Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – İklim değişikliği, kuraklık ve hızla azalan tatlı su kaynakları, bir ziraat mühendisini yıllardır göz ardı edilen bir bitkinin peşine düşürdü. Akdeniz’in sıcak yamaçlarında kendiliğinden yetişen dikenli incir, onun için sıradan bir yabani bitki değil, geleceğin tarımına ışık tutabilecek stratejik bir ürün haline geldi. Yaklaşık on yıl önce başlayan araştırmalar, Türkiye’de daha önce örneği bulunmayan düzenli dikenli incir bahçelerinin kurulmasına, uzun süren seleksiyon çalışmalarına ve sonunda Mersin Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ile geliştirilen Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir çeşidi ALFA’nın ortaya çıkmasına kadar uzandı. Ziraat mühendisi olan Esra Hürmeydan, mesleğini yalnızca bir iş olarak değil, sürekli öğrenmeyi, araştırmayı ve üretmeyi gerektiren bir yaşam biçimi olarak görüyor. Bu nedenle eğitim hayatımı da hiç bırakmayarak, farklı alanlarda kendini geliştirmeye devam ediyor.
‘DİKENLİ İNCİR TAMAMI DEĞERLENDİRİLEN ÇOK YÖNLÜ BİR BİTKİ’
Aslında her şeyin bir soru ile başladığını söyleyen Esra, “Gelecekte tarımı nasıl yapacağız?” diye sorum. İklim değişikliği, kuraklık ve özellikle tatlı su kaynaklarının hızla azalması beni alternatif ürünler üzerine araştırma yapmaya yöneltti. Çünkü klasik tarım ürünlerinin her geçen yıl daha fazla suya, daha fazla gübreye ve daha fazla maliyete ihtiyaç duyduğunu görüyordum. Araştırmalarım sırasında, Akdeniz Bölgesi’nde yıllardır kendiliğinden yetişen dikenli incirin dünyada çok farklı alanlarda değerlendirildiğini fark ettim. Oysa biz bu bitkiyi çoğunlukla yol kenarında gördüğümüz sıradan bir bitki olarak biliyorduk. FAO’nun kurak ve yarı kurak bölgeler için yürüttüğü projeleri inceleyince bu bitkinin gelecekte çok daha önemli hale geleceğine inandım. Böylece yaklaşık on yıl önce araştırmalara başladık, ardından Türkiye’nin ilk düzenli dikenli incir bahçesini kurduk. Bugün geldiğimiz noktada ise Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir çeşidini geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
İlk zamanlarda çok şaşıran olduğunu dile getiren Esra, “Bu da tarım mı?”, ‘Düz araziye dikenli incir dikilir mi?’, ‘Bundan para kazanılır mı?’ gibi pek çok yorumla karşılaştım. Çünkü insanlar dikenli inciri sadece doğada kendi kendine yetişen dikenli bir bitki olarak tanıyordu. Düzenli bahçesinin kurulabileceğini, tescilli çeşit geliştirilebileceğini veya ihracat yapılabileceğini kimse bilmiyordu. Bugün ise aynı insanlar gelip bahçeyi görmek, üretim modelini incelemek ve bilgi almak istiyor. Bu da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor” dedi ve ekledi:
“Dikenli inciri diğer meyvelerden ayıran en önemli özellik, sadece bir meyve olmamasıdır. Aslında tamamı değerlendirilebilen çok yönlü bir bitkidir. Meyvesi taze tüketilebildiği gibi reçel, marmelat, kurutulmuş meyve, meyve suyu ve doğal gıda ürünlerinde kullanılabiliyor. Yaprakları (petleri) dünyanın birçok ülkesinde sebze olarak tüketiliyor, salatalarda kullanılıyor ve kurak dönemlerde çok değerli bir hayvan yemi olarak değerlendiriliyor. Tohumlarından kozmetik sektöründe kullanılan yüksek değerli yağ elde ediliyor. Özütleri ise sağlık ve kozmetik sanayisinde tercih ediliyor. Yani aslında bu bitkide neredeyse hiçbir şey israf edilmiyor. İşte onu diğer meyvelerden ayıran en önemli özellik de bu.”

‘BAZI ÜLKELERDE BİYOGAZ ÜRETİMİNDE KULLANILIYOR’
‘Akdeniz Bölgesi, dikenli incirin doğal yaşam alanlarından biri. Yıllardır hiçbir bakım yapılmadan bile yaşayabilmesinin nedeni de bu’ diyen Esra, “Yüksek sıcaklıkları çok iyi tolere ediyor. Yaz aylarında birçok meyve türü sıcak stresinden etkilenirken dikenli incir gelişimini sürdürebiliyor. Ayrıca çok düşük su ihtiyacıyla kaliteli ürün verebilmesi, Akdeniz ikliminde büyük bir avantaj sağlıyor. Bence önümüzdeki yıllarda Akdeniz havzasında kuraklığın daha da artacağı düşünüldüğünde, bu bitkinin önemi çok daha iyi anlaşılacak” şeklinde konuştu.
‘İklim değişikliğine karşı oldukça dayanıklı ve çok az suyla üretilebiliyor’ bilgisini paylaşan Esra, “Ayrıca, neredeyse tamamı değerlendiriliyor. Meyvesi, yaprağı, tohumu ve özütü ekonomik değere sahip. Sürdürülebilir tarıma çok uygun. Dünyada artık yalnızca üretmek değil, doğaya daha az yük oluşturarak üretmek önem kazanıyor. Ayrıca sağlık sektöründen kozmetiğe, hayvancılıktan tekstile kadar çok farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Bugün Meksika’da dikenli incirin petlerinden çevre dostu deri üretiliyor, bazı ülkelerde biyogaz üretiminde değerlendiriliyor, bazı bölgelerde ise yangınların yayılmasını yavaşlatan doğal bariyer olarak kullanılıyor. Bütün bunlar gösteriyor ki dikenli incir artık sadece bir meyve değil; geleceğin sürdürülebilir tarım bitkilerinden biri” ifadelerine yer verdi.
‘TÜRKİYE’DE DAHA ÖNCE YAPILMAMIŞ İŞİ SIFIRDAN KURDUK’
‘Dikenli incirin en büyük avantajlarından biri üretim maliyetinin birçok meyve türüne göre oldukça düşük olması’ diyen Esra, “Su ihtiyacı az, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olduğu için ilaç kullanımı oldukça sınırlı. İşçilik ihtiyacı da birçok meyve türüne göre daha düşük. Ancak burada asıl önemli konu sadece meyve satmak değil. Ben dikenli incirin gerçek ekonomik değerinin, işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürüldüğünde ortaya çıkacağına inanıyorum. Meyveyi yalnızca taze olarak satarsanız bir yere kadar gelir elde edersiniz. Ama kurutulmuş ürün, marmelat, doğal özüt, kozmetik hammaddesi veya farklı sanayi ürünlerine dönüştürüldüğünde ekonomik değeri katlanarak artıyor. Asıl hedefimiz de bu dönüşümü Türkiye’de gerçekleştirebilmek” dedi ve ekledi:
“En büyük zorluk, aslında bilgi eksikliği. Çünkü Türkiye’de daha önce örnek alabileceğimiz düzenli bir dikenli incir bahçesi yoktu. Hazır bir üretim modeli de bulunmuyordu. Yaklaşık on yıllık bu yolculuğun ilk üç yılı tamamen araştırmayla geçti. Doğu ve Batı Akdeniz’de doğal olarak yetişen genotipleri inceledik, dünyadaki uygulamaları araştırdık ve bilimsel kaynakları taradık. Sonraki yıllarda ise deneme dikimleri, seleksiyon çalışmaları ve gözlemlerle devam ettik. Bu süreçte Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve üniversitelerimizin desteği bizim için çok kıymetliydi. Bilimsel çalışmalar sayesinde doğru adımları atabildik. Aslında bizi en çok zorlayan şey dikenli inciri yetiştirmek değil, Türkiye’de daha önce yapılmamış bir işi sıfırdan kurmaya çalışmaktı.”

‘YAPRAKLARINDAN SEBZE YEMEKLERİ YAPILIP SALATALARDA KULLANILIYOR’
İnsanların büyük çoğunluğunun dikenli inciri sadece yaz aylarında yol kenarında satılan bir meyve olarak bildiğini söyleyen Esra, “Oysa dünyada bu bitki çok farklı şekillerde tüketiliyor. Yapraklarından sebze yemekleri hazırlanıyor, salatalarda kullanılıyor, turşusu yapılıyor, meyvesinden doğal içecekler, marmelatlar ve fonksiyonel gıdalar üretiliyor. Türkiye’de ise henüz bu kültür oluşmuş değil. Bence önce bu bitkiyi tanımamız gerekiyor. Çünkü tanıdıkça ne kadar büyük bir değere sahip olduğumuzu daha iyi anlayacağız” ifadelerine yer verdi.
Dikenli incirin yalnızca lezzetli bir meyve değil, aynı zamanda besin değeri oldukça yüksek bir bitki olduğuna da değinen Esra, “Vitaminler, mineraller, diyet lifi ve doğal antioksidanlar bakımından zengin olması nedeniyle dünyada sağlık alanında da yoğun şekilde değerlendiriliyor. Meyvesi ve özütü fonksiyonel gıdalarda, gıda takviyelerinde ve doğal kozmetik ürünlerinde kullanılıyor. Tohumundan elde edilen yağ ise özellikle kozmetik sektöründe yüksek katma değerli ürünler arasında yer alıyor. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tıbbi ve aromatik bitki listesinde Opuntia ficus-indica türü de yer alıyor. Bu da bitkinin yalnızca tarımsal değil, sağlık ve doğal ürünler alanında da önem kazandığını gösteriyor. Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim; dikenli incir bir ilaç değildir. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebilecek, besin değeri yüksek doğal bir üründür. Dünyada sağlık, gıda ve kozmetik sektörlerinin bu bitkiye olan ilgisi her geçen yıl artıyor. Bizim hedefimiz de Türkiye’nin bu gelişimin dışında kalmamasını sağlamak” şeklinde konuştu.

‘ESKİDEN MERAKLA İZLEYENLER ŞİMDİ GELİP SORU SORUYOR’
‘İlk başladığımızda insanlar dikenli inciri yol kenarında yetişen sıradan bir bitki olarak görüyordu’ diyen Esra, “Düzenli bahçesinin kurulabileceğine, standart üretim yapılabileceğine hatta tescilli bir çeşit geliştirilebileceğine inanan çok az kişi vardı. Bugün ise Türkiye’nin ilk düzenli dikenli incir bahçesini kurmuş, ilk tescilli çeşidini geliştirmiş ve ihracata ürün veren bir üretici olarak birçok kişi bahçemizi ziyaret ediyor, bilgi almak istiyor. Bu değişim beni çok mutlu ediyor. Ama bizim için yolun sonu değil, aslında başlangıcı. Çünkü şimdi hedefimiz bu bitkiyi yalnızca üretmek değil, işlemek, katma değer oluşturmak ve Türkiye’de yeni bir tarımsal sektörün gelişmesine katkı sağlamak. Eskiden insanlar merakla izliyordu, şimdi ise gelip sorular soruyorlar. Bahçe kurmak isteyenler oluyor, dikim tekniklerini öğrenmek isteyenler oluyor. Bu bizi mutlu ediyor. Ancak ben her zaman şunu söylüyorum; önemli olan sadece dikenli incir dikmek değil. Doğru çeşitle, doğru planlamayla ve pazarı düşünerek üretime başlamak gerekiyor. Bilinçli üretim yapılırsa bu bitkinin ülkemiz için önemli bir alternatif olacağına inanıyorum” bilgisini paylaştı ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Dikenli incir, dışarıdan bakıldığında sert ve ulaşılması zor gibi görünse de kabuğunun altında lezzetli, ferahlatıcı ve besin değeri yüksek bir meyve saklıyor. İlk kez tadan birçok kişi, önyargılarının tamamen değiştiğini söylüyor. Ama ben dikenli inciri sadece bir meyve olarak görmüyorum. Benim için dikenli incir, kuraklığa karşı direnci, sürdürülebilir tarımı, sabrı ve emeği temsil ediyor. Yaklaşık on yıl önce çıktığımız bu yolculukta bize araştırmanın, bilimin ve vazgeçmemenin ne kadar önemli olduğunu öğretti. Bugün Türkiye’nin ilk düzenli dikenli incir bahçesini kurmuş ve Mersin Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü ile yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir çeşidi olan ALFA’yı geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Biz sadece yeni bir çeşit geliştirmedik; gelecekte suyun daha da kıymetli olacağı bir dünyada, sürdürülebilir tarım adına yeni bir bakış açısı ortaya koymaya çalıştık. Bundan sonraki hedefimiz ise bu bitkiyi yalnızca meyvesiyle değil; gıdadan sağlığa, hayvancılıktan sanayiye kadar tüm kullanım alanlarıyla ülkemize kazandırmak, katma değerli üretimi yaygınlaştırmak ve bu adımı hep birlikte büyütmek. Çünkü inanıyorum ki doğru değerlendirildiğinde dikenli incir, Türkiye tarımı için sadece alternatif bir ürün değil, geleceğe bırakacağımız önemli bir miras olacaktır.”

