İlim Yayma Vakfı 55. Olağan Genel Kurulu Toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi.
Fatih’te bulunan vakfın genel merkezindeki programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, vakfın mirası doğrultusunda her yıl genel kurul toplantısı gerçekleştirdiklerini, bu uygulamanın diğer sivil toplum kuruluşlarından farklı olduğunu ve kurumu dinamik tuttuğunu söyledi.
Toplantıda vakfın geçen seneki faaliyetlerini ve gelecek yıl hedeflediklerini paylaşacaklarını belirten Erdoğan, “Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarında insan kaynağı kalitesiyle ilgili biraz daha mücadeleye ihtiyacımız var. Mesela, biz yurdumuzda yetiştirdiğimiz veya burs verdiğimiz kardeşlerimizi buralarda istihdam etmekte zorlanıyoruz çoğu zaman. Hiç olmazsa diyoruz, ‘Kariyerinizin ilk basamağı burası olsun.’ Ama özlük konusunda diğer vakıflarımıza örnek olabilecek noktalara geldik. Hamdolsun, artık İlim Yayma Vakfı’nda çalışmak, başka benzer kurumlarda çalışmanın gerisinde kesinlikle değil. Burayı genç bir ekiple yönetmeye çalışıyoruz ve genç ekibimizin de burada ciddi anlamda donanımlarının güçlendiğini ve eğitim gördüğünü söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, yurt ve eğitim yatırımlarının devam ettiğini, yeni projelerde mezunların da sürece dahil edilerek bağış ve desteklerinin teşvik edildiğini bildirdi.
Mezunların katkılarıyla odalara isim verilmesi gibi uygulamalarla aidiyet duygusunun güçlendirildiğini kaydeden Erdoğan, bağışçıların desteğiyle yürütülen bu çalışmaların, gelecekte aynı bilinçle yeni nesillere aktarılmasının hedeflendiğini dile getirdi.
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Rektörlüğü görevini Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar’ın Prof. Dr. İsmail Küçük’e devrettiğini hatırlatan Erdoğan, İZÜ’de yürütülen “hamilik” projesinin de üniversitenin mali açıdan daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağladığını anlattı.
Erdoğan, “Orada da devam eden inşaatlarımız var. Yeni başlayacak 300 kişilik bir kız yurdumuz var. Hamdolsun sonunu görebiliyoruz çünkü inanın 10-15 yıl önce sivil toplum işlerine başladığım yıllarda inşaatlara başlamaya bile çekindiğimiz oluyordu, bırakın bitireceğimizi görmeyi. Bugün Türkiye’nin daha güçlü olmasıyla, refah düzeyinin daha yüksek olmasıyla sivil toplum kuruluşlarımıza da bunun yansıdığını görüyoruz.” diye konuştu.
Vakfın yıllık giderlerinin yaklaşık yüzde 15-20’sinin kira ve yatırım gelirlerinden karşılandığını aktaran Erdoğan, bu oranın yüzde 50 seviyelerine çıkarılmasının hedeflendiğini, bu sayede kurumun yalnızca bağışlara dayalı değil, kendi gelirleriyle temel hizmetlerini sürdürebilen bir yapıya kavuşmasının amaçlandığını vurguladı.
Erdoğan, vakfın kuruluşunda kadın üyelerin yer aldığını ancak zamanla bu temsilin sürdürülemediğini, son yıllarda ise bu geleneğin yeniden canlandırıldığını kaydetti.
Kadın üyelerin kurucular kurulundaki sayısının artırıldığı bilgisini veren Erdoğan, “Bu genel kurulumuzda bu sayı 9’a çıkacak. Bu 9 hanımefendinin üç tanesini de mütevelli heyetimizde görevlendirmiş olacağız çünkü hizmetlerimizin yarısı gerçekten kızlarımıza yönelik. Bursiyerlerimizin de üniversitemizin de diğer çalışmalarımızın da hemen hemen yarısında hanım öğrencilere hitap ediyoruz. Üniversitemizin nüfusunun üçte ikisi hanım öğrencilerden oluşuyor. Onun için o kızlarımıza hitap eden çalışmalarımızı yönetecek, daha yakinen takip edecek hanımefendilere yönetim kurulumuzda görev vermeyi kararlaştırdık.” dedi.
Dünyanın zorlu ve karmaşık bir dönemden geçtiğine değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Dünya böylesi bir çukura doğru ilerlerken tabii ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli. Biliyorsunuz, bizim fıkıh geleneğimizde inancımıza göre savaş zamanında da ilim ehlinin ilmine devam etmesi esastır. Dolayısıyla biz İlim Yayma Vakfı olarak ilme yönelik bu çalışmamızı çok daha güçlü şekilde yapmalıyız ki dünya tamamen dağılıp toparlanmaya başladığı zaman birileri dünyaya fikri önderlik edebilsin.”
Erdoğan, vakfın yurdunda kalan mezun öğrencilerden birinin Harvard Üniversitesi’nde master programına kabul edildiğini belirterek, öğrencilerin uluslararası düzeyde başarılar elde etmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Bu başarıların teşvik edildiğinin altını çizen Erdoğan, üniversitenin küresel akademik iddiasını güçlendirmeye devam edeceklerini, İlim Yayma Ödülleri’nin de bu vizyonun önemli parçası olduğunu söyledi.
Her şeyin değersizleştiği, güven ve muhabbetin azaldığı bir dönemde İlim Yayma Vakfı ve Cemiyeti’nin toplumda güven, adalet ve merhameti yeniden inşa etmede önemli görevler üstlendiği vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“Birlik içerisinde bu yürüyüşümüzü sürdürmeliyiz. Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar da birliğimizi güçlendirmeyi bizim için vacip kılıyor gerçekten. O birliği de nasıl teyit edeceğiz? Her birimiz kendi halkalarımızda, topluluklarımızda, ailelerimizde o birliği teyit etmek için elimizden gelen gayreti, fedakarlığı sarf etmek durumundayız, zorundayız. Aksi takdirde bu ateş çemberi, bu cehennem çukuru bu ülkeye de çok büyük tahribat yapacaktır. Biz daha güçlü olacağız. Hem güvende olmak için hem de artık dünyaya ve bölgemize belli bir nizamı yerleştirmek, tesis etmek için.”
“İlim Yayma, sivil toplum kuruluşlarının amiral gemisi”
İstanbul Valisi Davut Gül ise Türkiye’de sanayinin yaklaşık son 25 yılda geldiği yere dikkati çekerek, “Evet, sanayide olağanüstü gelişme sağladık ama bunu sadece sanayide sağlamadık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her alanda, özellikle de sivil toplumda çok önemli gelişmeler sağlandı. Sivil toplum kuruluşlarının da aslında İlim Yayma amiral gemisi. İlim Yayma Vakfının yaptığı her faaliyet hem diğer vakıflara örnek oluyor hem de kamunun üzerindeki yükü önemli ölçüde azaltıyor.” dedi.
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da dünyanın her geçen gün daha karanlık bir yere doğru sürüklendiğini ifade etti.
Bayraktar, “Dünya bu kadar karanlık bir ahvale sürüklenirken, bizler de bir anlamda savunma sanayisindeki faaliyetlerimizden dolayı üzerimize düşen yük altında eziliyoruz. Her geçen gün daha da farklı, korkunç görüntülere şahit oldukça, bir anlamda o duygunun altında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirememe endişesiyle eziliyoruz. ‘Bu yükü biz nasıl taşıyacağız?’ diye zaman zaman sabretmekte zorluk çekiyoruz.” diye konuştu.
Programa, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, bazı bakan yardımcıları ile milletvekilleri de katıldı.