Küresel ısınma, dünyanın en ulaşılmaz kıtasını yalnızca coğrafi değil, jeopolitik açıdan da dönüştürmeye aday. Nature Climate Change dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Antarktika’da eriyen buzların 2300 yılına kadar Kuzey Kore büyüklüğünde bir kara parçasını gün yüzüne çıkarabileceğini ortaya koydu. Asıl kritik nokta ise bu toprakların altındaki zengin maden yatakları.
BUZULLARIN ALTINDAN KUZEY KORE BÜYÜKLÜĞÜNDE KARA PARÇASI ÇIKACAK
Antarktika’nın buz örtüsü küresel ısınmayla birlikte yıldan yıla geriliyor. Peki bu geri çekilme sürdüğünde, 2300 yılına kadar ne kadar kara ortaya çıkacak ve bu topraklar hangi kaynakları barındırıyor? California Üniversitesi Santa Cruz’dan jeofizikçi Erica Lucas liderliğindeki ekip tam da bu soruyu yanıtlamak için yola çıktı.
Ekip, bu alandaki önceki çalışmalardan farklı olarak buzul izostatik dengelenmesini (üzerindeki ağır buz örtüsü kalktığında kara kütlesinin yeniden yükselme sürecini) de hesaba kattı.
Daha önceki tahminler yalnızca buz sınırlarındaki değişimi dikkate almış, kara yükselmesini ve farklı deniz seviyesi senaryolarını modele dahil etmemişti.
Lucas’ın araştırması bu boşluğu doldurmak için beklenen deniz seviyesi değişimlerini, yer kabuğunun kalınlığına ilişkin verileri ve buz kütlesinin çekim etkisinin ortadan kalkmasıyla karanın nasıl yükseleceğine dair hesaplamaları bir arada modelledi.
Araştırmanın sonuçları, buz erimesinin şiddetine göre üç farklı senaryo sunuyor. Yüksek erime koşullarında 2300 yılına kadar yaklaşık 120 bin 610 kilometrekarelik (neredeyse Kuzey Kore büyüklüğünde) , orta düzey erimede 36 bin 381 kilometrekarelik (neredeyse İsviçre büyüklüğünde), düşük erime senaryosunda ise yalnızca 149 kilometrekarelik (neredeyse Lihtenştayn büyüklüğünde) bir kara parçası ortaya çıkacak.
Lucas, son yıllarda gözlemlenen buz çekilmesi ve buzul taban çizgisinin gerilemesinin bu projeksiyonları şaşırtıcı kılmadığını belirtti.
ANTARKTİKA’NIN ALTINDA NELER YATIYOR?
Antarktika’nın buz tabakasının altında dağlar, kanyonlar, vadiler ve hatta yanardağlar barındıran karmaşık bir coğrafya gizleniyor.
Araştırma ekibinin 2300’e kadar buzdan arınacağını öngördüğü alanlarda bakır, altın, gümüş, demir ve platin yatakları bulunduğu biliniyor ya da güçlü biçimde tahmin ediliyor. Bunların tamamı imalat sanayisinin temel girdileri olan kritik mineraller arasında yer alıyor.
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de en büyük kara açılımının Arjantin, Şili ve Birleşik Krallık’ın toprak hak iddiasında bulunduğu bölgelerde gerçekleşeceği öngörüsü. Bu bölgeler, bakırdan altına, gümüşten demire geniş bir maden çeşitliliği barındırıyor.
ANTARKTİKA ANTLAŞMASI BASKI ALTINA GİREBİLİR
Günümüzde Antarktika’da ticari maden çıkarımı yasak. Antarktika Antlaşması, mineral kaynaklarla ilgili faaliyetlere yalnızca bilimsel amaçlarla izin veriyor. Ancak araştırmanın yazarlarına göre, maden çıkarımı kolaylaştığında bölgede toprak hakkı iddia eden ülkelerin antlaşma koşullarını yeniden müzakere etmek için güçlü nedenleri olacak.
Bu müzakere için ilk pencere de çok uzakta değil. 2048 yılında Antarktika Antlaşması’na taraf ülkeler, antlaşmanın çevre protokolünü gözden geçirmek için toplantı çağrısı yapma hakkına sahip olacak.
UZMANLAR TEMKİNLİ
Araştırmaya dahil olmayan Sydney Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden uluslararası hukuk profesörü Tim Stephens, Antarktika Antlaşması’na taraf ülkelerin gelecek hareketlerine dair yapılan değerlendirmenin yerinde olduğunu kabul etti.
Ancak Stephens, yalnızca buzdan arınan toprakların Antarktika yönetiminde köklü bir değişikliği tek başına tetiklemesinin olası görünmediğini vurguladı.
“Kıta, maden çıkarmak için son derece zorlu bir ortam olmaya devam edecek” diyen Stephens, öte yandan Antarktika’daki çevresel dönüşümün ülkeleri daha fazla iş birliğine ve antlaşmanın çevre koruma hedeflerine odaklanmaya yöneltebileceğini de ekledi.
Kısacası, eriyen buzların altından çıkacak zenginlik, kıtanın geleceğini belirleyecek diplomatik dengeleri de yeniden şekillendirebilir. Yarışın ilk işaret fişeği 2048’de atılabilir.