Kahire Ulusal Müzesi’nde düzenlenen özel bir konserde, bu kadim enstrümanın telleri binlerce yıl aradan sonra ilk kez titreşti ve dinleyicilere eşsiz bir zaman yolculuğu yaşattı.
Ses bilimciler ve tarihçiler, bu projenin insanlık tarihinin en eski müzik miraslarından birine ışık tuttuğunu belirtiyor.
Proje, Oxford Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Zahi Hawass liderliğinde yürütüldü.
Hawass, “Bu arp, Mısır’ın 18. Hanedanlık döneminden kalma bir buluntu. İlk olarak 1920’lerde bir mezarda keşfedildi, ancak kırılgan yapısı nedeniyle bugüne dek sesini duyamamıştık” dedi.
Arpın yeniden inşası için, Londra’daki Imperial College’dan akustik mühendisi Prof. Trevor Cox’un ekibi devreye girdi.
Cox, “3D tarama ve yapay zeka modellemeleriyle arpın orijinal formunu restore ettik. Ardından, antik Mısır müzik teorilerine dayanarak olası tonlarını simüle ettik” diye açıkladı.
Konserde, arpın çıkardığı derin ve titreşimli sesler, izleyicileri adeta firavunlar dönemine götürdü.
Harvard Üniversitesi’nden müzikolog Prof. Susan McClary, etkinliği “müziğin arkeolojik bir kazıdan sahneye uzanan inanılmaz bir yolculuğu” olarak tanımladı.
McClary, “Bu, sadece bir enstrümanın yeniden inşası değil, aynı zamanda Antik Mısır’da günlük yaşamın ve ritüellerin sesle nasıl şekillendiğine dair bir pencere” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, arpın orijinal malzemelerinin (sedir ağacı ve hayvan bağırsaklarından yapılan teller) zamanla çürüdüğünü, ancak dijital analizler sayesinde ses frekanslarının %90 doğrulukla yeniden üretildiğini belirtti.
Projenin bir sonraki aşamasında, arpın farklı Antik Mısır melodileriyle çalınarak bir albüm haline getirilmesi planlanıyor.
Dr. Hawass, “Bu sesler, insanlığın ortak mirasının bir parçası. Gelecek nesillere bu mirası aktarmak görevimiz” dedi.
Etkinlik, dünya genelinde büyük yankı uyandırdı. UNESCO’nun kültürel miras uzmanı Dr. Mechtild Rössler, “Bu proje, teknolojinin tarihle nasıl bir köprü kurabileceğini gösteriyor. Antik Mısır’ın ses dünyasını yeniden keşfetmek, kültürel belleğimizi zenginleştiriyor” yorumunda bulundu.
Kahire’deki konser, bilim ve sanatın birleştiği bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.