SON DAKİKA HABERİ: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) 15 Temmuz Anma Töreni ve Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen “10. Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim” Programı’nda gerçekleştirdiği konuşmada tarihe geçen açıklamalarda bulundu.
Hain darbe girişiminin yaşandığı gece tüm dünyaya iman dolu Türk milletinin önünde kimsenin duramayacağını tüm dünyaya ilan ettiklerini söyleyen Erdoğan, “İhanet sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:
‘253 ŞEHİDİMİZİN HER BİRİNİ RAHMETLE YAD EDİYOR, 2 BİN 737 GAZİMİZE ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM’
Aziz milletim, Milliyetçi Hareket Partisi’nin değerli Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin kıymetli genel başkanları, şehitlerimizin muhterem yakınları, kahraman gazilerimiz, sevgili gençler, hanımefendiler, beyefendiler, hepinizi en kalbi duygularımla hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
15 Temmuz kanlı darbe girişiminin 10. yıl dönümünde, 10 yıl önce hemen yanı başımızda toprağa düşen kahramanları anmak, tarihimize şanla, şerefle yazılan destanımızı idrak etmek üzere Başkent Millet Bahçemizde sizlerle bir aradayız.
“İrade Bizim Zafer Bizim” diyerek programımıza icabet eden başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere hepinize hoş geldiniz diyorum.

Sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizdeki, 86 milyon vatandaşımıza vatan ve bayrak sevdalısı tüm kardeşlerime selamlarımı sevgilerimi yolluyorum. Sözlerimin hemen başında, o kanlı ihanet gecesinde istiklal ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine kara toprağın bağrına giren 253 şehidimizin her birini rahmetle minnetle, kemali edeple yad ediyorum. Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum.
Ahirete irtihal eden 72 gazimize yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.
Sevgili kardeşlerim; O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal gökte gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın; devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye anadan, yarda, serden geçtiler. Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı analar yüreği mahzun babalar bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16’dan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar “iman varsa imkan da vardır” dediler.
Biz seferle mükellefiz, zafer Allah’tandır dediler. Bu ülkeyi, ruhunu 1 dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz” dediler. Hani şair diyor ya: “Tarihin dilinden düşmez bu destan nehirler gazidir, dağlar kahraman. Her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.”
İşte 15 Temmuz şehitlerimizde her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler. Vatanımızın ebedi varlık mühürleri olan bütün şehitlerimiz ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum.
‘DARBECİLERE MEYDANLARI DAR EDEN AZİZ MİLLETİMİN HER BİR FERDİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Yine burada 15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına; jandarması, polisi, özel harekatçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize, ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum.
‘O GECE CÜMLE CİHANA İLAN ETTİK’
O gece istiklal savaşında şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik.
O gece, emperyalizme uşaklık eden haşhaşi çetesine karşı 1 asır önce olduğu gibi yine “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım, yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım” dedik. Buradan aziz milletimi bir kez daha tebrik ediyor, bu milletin bir ferdi olmaktan onur ve kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum.
‘İHANET SİRAYET ETTİĞİ BÜNYEYİ TÜM HÜCRELERİNE KADAR SARAN SİNSİ BİR VİRÜSTÜR’
Şunu lütfen unutmayınız; İhanet sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs, ahlak ve insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar. Tarih boyunca bu millete, bu devlete ihanet edenlere baktığınızda karşınızda ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünü görürsünüz. Bunlarda hicap duygusu göremezsiniz, bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda, vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında milli ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir.
‘ELLERİNDE TÜRK BAYRAKLARIYLA DARBEYE DİRENEN İNSANLARIMIZA KURŞUN YAĞDIRDIRLAR’
FETÖ’cüler Ankara’da 10 yıl önce gazi meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliye’mizi, Genelkurmay Başkanlığımıız, Özel Harekat Başkanlığımızı, Havacılık Dairemizi, TRT ve Türksatımızı hedef aldılar. İstanbul’da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdırlar. Marmaris’te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar.

15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da 149 kardeşimizi şehit verdik, 1508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız, tankların, helikopterlerin, F-16’ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece telsizin ucundaki hain pilot üniforması giymiş teröristlere emniyet binasını vurun diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda 7’si emniyet mensubu, 6’sı sivil olmak üzere toplam 13 kahraman Ankara emniyeti önünde şehadete yürüdü.
Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu. Şehitlerimizin hepsinin ayrı bir destanı var. O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikayesi var. Özellikle yarınlarımızın teminatı gençlerimiz için bu hikayelerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili gençler, bakın; o gece burada şehit düşen vatan evlatlarından biri polis memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun, devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu: “Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?” Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu: “Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam.”
Bir diğer şehidimiz Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına, “Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum.” demişti. Annesine, “Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?” demişti. Babasına, “Ben şehit olmaya gidiyorum, çocuklarım size emanet.” diyerek evden fırlamıştı. Yolda “Nereye gidiyorsun?” diye soranlara, “Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum.” diyordu. 253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak, inanın yüreğimiz dayanmaz.

‘İNSAN BİR KERE ÖLÜR AMA ADAM GİBİ ÖLÜR’
Burada Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum. Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum: “İnsan bir kere ölür ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.”
Şunu herkes bilsin ki biz, İstiklal Marşı “Korkma!” diye başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz. Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Suriye’ye, Arakan’dan Sudan’a nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz. Müslüman Türk’ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
‘MAĞDURLAR BÜYÜK BİR UMUTLA TÜRKİYE’YE BAKIYOR’
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum: On yıl önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor. Sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze’nin, Batı Şeria’nın, Kudüs’ün masum çocukları bizi izliyor. Orta Doğu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Afrika’ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye’ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah’ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız; tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız. Birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl on yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak, inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız.
Kıymetli kardeşlerim, bu milletin hafızası güçlüdür. Bu milletin hafızası bin yıllara şahittir. Bu aziz millet şehitlerini unutmadığı gibi, yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren terörist başlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Darbeye karşı kahramanca direnenler de, darbecileri alkışlayanlar da, darbecileri aklamaya çalışanlar da aynı şekilde asla unutulmayacaktır.
‘KRİPTO UNSURLARIN ÜZERİNE GİDECEĞİZ’
Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim: Her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ’nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece FETÖ ile mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak FETÖ ile mücadeleyi hukuk zemininde, tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ’nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.
Nitekim emniyetimiz, yargımız ve istihbarat birimlerimiz tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Suçlu ve suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösteriliyor. Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor. Türkiye Maarif Vakfımız, dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor. Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tutunmasına müsaade etmiyoruz. FETÖ’nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz. Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt militanlarının ülkemize iadesi için yoğun çaba harcıyoruz.

En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye’ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gerekeni yapmaktadır. Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye’nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse çok net söylüyorum; bunun da hesabını adalete verecektir.
‘TERÖR ÖRGÜTLERİ İÇİN DENİZ TÜKENMİŞTİR, TÜRKİYE’YE DÜŞMANLIKLA VARILABİLECEK HİÇBİR YER YOKTUR’
Gelinen noktada herkes şunu görmelidir: Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye’ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz, kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır.
Ben inanıyorum ki Allah’ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. 15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu diri olduğu sürece evelallah Türkiye’nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millet uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, dirlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacak.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, millî iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek. Bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabbim her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun diyorum. Rabbim bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın diyorum.

