Bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, bu dönüşümün ekonomik dengeleri nasıl yeniden şekillendirebileceğine dair çarpıcı ipuçları veriyor. Yapay zekânın, işgücünü hem tehdit eden hem de güçlendiren bu ikili rolü, gelecekteki çalışma hayatının ana hatlarını belirleyecek gibi görünüyor.
McKinsey Global Institute’un 2023 raporuna göre, yapay zekâ destekli otomasyonun 2030’a kadar dünya genelinde yaklaşık 800 milyon işi etkileyebileceği öngörülüyor. Bu, küresel işgücünün yaklaşık %20’sine denk geliyor. Rapor, özellikle rutin ve tekrarlayan görevlerin otomasyona yenik düşeceğini, ancak yaratıcı ve insan odaklı rollerin bu süreçten daha az etkilenebileceğini belirtiyor.
MIT’den ekonomist Prof. David Autor, “Otomasyon, işleri yok etmekten çok dönüştürüyor. Geçmişte buhar makinesi nasıl yeni meslekler doğurduysa, yapay zekâ da benzer bir etki oluşturabilir” dedi. Autor’a göre, asıl mesele, işçilerin bu yeni düzene ne kadar hızlı uyum sağlayabileceği.
Otomasyonun ekonomik dönüşümdeki rolü, sadece iş kayıplarıyla sınırlı değil. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2023 “Geleceğin İşleri Raporu”na göre, AI ve robotik teknolojiler 2030’a kadar 97 milyon yeni iş fırsatı ortaya çıkarabilir.
Veri analistliği, makine öğrenimi mühendisliği ve etik AI uzmanlığı gibi roller, bu dönüşümün öncüleri arasında yer alıyor. Ancak WEF, aynı dönemde 85 milyon işin de ortadan kalkabileceğini tahmin ediyor, bu da net bir kazanç olsa da geçiş sürecinin sancılı olabileceğini gösteriyor.
Oxford Üniversitesi’nden teknoloji uzmanı Prof. Carl Benedikt Frey, “Bu bir yarış. Teknoloji, bazı sektörleri silip süpürürken, yenilerini inşa ediyor. Önemli olan, işgücünün bu hıza ayak uydurması,” diye ekliyor.
Bu dönüşümün ekonomik dengeler üzerindeki etkisi de dikkat çekiyor. Goldman Sachs’ın 2024 analizine göre, yapay zekâ, küresel gayrisayi yurtiçi hasılayı (GSYH) önümüzdeki 10 yıl içinde %7 oranında artırabilir. Ancak bu büyüme, eşit dağılmayabilir.
Harvard Üniversitesi’nden ekonomist Prof. Dani Rodrik, “Otomasyon, zengin ülkelerde üretkenliği artırırken, gelişmekte olan ülkelerde eşitsizliği derinleştirebilir. Dijital altyapısı zayıf toplumlar, bu devrimden geri kalma riskiyle karşı karşıya” uyarısında bulundu.
Rodrik’e göre, eğitim ve yeniden beceri kazandırma programları, bu eşitsizliği azaltmanın anahtarı.
Türkiye’de de yapay zekânın işgücü üzerindeki etkileri tartışılıyor.
UNESCO’nun bilim danışmanı Dr. Mechtild Rössler ise daha geniş bir perspektif sunuyor:
“Yapay zekâ, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sınav. İşgücünün geleceği, teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kimin için kullanıldığına bağlı”
Rössler, hükümetlerin ve şirketlerin, otomasyonun faydalarını topluma yaymak için iş birliği yapması gerektiğini vurguluyor.
Yapay zekâ ve otomasyonun işgücü piyasasındaki bu yükselişi, hem umut hem de kaygı oluşturdu.
Bilimsel veriler, teknolojinin ekonomik büyümeyi ateşleyebileceğini gösterirken, uzmanlar, bu dönüşümün herkes için adil bir gelecek sunması için acil politikalar geliştirilmesi gerektiğini söylüyor.
Robotlarla insanların yan yana çalıştığı bu yeni çağ, iş dünyasının sınırlarını zorlarken, ekonomik dengelerin nasıl evrileceği ise hâlâ bir soru işareti.