Vücudu rahatlatan muhteşem ikili

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun bu yöndeki sorularını yanıtlıyor… Çoruhlu, bu kez longevity eşliğinde temel minerallerden biri olan magnezyumun önemine değindi. İşte açıklamaları:

İyon kanalları çok önemli

Biz hep hücreciğe bir ‘ev’ diyorduk, bir de dışarısı var diyorduk. Buraya bir şey girecek, çıkacak, olaylar, üretimler falan böyle bir dünya var orada. Fakat o hücreciğin evinin de bir kapısı, bir zarı var diyorduk. Şimdi o kapının üstüyle ilgimiz var.

Kapının üzerinde iyon kanalları var. İyon kanalı ne demek?

Köprü gibi düşünün; açılabilir, kapanabilir. Bir şeyin girip girmemesi o iyon kanalına bağlı.

İyon kanalları çok önemli. Çünkü, bir şeyi içeri alırken biraz daha kolay ama bir şeyi dışarı atarken çok enerjiye ihtiyaç duyuyor o kanallar. Neydi enerji? ATP. Biz yiyoruz, içiyoruz falan filan. Literatür diyor ki; yediğin, içtiğin, gövdene soktuğun, gövdenin ürettiği ATP’nin % 25’i bu kanalları aç kapa yapmaya harcanıyor.

İşte magnezyum ve onun arkadaşları var; sodyum, potasyum, kalsiyum falan… Bunlar iyon dengesiyle oluyor. İyon şu demek; mesela Ca görüyoruz, kalsiyum, üstünde iki tane artı var. Cl görüyoruz, klor, üstünde bir tane eksi var. O tepedeki artı eksiler var ya, onun iyon olduğunu gösterir.

Ve bu artı eksi hikayesini pilden hatırlayalım. Eksiyle artı eşitse bunlar birbirleriyle bir arada kalırlar da işte eksi eksiyi iter, artı artıyı iter falan böyle bir matematik var ya; konumuz aslında onlar üstünden bu elektrik hikayesi oluyor. Hücremiz var dedik; 100 milyar. Bunların farklı görevleri var, fark etmez. Ama görevlerinin yapılabiliyor olması için o hücre zarlarındaki kanalların açılması ve kapanması lazım. Bir şeyi içeri alacak, bir şeyi dışarı verecek. Ve bu bir sinyal iletisi.

Simge Fıstıkoğlu’nun sorularıyla ‘Dr. Ayşegül Çoruhlu ile Longevity’ programı Pazar 14.00’te, tekrarı ise aynı gece 01.00’da SÖZCÜ Televizyonu’nda.

KASILMALARI ENGELLİYOR

“Adet öncesi başım ağrıyor, adet öncesi çikolata krizim geliyor…” Bir magnezyumcuk o dönemdeki (daha iyisi magnezyum-potasyum) baş ağrısını niye alıyor? Çünkü o vücuttaki alarm halinin geri dönüşü olduğu için bir magnezyum seni hayli rahatlatıyor. Mesela 5-HTP diye çikolata ekstraktı var; 5-Hidroksitriptofan. İkisini koydun mu “Aaa benim regli öncesi tatlı krizim, baş ağrım azaldı” der. Yani DIM olmuyorsa (ki o da kesebilir) bunlar anlamlı yani bak; baş ağrısı, ense tutukluğu (örnek), kabızlık, uykuya dalma zorluğu, erkeklerde hafif heyecanlı hipertansiyon falan o durumlarda hepsi olabilir.

Örneğin ben buraya gelirken acayip heyecanlı olsaydım, elim ayağım ne cümle kuracağım deseydim nasıl rezene beni rahatlatır magnezyumcuk da öyle yapar. Ama hani onun da benim üstümdeki etkisiyle yani pek de böyle canlı canlı konuşmazdım yani onun için. Gevşeme hali yaratabilir; hem mental hem fiziksel olarak yaratır.

Yani o diş sıkmalarda falan bile bayağı hasta rahat ediyor. Buradan anlamamız gereken magnezyum ve potasyumun kanda eksikliği değil. Buradan anlamamız gereken onlar var ama yerleri dolu. Niye dolu? Kasılıyorsun, kasılma emrinde kaldı. Konu burada.

Gerginliğe karşı ‘bitkisel antidepresan’

Yanlış kararlar, gerginlikler falan bazen çığ gibi büyüyor. Yani senin karakterin o değil, birinden sana geliyor, senden ona gidiyor olaylar çığ gibi büyüyor yani.

O yüzden şehir yaşamında bitkisel antidepresan gibi bir şey olması gerekir. Rodiola olabilir.

Rahatlamak için rodiolanın sarı kantaronla beraber bitkisel olarak devreye sokulması lazım. Telaşı alabilir magnezyum-potasyum.

Rodiola, sarı kantaron endişe; uzun dönemde tekrarlayan endişeyi bir tık azaltabilir.

Destek lâzım

Magnezyum dünyası şuna döndü: Hücrenin içinde olması gereken magnezyum, kalsiyum ve sodyum yüzünden orada kalmışsa bunun bir hikayeler zinciri var. Ama hücrenin dışında biz miktar olarak magnezyumu artırırsak onun içeriye girebilirliği ve içeridekini dışarı atabilirliği artar. Yani biz ağzımıza magnezyum koyduğumuzda aslında magnezyum kanın içinde dolaşırken çoğaldığı için o tarafa girme çabasını artırıyor matematiği tutturmak için daha çok şansı oluyor.

Buradan da bin türlü magnezyum modeli var ama magnezyumun yanına işte glisin koysa glisinat oluyor, malat koyuyorsun malat oluyor. Yani içindeki diğerleri zaten başka bir şey yapan bir şeyler onlar. Bu iyon dediğimiz klor, magnezyum, sodyum kendi başlarına duramadığı için onları böyle yapıştırman lazım.

Bu magnezyumun yanına bir şey yapıştıralım da sabitlesin manasında. Marifet magnezyumun kendisi değil, yanına koydukları kombinlerin marifeti ekleniyor. İşte bu biraz bağırsağa iyi gelir, bu biraz seni gevşetir.

Potasyumsuz olmaz

İyi biyokimya mantığıyla magnezyumun yoldaşı, aynı dertleri çeken, aynı kurtarmayı yapan potasyumdur. İyi bir biyokimyacı olarak magnezyum hakkında ağzımızı açtığımızda aslında potasyumdan da bahsediyoruzdur ve o onun desteğidir. Yani magnezyum-potasyum kombinasyonu bütün magnezyum kapasitesinin dublesidir. Çarpan etkisi yapar. Çünkü olayın sahipleri onlar yani gelip mekanın sahibi olarak içeri girecekler ve onların ikisidir aslında. Hani magnezyuma yüklenen anlam ve yandaşları işte glisinatı, malatı bilmem nesi kötü bir şey değil ama potasyumu onun yanına koymamış olmak potasyuma da haksızlıktır, magnezyuma da haksızlıktır.

Magnezyumun yeri hücre içidir

Şimdi bir evciğimiz var, hücre evciği, kapılarında iyon kanalları var. Biz magnezyum konuşuyoruz ama olayın aktörleri çok. Sodyum diye biliyoruz bir aktör var, potasyum diye bir aktör var, kalsiyum diye bir aktör var, klor diye bir aktör var. Şimdi bu aktörler açacak kapayacak ya… İki artı girerse iki artı çıksın, bir eksi girerse bir eksi çıksın. Çünkü hep artı eksi dengesiyle artı eksi dengesiyle o voltajı ayarlayacak ya. Magnezyum burada şöyle devreye giriyor. Magnezyum ve potasyumun yeri hücre içidir; kalsiyumla sodyumun yeri hücre dışıdır. Normal yerleri böyle.

Şimdi iyon kanalları açılıp aksiyon olacaksa kalsiyum ve sodyum içeri geçecek. Ama bedel olarak magnezyumun ve potasyumun geri gitmesi lazım. Normalde magnezyumla potasyumun yuvası evde öyle duruyorlardı.

BÜYÜK BİR ENERJİ YÜKÜDÜR

Hücrenin bir iş yapması lazım. İş aksiyon olarak, dürtme olarak yani aksiyonun başlayabilmesi için içeriye kalsiyumun ve sodyumun girmesi lazım; onlar dışarıda. Klor da olabilir. Bunlar girdiğinde içeriden bir şey gideceği için sodyum-potasyum gider.

Şimdi buraya kadar sorun yok. Sorunumuz şu: Kapıyı bir şey almak için açmak kolay; gel kalsiyum, gel sodyum. Bizimkiler de gitti. Şimdi çıkmış potasyumla çıkmış magnezyumu geri almak da zor, içerideki kalsiyumla sodyumu atmak da çok zor. İçeridekini atmak dışarıdakini almaktan kolay. Kalsiyumu, sodyumu kolayca içeri alırsın çünkü magnezyumla potasyum hop diye çıkarlar nüfus sayısı eşit. Fakat o kalsiyumla sodyumu atmak büyük bir enerji yüküdür vücut için. Ve işte o bahsettiğim enerji asıl onları geri (şey gibi barajın ötesine atma gibi bir şey) dışarı çıkarmak daha zor onlar girdi mi.

Kalsiyum yüksekse magnezyumun etkisi azalır

Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve yağlı balıklar bol kalsiyum içerir.

Magnezyumun kenarına bir şey koyunca biraz bağırsak çalışıyor, başka bir şey koyunca gevşiyor.

Biz magnezyum mihvalinde gidelim. Hani örnek olarak da bir üst versiyon diye magnezyum-potasyum söyledik. Şimdi döndük hücrenin içine. Bunun içeride olması lazımdı potasyumun, dışarı çıktı. Kim girdi içeriye? Kalsiyum girdi değil mi? Ve sodyum onun peşinde gider her zaman.

Kalsiyum ve kasılmayı kafada yapıştıralım. Bağırsağım kasılı; kabız. Sırtım kasılı. Dişimi sıkıyorum. Boynum kasılı, başım ağrıyor. Bütün bu kasılmaları kurcaladığında bir sürü biyokimya çıkabilir ama hücre içerisindeki mikro durumda kalsiyumun etkisinin yüksek, magnezyumun etkisinin azlığı dikkat çeter. İşte bununla yer değiştirmek lazım. Bir magnezyumu dışarıda artırmazsak yuvasına gidemez, kasılı kalırız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir