BirGün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasıyla basın özgürlüğü ve demokrasiye bir darbe daha vuruldu. Kamu kurumlardaki yolsuzluklar ve usulsüzlükler başta olmak üzere ülkedeki çarpıklıklara ilişkin haberleriyle tanınan muhabirimiz, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 18 gündür Sincan Cezaevi’nde
. Muhabirimiz İsmail Arı, eşinin ailesini ziyaret ettiği Tokat’ta 21 Mart Cumartesi gecesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. O gece polisler tarafından Ankara’ya getirilen Arı, 22 Mart Pazar sabahından akşam 20.00’ye kadar Emniyet’te ifade verdi. Akşam saatlerinde adliyeye sevk edilen Arı’nın ifadesi savcı tarafından alınmadı
. Savcı, Arı’yı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk etti. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği ise “adli tedbirlerin yetersiz kalacağı” iddiasıyla muhabirimiz İsmail Arı’nın tutuklanması yönünde karar verdi. Arı, 22 Mart Pazar gecesi Sincan Cezeavi’ne götürüldü. İsmail Arı’nın anne-babası cezaevi önünden sordu: Oğlumuzun suçu ne?https://t.co/vOr2XxiBve pic.twitter.com/ZNTDDpuNAr — BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) March 24, 2026 HANGİ HABERLERİYLE SUÇLANDI
? Arı, birkaç farklı haberi ve konuşması üzerinden suçlanıyor. Muhabirimize BirGün TV’de 26 Ocak’ta yayınlanan Erdoğan ailesi mensuplarının 20 vakfın yönetiminde bulunmasıyla ilgili yorumları, hakim ve savcı atamalarındaki usulsüzlüklere ilişkin konuşması, Yunus Emre Vakfı’ndaki 600 milyon lirayı aşan ödüllü vurgun haberi ve Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip okulunda tarihi yapıların gözden çıkarılmasıyla ilgili haberi soruldu
. Vakıflar Genel Müdürlüğü, muhabirimizin haberinin ardından, Yunus Emre Enstitüsü hakkında 23 Aralık’ta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. ARI: MADALYA TAKMANIZ LAZIM İsmail Arı, emniyet ve hakimlikteki sorgusunda sadece gazetecilik yaptığını vurguladı ve “Devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken soruşturma açılması şaşırtıcı” dedi
. “Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum” diyen muhabirimiz, sözlerine şöyle devam etti: “Bir bayram günü göz altına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım. Gözaltına alındığım saatten itibaren emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir
. Bugün Ankara ve İstanbul’da yüzlerce yurttaş Anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır.” Gazeteci İsmail Arı’nın serbest kalması için dua edeceğim! “ dediğim için; dünden beri troller beni provakatörlükle suçluyor
. İsmail Arı ,bir tek benim evlatlarımın hayatını kaybettiği Ezgi apt dosyasını haber yapmadı, onlarca deprem davasını haber yaptı. Herkes mi provakatör?… https://t.co/8FzRekm74r — Nurgül Göksu (@nurgul22) March 23, 2026 “TEK SUÇUM GAZETECİLİK YAPMAK” İsmail Arı, gözaltında bulunduğu sırada avukatları aracılığıyla kamuoyuyla bir mesaj paylaşmıştı
. Muhabirimiz Arı, mesajında şunları söylemişti: “Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara’ya getirildim. Dosyama yeni tweetler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı
. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler…” HALK SOKAĞA ÇIKTI: GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK Muhabirimiz İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından yurdun bir çok yerinde halk sokağa çıkarak İsmail Arı ile Merdan Yanardağ ve Alican Uludağ gibi diğer tutuklu gazetecileri de sahiplendi
. İlk eylemler Arı’nın gözaltına alındığı gecenin sabahı Ankara ve İstanbul’da yapıldı. Bu iki eylemlin ardından Artvin’den İzmir’e, Samsun’dan Mersin’e, Denizli’den Malatya’ya yurttaşlar sokağa çıkarak İsmail Arı’nın tutuklanmasını protesto etti. “İsmail Arı’nın tutuklanması yalnızca bir gazetecinin değil, tüm basının hedef alınmasıdır
. Bu, açık bir gözdağıdır” denilen açıklamalarda, “Ne tehditler, ne baskılar, ne de tutuklamalar gerçeğin yazılmasını engelleyemez. Bugün İsmail Arı üzerinden verilmek istenen mesaj açıktır: Yolsuzluğu yazmayın. Rant düzenini ifşa etmeyin. Adaletsizliği görünmez kılın” ifadeleri yer aldı. Ülkedeki gazetecilik üzerindeki baskıya dikkat çekilen açıklamalarda, “Türkiye’de gazetecilik uzun süredir baskıyla, davayla, gözaltıyla, tutuklamayla susturulmak isteniyor
. Çünkü gazetecilik bu topraklarda yalnızca bir meslek değildir; halkın gerçeği bilme hakkının savunulmasıdır. BirGün Gazetesi de bu mücadelenin bir parçasıdır. Kurulduğu günden bu yana sermayenin değil halkın yanında duran, karanlığı değil gerçeği büyüten, suskunluğu değil sözü çoğaltan bir çizgiyi temsil etmektedir” denildi
. CHP Milletvekili Okan Konuralp Genel Kurul’da tutuklanan gazeteci İsmail Arı hakkında konuştu:İsmail Arı’nın tutuklanması bir yargı işlemi değil; rejiminizin eseridir. Çünkü mesele “yanıltıcı bilgi” değildir. Mesele hakikatin, gerçeğin, doğru haberin, siyasi iktidarın hoşuna… pic.twitter.com/mh2myOtnwC — BirGün Gazetesi (@BirGun_Gazetesi) March 24, 2026 “SÜREÇ GADDAR YÜRÜTÜLDÜ” İsmail Arı’nın tutuklanma sürecini değerlendiren hukukçular, süreci “gaddarlık” olarak tanımladı
. BirGün TV yayınında değerlendirmelerini paylaşan hukukçu İlhan Cihaner, şu yorumu yaptı: “Savcının ifade almadan mahkemeye sevki çok rutin bir durum değil. Ayrıca usul yönünden de pek çok sorun var. Polis koruması altında olan, attığı adım bilinen bir kişiyi, tatil günü kamu kaynaklarını da heba ederek gidip Tokat’tan alıyorsunuz
. Niçin bu kadar sıradışı bir şey yapılıyor? İsmail’e yöneltilen bir suç da yok. Tutuklama gerekçesi de Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin İsmail’in haberini yalanlaması. Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma başlığındaki 217/A maddesini bu şekilde yorumlamak gazeteciliği fiilen imkansız hale getirir. Bu haberlerin hangisi halkta endişe, korku ya da panik yaratabilir
? haberlerin neresinde kamu düzenini bozucu unsur var? Tersine kamu faydası var.” YENİ BÖLÜM YAYINLAYAMIYORUZ📌Gazeteci @ismailari_ tutuklanmasaydı bugün Perde Arkası programının yeni bölümü yayınlanacaktı.📢”Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler…” https://t.co/alCcI4hmjD — Nurcan Bilge Gökdemir (@nurcangokdemir) March 23, 2026 ARTIK KARARI DMM Mİ VERİYOR
? Çeyrek asırlık Saray rejimi, akademisyenlere, avukatlara, siyasetçilere ve gazetecilere baskı aracı olarak kullandığı ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu kullanışlı bir aparata dönüştü. İktidar ve tarikat çevrelerini, ihalecileri, talanı, yağmayı ve devlet içindeki çürümeyi kaleme alınan gazeteciler “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu gerekçe gösterilerek cezaevine gönderiliyor
. Ancak İsmail Arı’nın tutukluluğuna neden olan dosyasında kamuoyunun çok da alışkın olmadığı bir durum yaşandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesinde yurt inşa edilmesi için tescilli yapılan bulunması ve taşınmasına karar verilmesine ilişkin haber Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yalanlandı
. Gazetecilerin, yurttaşların dönüp bakmadığı, toplumda bir karşılığı olmayan iktidarı aklama merkezine dönüşen DMM, bu kez kolluk kuvvetleri ve mahkeme tarafından kabul gördü. Hangi kadroların, nasıl bir yetkinlikle haberi dezenformasyon olarak nitelendirip açıklama yaptığı bilinmezken Ankara’daki emniyette sorulan sorular arasında “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı” şeklindeki paylaşımınızla DMM’nin de dezenformasyon yalanlama metni olduğu görülmektedir, bu paylaşım ile ilgili olarak savunmanızı veriniz?” denildi
. Habere ilişkin herhangi bir araştırma, soruşturma yapılmasına gerek görmeyen mahkeme de tutukluluk kararında, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 11 Mart 2026 tarihli paylaşım içeriği… göz önünde bulundurularak tutuklanmasına karar verilmiştir” ifadesi kullanıldı.