AK Parti’de “Siyasi ve Hukuki Yönleriyle Onuncu Yılında 15 Temmuz Sempozyumu”

Ak partide siyasi ve hukuki yonleriyle onuncu yilinda 15 temmuz sempozyumu KdJsQwtq.jpg

AK Parti Genel Merkez Kongre Salonu’ndaki açılışın ardından moderatörlüğünü AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın üstlendiği sempozyumda, 15 Temmuz gecesi TBMM Başkanı olarak görev yapan İsmail Kahraman, eski Başbakan Binali Yıldırım, dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala ile dönemin AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş konuşmacı olarak yer aldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı, buradaki konuşmasında, bazı olayların yalnızca yaşandıkları dönemi değil, gelecek nesillerin de zihnini şekillendirdiğini ve 15 Temmuz’un da böyle bir hadise olduğunu vurguladı.

Devlet yapısının sadece teşkilatlardan, binalardan ibaret olmadığını, devletin her şeyden önce meşruiyet kaynağının millet iradesi olduğunu belirten Yazıcı, şöyle konuştu:

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

“15 Temmuz girişimi tam da bu meşruiyet anlayışını hedef almıştır. Çünkü darbeler sadece hükümetleri devirmeye kalkışmaz. Hele bu FETÖ’nün girişimde bulunduğu 15 Temmuz darbesi, milleti var eden tüm değerleri, milleti şekillendiren tüm kurumları, güvenlik, yargı, asker başta olmak üzere tarumar etmek ve taşeronluğunu yüklendiği kesimlere Türkiye’yi, bu vatanı ve bu vatanda yaşayanların yönetimini teslim etmek, hedef buydu. Bu kadar alçak ve gaddarca. O gece aynı zamanda anayasal düzeni de ortadan kaldırmayı hedeflemişlerdir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbe gecesi ilk fırsatta milletiyle kucaklaşarak liderliğini ortaya koyduğunu, milletin sokaklarda güçlü bir şekilde darbecilere karşı direnişini motive etmeyi başardığını dile getiren Yazıcı, şunları kaydetti:

“15 Temmuz bize önemli bir hakikati göstermiştir. Demokrasiler sadece seçimlerle korunmaz. Kurumlarla, güçlü yapılarla korunur, inançla korunur. Egemenlik hakkına, hak ve özgürlüklerine sahip çıkmakla korunur. Ve hepsinden önemlisi milletin demokrasiye olan inancıyla korunur. Bunun için geçmişi anmak kadar geleceği inşa etmek de sorumluluğumuzdur. Çünkü tarih yalnızca hatırlanmak için değil, doğru okunmak için vardır.”

“15 TEMMUZ TÜRKİYE’Yİ İŞGAL HAREKETİDİR”

Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman ise 15 Temmuz’un bir darbe girişimi ve ihtilal olmadığını belirterek, “15 Temmuz Türkiye’yi işgal hareketidir. Türkiye işgal ediliyordu. Ben ’15 Temmuz İşgal Teşebbüsü’ diyorum. Bizi o gün meydanlara getiren, bana o gün herhangi bir tehdit yokken, bir kurum, parti, şahıs tehdit etmezken, kendi isteğimle ve kararımla ateşler altında, tanklar altında Meclisi açtıysam, ben Türkiye’nin işgal edilmesini önlemek, icabında da şehit olmaya çalıştım.” diye konuştu.

“15 Temmuz’un önlenmesinin ana sahibi, doğrudan doğruya ve yalnız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bunu inançla söylüyorum, çünkü o dik durdu.” diyen Kahraman, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o gece “milletimin başına geçeceğim” iradesini ortaya koyduğunu, milletin ise parti farkı gözetmeksizin meydanları doldurduğunu söyledi.

“HEDEF, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ DARBE GİRİŞİMİYLE YOK ETMEKTİR”

Eski Başbakan Binali Yıldırım da darbe girişiminin üstünden 10 yıl geçtiğini ancak acıların hala çok taze olduğunu söyledi.

“Aslında o gece de hedef, seçilmiş Cumhurbaşkanı değildi sadece. Meşru hükümet de değildir, onun Başbakanı da değildir. O gece hedef, millet iradesini ortadan kaldırmak, Türkiye Cumhuriyeti devletini darbe girişimiyle yok etmektir.” diyen Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

“O gece asker kılığına girmiş, askerin üniformasının içine girmiş o şeytanlar, o terör elemanları, uçakları çaldı, tankları çaldı, bombaları, silahları çaldılar ve dediler ki ‘artık her şey bizim elimizde, bize kimse direnemez, kimse önümüzde duramaz.’ Ama onların hesap edemediği bir şey vardı. Onların hesap edemediği ay yıldızlı bayrağı eline alıp meydanları dolduran Türk milleti var. Bu alçakça kalkışmayı durduran milletin ta kendisidir. Sizlerin, bizlerin şehitleridir. Yediden yetmişe kadını, erkeği bu milletin asil evlatlarıdır. Hepinizle gurur duyuyorum.”

O gece Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinden bahseden Yıldırım, “Ölmek var, dönmek yok, ucunda ölüm de olsa milletin emanetini alçaklara teslim etmeyeceğiz.” ahdi yaptıklarını ve bunu hiç bozmadıklarını bildirdi.

“SAYIN BAŞBAKAN’LA İRTİBATLARINI KURDURDUM VE BAHÇELİ BU HAİNLERE KARŞI DURDUĞUNU BEYAN ETTİ”

Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala da FETÖ’ye ilişkin, “Bu kuklayı kullananların nihai hedefi ve bu kuklanın yapmak istediği şey; Türkiye’yi Suriye’ye çevirmekti.” dedi.

17-25 Aralık yargısal darbe teşebbüsüne işaret eden Ala, “17 Aralık” tarihinin bile tesadüfen seçilmiş bir tarih olmadığını söyledi. Ala, 17 Aralık 2010’da Tunus’ta Muhammed Buazizi’nin kendisini yaktığını ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan sürecin başladığını hatırlattı.

Ala, TBMM Başkanvekili Celal Adan’ın, o gece kendisini arayarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek istediğini söylediğini anlattı. Ala, “Sayın Başbakan’la irtibatlarını kurdurdum ve Sayın Devlet Bahçeli de bu adilere, bu hainlere karşı durduğunu beyan etti. O da önemlidir. Destek oldu. Kendisine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“BİZE KARŞI BÜTÜN PLANLARIN YAPILMAYA BAŞLANDIĞI MİLAT ‘ONE MİNUTE'”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarsılmaz bir liderliği olduğunu o gece anladıklarını ifade eden Ala, bütün milletin duruşuyla Türkiye’nin bir uçurumun kenarından alındığını, memleketin dağılmaktan, iç savaştan kurtulduğunu söyledi.

Ala, sonrasında yaptıkları soruşturma ve incelemelerde FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “one minute” çıkışından sonra her şeyi planlamaya, biriktirmeye başladığını gördüklerini bildirdi.

“Bize karşı bütün planların yapılmaya başlandığı milat ‘one minute'” diyen Ala, o tarihten sonra Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anlattı.

AK Parti Genel Başkanvekili Ala, şöyle devam etti:

“Bir darbenin, bir müdahalenin, bir siyasetin önünün kesilmesinin imkanı varsa ihtimali vardır. Onun için imkanı ortadan kaldıracak düzenlemeleri mutlak suretle yapmak lazım. Mutlak suretle Türkiye’nin kurucu, doğru dürüst, bir sivil, haklar ve özgürlükleri garantiye alan, işleyen bir devlet yapısı inşa eden, toplumun huzurunu sağlayacak bir anayasaya ihtiyacı var. Anayasalar ruhuyla birlikte anayasadır. Devletin çatısını ortaya koyar, işleyişini ortaya koyar. Millet iradesinin idareye hakimiyetinin garantilerini orada belirtir. Onun için çok yapılacak iş var. Bir sürü problemi yönettik. Bir sürü problemin üstesinden geldik. Bunları başardık. Ama başarıyı yönetmek, problemleri yönetmekten daha zordur. O bakımdan daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Türkiye’nin kurumlarını yerli yerine oturttuk ama bunun da garantisini anayasada ortaya koymamız lazım.”

Ala, “Kurumlar da güçlendi, siyaset de güçlendi, şimdi bunları garantiye alan bir anayasa yapmanın sırası gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

Dönemin AK Parti Teşkilat Başkanı Ataş ise 15 Temmuz gecesi dönemin Başbakanı Yıldırım ile görüşmesinin ardından AK Parti teşkilatlarına verdiği talimat neticesinde, teşkilat mensuplarının sokağa ilk inenlerden olduğunu söyledi ve darbecilere karşı direnişlerini anlattı.

Sempozyum kapsamında, 15 Temmuz gecesinde yaşananları anlatan “Milli İradenin Zaferi Fotoğraf Sergisi” de ziyarete açıldı.

yok

Author: Yusuf Arslan