ABD’de hava trafik kontrolörü açığı büyüyor. Donald Trump yönetimi bu soruna dikkat çeken bir adım attı. YouTube’da yayınlanan reklamlarla oyuncular hedef alındı. Amaç, bu kitleden yeni kontrolörler çıkarmak.
Fikir ilk bakışta ilginç görünüyor. Ancak bu yaklaşım sorunun kaynağını yanlış yerden ele alıyor. Çünkü ortada başvuru eksikliği yok.
Başvuran çok ama işe giren yok
AviatorDB tarafından hazırlanan rapor, sistemin nerede tıkandığını açıkça gösteriyor. 2022 yılında yaklaşık 58 bin kişi hava trafik kontrolörü olmak için başvurdu. 2020’den bu yana toplam başvuru sayısı ise 200 bine yaklaştı.
Ancak bu kalabalık havuzdan işe girenlerin oranı sadece yüzde 2. Yani yüzlerce başvurudan yalnızca birkaç kişi sisteme dahil olabiliyor. Bu da sorunun insan bulamamak değil, insanları sistemde tutamamak olduğunu gösteriyor.
Uzun ve yorucu bir eleme süreci
Adayları daha en başta zorlayan katı kurallar var. Başvuru için 31 yaş sınırı bulunuyor. Bunun ardından gelen eleme, yetenek testleri ve sağlık kontrolleri aylar, bazen yıllar sürebiliyor. Bu süreçte birçok aday ya eleniyor ya da süreci bırakıyor.
İlk aşamayı geçenler için de zorluk bitmiyor. Eğitim almak isteyenlerin Federal Aviation Administration akademisine gitmesi gerekiyor. Bu da çoğu kişi için Oklahoma City’ye taşınmak anlamına geliyor. Bu şart, pek çok aday için başlı başına bir engel oluşturuyor.
Eğitimden sonra bile garanti yok
Eğitim süreci de yüksek bir eleme oranına sahip. 2017 ile 2022 arasında akademiye giren adayların sadece yüzde 70’i mezun olabildi. Mezun olanların da yalnızca yüzde 61’i gerekli sertifikayı alarak göreve başlayabildi.
Yani sürecin sonuna kadar gelen herkes bile bu işi yapamıyor. Bu durum, sistemin ne kadar dar bir kapıdan geçtiğini açıkça ortaya koyuyor.
İş koşulları insanları zorluyor
Kontrolör açığının bir diğer nedeni işin kendisi. Yoğun stres, uzun çalışma saatleri ve yüksek sorumluluk bu mesleği sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırıyor.
Veriler durumu net anlatıyor. Kontrolörler arasında intihar oranı ülke ortalamasının üç katı. Anksiyete oranı ise dört kat daha yüksek. Ölümlerin büyük kısmında uzun vardiyalar ve kronik yorgunluk etkili oluyor. Özellikle 10 saate varan vardiyalar, çalışanları fiziksel ve zihinsel olarak zorluyor.
Ruh sağlığı sistemi sorunu derinleştiriyor
Ruh sağlığı tarafında da ciddi bir sorun var. Kontrolörler yaşadıkları sorunları dile getirdiğinde görevden alınıyor. Bu durum, çalışanların yardım istemekten kaçınmasına yol açıyor.
Federal Aviation Administration tarafından hazırlanan raporlar, çalışanların sorunlarını gizlediğini ortaya koyuyor. Çünkü sistem, açık olmak yerine sessiz kalmayı teşvik ediyor. Bu da riski daha da büyütüyor.
Tartışmalar başka yöne kayıyor
Trump yönetimi bu konuda daha önce de açıklamalar yaptı. Ancak bu açıklamalar genelde sorunun temel nedenlerine odaklanmadı. Tartışmalar farklı başlıklara kaydı ve somut çözüm üretilemedi.
Oysa mevcut tablo, teknik ve yapısal sorunların çözülmeden ilerlemenin zor olduğunu gösteriyor.
Krizin kökü geçmişte
Bugünkü durumun temeli 1981 yılına kadar uzanıyor. Ronald Reagan döneminde binlerce hava trafik kontrolörü çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti.
Reagan yönetimi bu greve sert yanıt verdi. 11 binden fazla kontrolör işten çıkarıldı, sendika dağıtıldı ve çalışanlar kamu görevinden uzaklaştırıldı. Bu karar, sistemde uzun süre etkisini sürdüren bir boşluk yarattı.
Daha az kişi daha fazla iş yapıyor
Bugün sistem hâlâ bu boşluğun etkisini taşıyor. Kontrolör sayısı geçmişe göre daha düşük. Buna karşılık hava trafiği ciddi şekilde artmış durumda.
1981’de bir kontrolör yılda ortalama 315 uçuş yönetirken, 2025’te bu sayı 1178’e çıktı. Yani daha az kişi, çok daha fazla iş yüküyle çalışıyor. Bu da hem hataları hem de tükenmişliği artırıyor.
Ortaya çıkan tablo açık. Sistem başvuranları eliyor, süreci zorlaştırıyor ve çalışanları yıpratıyor. Bu şartlar değişmeden açığın kapanması zor görünüyor.
Oyunculara reklam vermek dikkat çekici olabilir. Ancak bu adım, sorunun kendisine değil sadece görüntüsüne dokunuyor.