KALIYORUZ”

Tutuklulardan Kahraman Yeşilyurt’un avukatı ise iki hafta önceki tahliye talebinde, müvekkilinin kapasitesinin üzerinde bir koğuşta kaldığını ve bu sayede ölümden kurtulduğunu anlattı. Avukat, “21 kişilik koğuşta 75 kişi kalıyorlardı. Üç kez bayıldı. Sonuncusunda kalabalık sayesinde fark edilip düşmekten kurtuldu. Normalde ‘kalabalık yüzünden’ denir ama buna ‘sayesinde’ demek zorundayım çünkü müvekkilimin hayatı kurtuldu” ifadelerini kullandı.