Savcılığa verdiği ifadede, evinin önüne gelen üç kişinin içeri girmeye çalıştığını ancak kapı açılmayınca dışarıdan görüntü almaya başladıklarını anlatan Mermer, eşinin evde olmadığı sırada yalnız olduğunu ve bu durumun kendisini daha da huzursuz ettiğini söyledi.
Şahısların uyarılara rağmen çekime devam ettiğini, bunun üzerine polis çağırdığını ancak ekipler gelmeden olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.
ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL ETTİĞİ İÇİN ŞİKAYETÇİ OLDU
Dronla yapılan çekimlerin özellikle evin bahçe ve dış cephelerini kapsadığını belirten Mermer, bunun özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini düşündüğünü vurgulayarak sorumlulardan şikâyetçi oldu.
İddiaların hedefindeki Zafer Murat Mermer ise farklı bir savunma yaptı. Söz konusu arazinin kendisine ait olduğunu öne süren oğul Mermer, şirket faaliyetleri kapsamında satış süreci için görüntü aldırdığını ve herhangi bir ihlal söz konusu olmadığını dile getirdi.
Ayrıca babasının şikâyetinin, arazi satışını engellemeye yönelik bir hamle olduğunu iddia etti.
Öte yandan aile içindeki gerilimin yeni olmadığı biliniyor. Daha önce de miras ve şirket ortaklığı nedeniyle taraflar arasında hukuki süreçler yaşanmıştı.
Yaşanan bu “dron krizi”, mülkiyet hakkı ile özel hayatın gizliliği arasındaki sınırların teknolojiyle birlikte nasıl tartışmalı hale geldiğini gözler önüne seriyor.
Mahkemenin vereceği karar merakla beklenirken, baba-oğul arasındaki ilişkinin geldiği nokta kamuoyunda da geniş yankı uyandırmış durumda.