Dertlerini anlatmaya Ankara’ya yürüyen.. Ankara’da bırakın dert anlatmayı, tartaklanıp gözaltına alınan.. Son çare açlık grevine başlayan.. Dün de Enerji Bakanlığı’na yürümek isteyince üzerlerine biber gazı boca edilen madencileri biliyorsunuz. Madenin sahibi demiş ki, “Söylenenler doğru değil. Beş değil üç maaş ödeyemedik.”
Madenin patronu, Sebahattin Yıldız, AKP eski milletvekili. 2010 yılında Meclis’ten “ÜSTÜN HIZMET ÖDÜLÜ” almış.
Böyle nadide bir şahsiyete “ar damarı çatlamış” falan denmez elbette. “Yuh” demek de uygun kaçmaz!
Öyle ya.. Kim bilir nasıl büyük hizmetlerde bulunmuş ki, Meclis’ten ödül almış. Yani şerefse şeref.. İnsanlıksa insanlık..
Hele biyografisinde bir bölüm var ki, cümle alemi kıskançlıktan çatlatır.
*. *. *
Beyefendi Ankara’da kendi adını taşıyan bir müze açmış. Arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği müzeye anlaşılan bir servet dökmüş. Müzenin en gözde parçası ise, 2010 yılında bir müzayedede kıran kırana yarışarak aldığı köstekli bir saat: 2. Abdülhamit’in saati.
Açılış fiyatı 180 bin lira.
Satışı ise 2010 yılının parasıyla 1 milyon 100 bin lira.

Haber, Hürriyet’te “Abdülhamit’in saatine rekor ücret” başlığıyla şöyle verilmiş:
“Çalışır durumdaki 18 ayar altın damgalı saat, eski Türkçe rakamlı beyaz mineli kadranlı ve ön kapağının merkezinde, lacivert mine işçilikli “Sultan II. Abdülhamid” tuğrası bulunuyor. Bordürleri ve arka kapak yüzeyi ince kalem işçiliğiyle yapılmış bitkisel motiflerle süslü.”
Ama Sebahattin Bey’in koleksiyonu bu kadarla kalmıyor. Mesela Wikipedia’ya bile konu olacak müzesindeki koleksiyon için şu bilgilere rastlıyoruz:
“ Osmanlı döneminden kalma maden işlemeleri, Sultan II. Abdülhamid’e ait bazı eşyalar ile Yıldız’ın kişisel saat ve tespih koleksiyonları sergileniyor.”
Saate verilen 1 milyon lira, hiçbir şey değil! Baksanıza Yıldız Sarayı’ın bütün cicilerine çökmüş Sebahattin Bey.
Bu arada sadece süs eşyası koleksiyonu yaptığı zannedilmesin. Maden ruhsatı konusunda da tam bir koleksiyoner. Kimi kaynaklara göre 2 bin 229 ruhsatla tam bir rekortmen.
*. *. *
İşte bu ADAM işçileri ya tazminatsız kapıya koyuyor ya da maaşlarının üzerine yatıyor ey okur!

Üstelik, sorun sadece kaç gündür üç aylık mı beş aylık mı diye konuşulan maaşlar değil.
Bağımsız Maden İş Sendikası’nın son açıklaması, açmış kutuyu, anlatmış kötüyü:
“• Türkiye kamuoyunun yanıltılmasını istemiyoruz. Doruk maden işçileri hukuka aykırı bir şekilde ücretsiz izne çıkartılıyorlar. Sadece 3 aylık alacaklarından ibaret değil bu alacaklar. 3 ay, 5 ay, 6 ay; biz bunların her birini birer birer işçi arkadaşlarla görüşerek tespit ettik. Sadece bunlarla sınırlı değil. TMSF devrinden sonra işçi arkadaşların içerideki çalışmış ve birikmiş yılları var, kıdem alacakları var. Yani tüm özlük hakları diye bahsettiğimiz alacaklar var.
“• Bu işletme TMSF’den devrediliyorken 800 işçi burada bulunmaktaydı. Burada işçiler Kod 4’ten, yani SGK’ya 4. koddan çıkışlar bildirildi. Bu, işverenin hiçbir haklı neden göstermeksizin işten çıkardığı anlamına gelir. Açılmış davalar kazanılmasına rağmen hiçbir tahsil yapılamadı. Dolayısıyla buradaki sorumluluk sadece 3 aylık işçilik alacağından ibaret değildir. İçeride yani devir öncesi Adularya işletmesinden çalışan, Adularya’dan sonra TMSF döneminde 6 yıl çalışmış olan, en son Doruk Maden İşletmesi’nde de devirden sonra 3 yıl çalışmış olan arkadaşlarımız var. Dolayısıyla bu arkadaşların talebi tüm özlük haklarının kendilerine ödenmesidir. “
Başta alnı secdeye değen adam, tüm Türkiye’ye duyurulur!
