Belediye binasına girmek isteyen esnafa güvenlik güçlerince izin verilmedi. Bina önünde bir süre oturma eylemi yapan esnaf, güvenlik güçleriyle yapılan görüşmenin ardından oturma eylemini sona erdirirken, “Sahipsiz Malatya, sahipsiz sanayi” sloganlarıyla belediye önündeki bekleyişini sürdürüyor.
“ÜÇ GÜN İÇİNDE BOŞALTIN DEDİLER”
Malatya İmalat Demir ve Tamir Esnaf Odası Başkanı Teslim Tunçdemir, bir gün önce Vali Seddar Yavuz’dan bayram sonuna kadar izin aldıklarını, çıkan haberler sonrası iznin iptal edilerek üç gün içinde çıkmalarının istendiğini belirterek şunları söyledi:
“Dün valilikte aldığımız karar doğrultusunda bayram sonuna kadar müsaade almış bulunmaktaydık. Bayram sonuna kadar aldığımız müsaadenin ardından, akşam çıkan haberlerden sonra bize ‘Üç gün içinde tekrar boşaltmayı sağlayın’ dediler. Yer yok, hiçbir yerde yer yok. 714’te kiralık dükkân kalmadı. Bu kadar esnaf şu anda boşta kaldı. Hiç yapacak işimiz kalmadı artık. Belediye Başkanı Sami Er’den sonuç bekliyoruz. Bir de bize yer gösterin. Bize yer gösterene kadar buradaki esnafa karışmayın, buradaki esnafı çıkarmayın. Esnafın gidecek yeri yok. Herkesin çoluk çocuğu var. Milletin burnundan geldi, işte bu son noktamız. Bize bugün bir sonuç söyleyeceksiniz.
Bu sonucun karşılığında da gideceğiz mi, kalacağız mı? Yer yapıp hepimizi mi götüreceksiniz? Biz bunu bekliyoruz. Başka bir sonucumuz yok şu anda. Baştan gelen karara kadar biz burada bekliyoruz. Biz dördüncü senenin içindeyiz. Yeter artık. Dördüncü seneyi doldurduk. Bir gün sabah geliyorlar, Çıkın diyorlar. Ertesi gün geliyorlar, ‘Hadi size bir hafta müsaade verdik’ diyorlar. Bir hafta önce, bir hafta sonra… Bunun artık hiçbir çözümü kalmadı. Madem biz bir haftalık adamsak, madem biz hiçbir şey değilsek, bizi bir şey saymıyorsanız; esnaf değilsek, bir hafta önce, bir hafta sonra. Yeter artık. Bu kadar.”
“ÇOK SAYIDA ESNAF DIŞARIDA KALACAK”
Sanayide çay ocağı işleten bir esnaf, şöyle dert yandı:
“Esnafa, tamircilere hizmet eden burada çok sayıda lokantacı ve çay ocağı, berber birçok esnaf var. Bunlar yıllarca burada kalarak yönetimin tasarrufuyla, derneğin kiracısı olarak burada bulunuyorlardı. Ancak bunlara ne dükkân verildi ne de herhangi bir hak tanındı. Şu an dışarıda kalacaklar. Eğer sanayideki yerlerimizden çıkarılırsak biz de dışarıda kalacağız. Bizim ne dükkân hakkımız var ne kiracıyız ne de ev sahibiyiz. Aslında sanayideki yönetimin kiracılarıydık. Çok sayıda esnaf da burada boşta kalacak. Bizlerin durumu, ahvalimiz çok kötü. Bunları bildirmek istiyoruz.”
“MALATYA SAHİPSİZ”
Sanayi esnafı Mahir Karakaya ise şöyle konuştu:
“Yani Malatya’daki keşmekeşlik devam ediyor. Bunun ne olduğunu, neyin nesini bir türlü anlayamıyoruz. Ne bize bir sanayi yapabildiniz ne yerimizde bize bir alternatif ürettiniz, ne de esnafın sözünü dinliyorsunuz. Esnafa Ramazan Bayramı’ndan önce söz verilmişti: ‘Yeni yerler yapılana kadar size dokunulmayacak” denildi. Esnaf da kendini buna göre ayarladı. Ama bir sabah kalkıyoruz, aniden ‘Üç gün sonra burayı boşaltın’ deniliyor. Kardeşim, bu çocuk oyuncağı değil ki. Esnafın da kendine göre bir planı var.
Esnaf neden yerinde dönüşüm istiyor? Çünkü alternatif istiyor. Temiz bir Malatya, düzenli bir sanayi istiyor. Ama Malatya’da hiçbir şey yapılmadı. Balıkçı pazarı yok, Şire Pazarı’nın durumu belli değil. Sebze hali yok, yoğurtçular yok, sanayi yok ediliyor. Bu nereye kadar böyle devam edecek? Kadim bölgeler yok. Malatya sahipsiz. Bu iş nereye kadar gidecek? Esnafın canına tak etti artık. Esnafın yeri ne olacak, belli değil. Rezerv alan ilan edilse, benim 100 metrelik yerim var, bana 30 metre düşecek. Bu nasıl olacak? 100 metrelik dükkân benim malımken nasıl kabul edeyim? Esnaf diyor ki: ‘Bana ölçüyü söyleyin, ben dükkânımı yerinde yapayım’. Yani Malatya sahipsiz dediğimizde kızmasınlar bize. Bugün esnaf ortada. Sorun esnafa, herkes ‘perişanız’ diyor. Esnaf gerçekten perişan.”
“İSLAHİYE KADAR BİLE OLAMADIK”
Sanayi esnafı Nihat Topal, “Bir İslâhiye kadar bile olamadık. İslâhiye aynı proje kapsamında bütün dükkânlarını yaptı. Sosyal medyada da görebilirsiniz, bu grupta da bizimle paylaşıldı. İslâhiye, aynı şekilde tüm dükkânlarını tamamladı ve esnaflarını tek seferde taşıdı. Biz ise bu kadar büyük şehiriz diyoruz ama ortada bir şey yok. Ne büyük şehir; aslında küçük bir şehiriz” diye konuştu.
“30 YILIMI VERDİM”
30 yıldır sanayide esnaflık yaptığını belirten bir vatandaş ise şunları söyledi:
“30 yıldır esnafım. 30 yıldır bu işe emek vermişim, tek başıma çalışıyorum. Yanımda bir tane eleman bile yok. Canım çıkıyor. 30 yılımı vermişim ben oraya. Varlığım yoğum orası. Benim dükkânım zaten sağlam. Gelip doğru düzgün bir inceleme bile yapmıyorlar. Sağlam yani. Hasar tespiti yapıldı, ben de kabul ettim. Üç yıldır neredesiniz ya? Neredesiniz siz? Benim sizden bir ihtiyacım yok. Gelip yıkacaksanız, bırakın ben kendi yerime kendim yapayım.
Mağduruz, belediyeye yer göstersin. Şire Pazarı yaptın boş. Dükkânlar boş. Gelmişsin, aras yapmışsın boş; gezip duruyorsun. Ondan sonra gelip benim dükkânımı yıkmaya çalışıyorsun. Ama yaptığın iş uygunsuz, kanunsuz. Sen neredesin, ne yaptığını ortaya koy. Ben 30 yıldır oradayım. Böyle bir akıl tutulması olur mu? Bir belediye başkanı çıkıp “Ben burada bu sanayiyi istemem” diyor. Niye istemiyorsun kardeşim?”
“VERİLEN SÖZLER TUTULMADI”
Bir başka esnaf da şöyle konuştu:
“Bizim burada bulunmamızın tek sebebi, Sayın Belediye Başkanı Sami Er’in bize verdiği sözleri tutmamasıdır. Sözünü tutmadı. Neden tutmadı? Bizi Kongre Kültür Merkezi’nde topladığı zaman dedi ki: ‘Bu 714 dükkânın yanına birinci etap, ikinci etap, üçüncü etap olarak yeni dükkânlar yapılacak. 250 metrekare, 500 metrekare dükkânlar yapılacak. O dükkânlara siz yeniden müracaat edeceksiniz, ona göre taşınma yapılacak.’ Şimdi geldiler, bize ‘Buradan çıkın’ diyorlar.
Tamam, gidelim. Yer verin, yok. Yer gösterin, biz yapalım, o da yok. Öbür tarafta dağıttığınız dükkânları da adaletli dağıtmadınız. 280 tane dükkân verdiniz ama adaletli olmadı. Saray esnafına verilmedi. Adamın biri dükkânı yakmış, ‘Araba dükkânın içine sığınıyor’ demiş, üstünü kesmiş diye götürmüş; 61 bin lira ceza yazmış Yeşilyurt Belediyesi. Yani böyle bir sistem olmaz. Biz burada haksız bir şey istemiyoruz. Sadece bize verilen sözlerin tutulmasını ve hakkımızın verilmesini istiyoruz.”