Cengiz Karagöz – Halktv.com.tr – ÖZEL HABER
Türk Kızılayı’na ilişkin 7 Nisan 2019 tarihli olağan genel kurulun iptali ve yönetim uygulamalarına ilişkin açılan davada istinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararını kaldırarak dosyanın yeniden görülmesine hükmetti.
Davanın merkezinde, Kızılay’ın eski Genel Başkanı Kerem Kınık‘ın başkanlık dönemi yer alıyor. Kınık, 2016 yılındaki genel kurul sonrası göreve gelen yönetimin başında bulunmuş ve kamuoyunda özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sırasında ortaya çıkan “çadır satışı iddiaları” ile geniş yankı uyandırmıştı. Davayı açan delegeler arasında Çetin Yavuz, Fatma Kara, Okyay Biçer, Mehmet Can bulunuyor. Davacılar, Kınık başkanlığındaki yönetimin göreve gelir gelmez kendisine 5 milyon TL’ye kadar tek imza harcama yetkisi verdiğini, Genel Müdür’e ise 1 milyon TL’lik bağımsız harcama yetkisi tanındığını ileri sürdü.
Ayrıca kurum kaynaklarının usule uygun kullanılmadığı, bazı yönetim kararlarına muhalefet şerhi düşüldüğü ve bu süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurularında bulunulduğu öne sürüldü.
Dosyadaki en önemli iddialardan biri, şube kapatmaları ve delegeliklerin sona erdirilmesi oldu. Yaklaşık 570 Kızılay şubesinin kapatıldığı, 1350’den fazla delegenin temsil hakkının kaldırıldığı ve çok sayıda üyenin sistem dışına çıkarıldığı öne sürüldü. Bu işlemlerin tüzüğe aykırı olduğu, kapatılan şubelerin üyelerinin başka şubelere aktarılmasının zorunlu olmasına karşın yapılmadığı iddia edildi.
KAYYUM ATANMIŞTI
Bu süreçte ayrıca yargı müdahalesi de gündeme geldi. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, daha önce yapılan başvurular üzerine seçimli olağanüstü genel kurul yapılması için kayyum niteliğinde bir heyet atanmasına karar vermişti. Bu karar kapsamında, süreci yönetmek üzere kamu görevlilerinden oluşan bir heyet görevlendirilmişti. Ancak Kızılay yönetimi bu sürece itiraz etmiş ve karar yargı aşamasında tartışmalı hale gelmişti.
Davacılar, 7 Nisan 2019’da yapılan genel kurulun gerçek iradeyi yansıtmadığını, denetim kurulunun etkin çalışmadığını ve mali hesapların bağımsız şekilde incelenmediğini ileri sürdü. Yönetimin ibra sürecinin de tartışmalı olduğu dosyaya yansıdı.
Kızılay tarafını temsil eden vekiller ise tüm iddiaları reddetti. Savunmada, davacıların önemli bir kısmının zaten üyelik veya delegelik sıfatını kaybettiği, bu nedenle dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı belirtildi. Ayrıca 7 Nisan 2019 tarihli genel kurulda yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği ve davanın konusuz kaldığı savunuldu.
İSTİNAF’TAN KARAR ÇIKTI
İlk derece mahkemesi bu gerekçelerle davayı reddetmişti. Ancak Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacıların üyelik ve delegelik durumlarının yeterince araştırılmadığını, şube kapatmaları ve ihraç işlemlerinin hukuka uygunluğunun netleştirilmediğini belirtti. Ayrıca kayyum süreci ve diğer benzer davaların sonucunun da dikkate alınması gerektiğine hükmetti.
Mahkeme, eksik inceleme yapıldığı sonucuna vararak ilk derece mahkemesi kararını kaldırdı ve dosyanın yeniden görülmesine karar verdi. Ayrıca dosya kapsamında konuya ilişkin bilirkişi atandığı ifade edildi.