Açık ihale geriledi, pazarlık usulü iki katına çıktı: İki katına çıktı

Türkiye’de kamu alımlarında açık ihale yönteminin payı son yıllarda dikkat çekici biçimde gerilerken, pazarlık usulünün giderek yaygınlaştığı ortaya kondu. İlansız pazarlık usulünün yaygınlaşması, şeffaflık ve rekabeti azalttığı için yolsuzluk ve usulsüzlük riskini artıran bir zemin oluşturabilir.

Abdullah Karaer’in Sayıştay Dergisi’nde yayımlanan çalışmasına göre, herkesin katılımına açık ihalelerin toplam içindeki payı 2003’te yüzde 81,89 iken 2025 sonunda yüzde 61,98’e düştü.

Aynı dönemde pazarlık usulüyle yapılan alımların oranı yüzde 16,63’ten yüzde 37,23’e yükseldi. Bu artışın önemli bölümünü yüzde 37,06 ile ilansız pazarlık usulü oluşturdu. 2023 ve 2024 yıllarında deprem sonrası yeniden inşa ve hizmet faaliyetlerinin etkisiyle bu yöntemde zirve görüldü. Ancak pazarlık usulünün kullanımındaki artışın neredeyse her yıl devam etmesi dikkat çekici bulundu.

Avrupa Birliği ülkelerinde ise tablo farklı. Çalışmada yer alan son veri yılı olan 2024 itibarıyla, kamu alımlarının yüzde 85,1’i açık ihale yöntemiyle gerçekleştirildi.

İHALESİZ ALIMLAR YENİDEN ARTIŞTA

Araştırmada, ihale yapılmadan doğrudan temin ve istisna kapsamında gerçekleştirilen alımlar da incelendi. Bu yöntemlerin toplam içindeki payı 2005’te yüzde 27 seviyesindeyken 2014’te yüzde 13,9’a, 2017’de yüzde 9,7’ye kadar geriledi. Ancak sonraki yıllarda yeniden yükselerek yüzde 24,2’ye ulaştı.

Çalışmada, istisnaların daraltılması ve açık ihale yönteminin daha erişilebilir hale getirilmesi önerildi.

TÜRKİYE, REKABETÇİ YÖNTEMLERDE AB’NİN GERİSİNDE

2018-2023 dönemini kapsayan Türkiye-AB karşılaştırmasına göre, rekabetçi olmayan alım yöntemlerinin toplam içindeki payı AB’de yüzde 6 iken Türkiye’de yüzde 28,9 olarak hesaplandı. Bu farkın, Kamu İhale Kanunu’nda yapılan sık değişiklikler, uygulama sorunları ve şeffaflık eksikliğine işaret ettiği belirtildi.

Çalışmada şu değerlendirmeye yer verildi:

“Önceden öngörülemeyen, acil ihtiyaçlar için istisnai olarak başvurulması gereken ilansız pazarlık usulünün yaygın bir uygulama haline gelmesi; alım yapan görevlilere fazla inisiyatif sağladığı için yolsuzluk ve usulsüzlük riski yüksek olan doğrudan temin yönteminin sıklıkla ve artan ölçüde amacı dışında kullanılması, bu tespiti desteklemektedir”

TEKNOLOJİ YOĞUN ALIMLARDA DÜŞÜK PERFORMANS

İleri teknoloji ve uzmanlık gerektiren kamu alımlarında tercih edilen ilanlı pazarlık usulünde de Türkiye’nin geride kaldığı görüldü. AB ülkelerinde bu yöntemin payı yüzde 19 seviyesindeyken Türkiye’de yalnızca yüzde 0,2 olarak ölçüldü.

Çalışmada bu durum şöyle ifade edildi:

“Bu veri Türkiye’nin kamu hizmetlerinin ve faaliyetlerinin dijitalleşmesini ve iyileşmesini sağlayan kamu alımlarında kullanılan ilanlı pazarlık usulünü AB ülkelerinin aksine etkili bir şekilde uygulamadığını göstermektedir”

PAZARLIK USULÜ DAHA MALİYETLİ

Araştırmada maliyet karşılaştırmalarına da yer verildi. 2003-2024 döneminde yaklaşık maliyet ile ihale sonuçları karşılaştırıldığında, pazarlık usulünün 2022 yılı hariç tüm yıllarda daha yüksek maliyetle sonuçlandığı tespit edildi.

Sözleşme bedelinin yaklaşık maliyete oranı açık ihalelerde yüzde 80, pazarlık usulünde ise yüzde 88 olarak hesaplandı.

Uluslararası çalışmalara da atıf yapılan makalede şu ifadeler kullanıldı:
“Ampirik analiz sonucunda açık ihalenin alım maliyetlerini düşürdüğü ve fiyat rekabetini artırdığı sonucuna ulaşmışlardır. Dolayısıyla Türkiye’de açık ihale usulünün yaygınlaştırılması halinde önemli miktarda tasarruf sağlanması mümkün bulunmaktadır”

ŞEFFAFLIK VE REKABET VURGUSU

Çalışmada kamu alımlarında şeffaflık, rekabet, eşit muamele ve orantılılık ilkelerine uyulmasının önemine dikkat çekildi. Açık ihale yönteminin yaygınlaştırılması, ilansız pazarlık usulünün sınırlandırılması ve doğrudan temin eşik değerlerinin kaldırılması öneriler arasında yer aldı.

Ayrıca, ilansız pazarlık usulünün yalnızca Kamu İhale Kurulu izniyle yapılması ve elektronik ihale uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı.