Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, sigortacılık ve özel emeklilik sektörünün stratejik bir rolü olduğunu belirterek, “Sektörümüz bireylerin geleceğe güvenle bakabilmesine imkan sağlayan ekonomik istikrarı destekleyen ve toplumsal refahın önemli bir parçasını oluşturan stratejik bir alandır.” dedi.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) 72. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, TSB Başkanı Uğur Gülen, TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ve birlik üyelerinin katılımıyla Ataşehir’de bir otelde gerçekleştirildi.
Genel kurul toplantısında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik, Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sisteminin (BES) yalnızca finansal bir hizmet alanı olmadığını, aynı zamanda ekonomik istikrarın desteklenmesi, risklerin yönetilmesi ve uzun vadeli tasarrufların artırılması açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu söyledi.
Söz konusu stratejik rolün tam anlamıyla yerine getirilmesinin ülkede faaliyet gösteren sigorta ve bireysel emeklilik şirketlerinin de performansına bağlı olduğuna işaret eden Çelik, şirketlerin bu sektörü geliştirmek için eşgüdüm içerisinde çalışmasını sağlayacak platformun TSB olduğunu dile getirdi.
Çelik, TSB’nin etkin çalışmasının hem şirketler hem vatandaşlar hem de ülkeye geçmiş dönemde olduğu gibi önemli katkı sunduğunu belirterek, “Bölgemizde devam eden çatışmaların sonucunda ortaya çıkan küresel gelişmelerin etkileri enerji fiyatları, ulaşım maliyetleri, finansal piyasalar ve para politikası beklentilerindeki değişiklikler üzerinde belirgin bir şekilde etki göstermektedir.” açıklamasını yaptı.
Küresel enflasyon görünümündeki bozulmanın merkez bankalarının para politikalarında daha temkinli davranacakları beklentisini yükselttiğini dile getiren Çelik, jeopolitik risk algısının yükselmesinin bölge ülkelerindeki risk primlerini ve borçlarının maliyetlerini de artırdığını kaydetti.
Çelik, söz konusu durumun finansal piyasalar üzerindeki etkilerinin geçmiş bazı krizlere göre daha sınırlı kalsa da finansal koşulların genel olarak sıkılaştığını belirterek, “Ayrıca küresel büyüme ve enflasyon üzerindeki etkilerin süreye ve kapsama bağlı olması beklenmektedir. Dolayısıyla dün akşam itibarıyla alınan ateşkes kararı sadece bölgemize değil dünyaya da rahat bir nefes alma imkanı sağlayacak.” dedi.
“Kamu borcumuz düşük seyretmeye devam ediyor”
Çelik, “Cari açığın sürdürülebilir seviyelere gerilemesi, brüt dış finansman ihtiyacını azaltırken, ekonomiyi şoklara karşı dayanıklı hale getiriyor. 2024’te yüzde 4,7 olan bütçe açığının milli gelire oranı deprem harcamaları ve sosyal harcamalar hariç uygulanan tasarruf tedbirleri, etkin vergi paylaşımları ve kayıt dışılıkla mücadele sayesinde 2025’te yüzde 2,9’a gerilemiştir. Kamu borcumuz düşük seviyelerinde seyretmeye devam ediyor.” diye konuştu.
Çelik, istihdamı desteklemek amacıyla oluşturulan finansman paketleriyle üretimin sürekliliğini sağlamayı sürdürerek, istihdamı güvence altına aldıklarını belirtti.
Sigortacılık ve özel emeklilik sektörünün stratejik rolünün önemli bir parçasının fon biriktirme kapasitesi ve sağladığı uzun vadeli kaynaklarla Türkiye’nin finansal büyümeye sunduğu katkı olduğunu dile getiren Çelik, “Sektörümüz bireylerin geleceğe güvenle bakabilmesine imkan sağlayan ekonomik istikrarı destekleyen ve toplumsal refahın önemli bir parçasını oluşturan stratejik bir alandır.” ifadelerini kullandı.
“(BES) Hem refah hem de ülke ekonomisi için stratejik bir gerekliliktir”
Çelik, kamu olarak sigortacılık ve özel emeklilik sektörlerindeki politikaların önemine değinerek, söz konusu politikaların, güvenilir ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen, katılımcı odaklı, şeffaf ve güven esasına dayalı kapsayıcı bir sektör yapısını içerdiğini, sadece bugünün ihtiyaçlarına değil, gelecekteki yapısal dönüşüme de yön verdiğini kaydetti.
Yatırımların güvence altına alındığı, risklerin profesyonelce yönetildiği bir ortamda ekonomik kalkınmanın da ivme kazanacağına dikkati çeken Çelik, sektörde büyüme potansiyelinin de yüksek olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Dijitalleşen dünya, değişen demografik yapı ve artan finansal okur yazarlık bizlere hem sigortacılıkta hem de özel emeklilik sisteminde ciddi bir potansiyel sunmakta. Bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek, yenilikçi çözümlerle toplumun her kesimine dokunmaktan ve sektöre duyulan güveni her geçen gün daha güçlendirmekten geçiyor. Şeffaflık ve denetlenebilirlik bu güvenin idamesi için vazgeçilmezlerindendir. Ancak elimizdeki veriler, mevcut tablonun henüz sahip olduğumuz büyüme potansiyelinin çok az bir kısmını temsil ettiğini gösteriyor. Elbette büyümenin sadece hacimsel değil, aynı zamanda nitelikli ve dengeli olması da bizim için önceliklidir. Bu bakımdan uzun vadeli tasarrufların güçlendirilmesi için BES’in daha etkin hale getirilmesi hem vatandaşlarımızın refahı hem de ekonomimizin dayanıklılığı açısından stratejik gereklilik. Topluma tasarruf alışkanlığını kazandırmayı ve emeklilik döneminde ek gelir sağlamayı amaçlayan BES, faaliyete geçtiği 2003’ten bu yana geçen yaklaşık çeyrek asırlık sürede kayda değer bir emeklilik ve tasarruf ekosistemi sistemi oluşturdu. Dünya uygulamaları dikkate alınarak, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda sürekli geliştirilen sistem, Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ile birlikte yaklaşık 1,8 milyon katılımcıya ulaşmış, 2,3 trilyon lira seviyesindeki fon büyüklüğüne de finansal piyasalarımızın derinleşmesine ve istikrara katkı sağlayan önemli bir mekanizma haline gelmiştir.”
“Ürün ve risk kapsamının genişletilmesine yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülmektedir”
Çelik, BES’in daha cazip hale getirilmesi, katılımcı tabanının genişletilmesi ve uzun vadeli tasarrufları destekleyen tamamlayıcı bir yapı olarak işletilmesinin temel politika hedefleri arasında yer aldığını söyledi.
2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda söz konusu hedeflerin, fon çeşitliliğin artırılması, kesintilerin sadeleştirilmesi ve katılımcı ihtiyaçlarına daha esnek çözümler sunacak kısmi ödeme imkanlarının genişletilmesi gibi somut düzenleyici adımlarla desteklendiğine dikkati çeken Çelik, “12. Kalkınma Planı’nda yer alan kapsayıcılığın artırılması hedefi doğrultusunda tarım sigortalarının da kapsayıcılığının artırılması hem risk yönetimi hem de gelir istikrarı açısından kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Bu alanda ürün ve risk kapsamının genişletilmesine yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülmektedir.” ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik, afet riskleri açısından bakıldığında sadece deprem değil, tüm afet tehlikelerini kapsayan Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) sisteminin geliştirilmesinin sektörün dayanıklılığını artıran en önemli yapısal adımlardan biri olduğunu, bu doğrultuda da çalışmaların devam ettiğini vurguladı.
“Düzenlemeye yönelik öncelikleri ihmal etmeyen bir bakışımız var”
SEDDK Başkanı Davut Menteş de hiçbir zaman sektörü göz ardı ederek, sektörü dinlemeden, sektörün görüşünü almadan ilerlemediklerini ifade ederek, özel emeklilik tarafındaki katılımcı sayısında yüzde 5’lik bir büyümenin olduğunu söyledi.
Menteş, finansal dayanıklılık veya adına daha sonra, finansal rehabilitasyon, adı verilen bir süreci tamamlamış olduklarını belirterek, “Dayanıklılık sürecindeyiz, rehabilitasyon sürecindeyiz deyip de hiçbir zaman sektörün diğer önceliklerine, düzenlemeye yönelik önceliklerini ihmal etmeyen bir bakışımız var.” dedi.
Bölgedeki jeopolitik gerginliğin çatışmaya dönmesiyle birlikte küresel risklere ilişkin tedbirlerin gündemin ilk sırasına geldiğini dile getiren Menteş, en önemli risk olarak gördükleri öngörülebilirlik ufkunun daralmasına karşı otorite olarak sektörün yanında olduklarının vurgusunu yaptı.
Menteş, hem iş dünyası hem de akademik tarafı yere getiren hatta bu uluslararası tarafları da bir araya getiren bir etkinlik takvimlerinin olduğunu belirterek, 6 ay zarfında yetkisiz sigorta aracılığı faaliyetlerine son vermiş olacaklarını duyurdu.
“2025’te sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 194’e yükseldi”
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen genel kurulda yaptığı konuşmada, 2023-2025 döneminde yapılan faaliyetlere ilişkin bilgiler verdi.
Sektörün söz konusu dönemdeki büyümesine dikkati çeken Gülen, “2023 yılında toplam aktiflerimiz 1,47 trilyon lira iken 2025’te yüzde 165 artarak, 3,89 trilyon liraya yükseldi. Toplam özkaynak ise 2023’te 167 milyar lira iken 2025’te yüzde 177 artışla 461 milyar liraya ulaştı.” diye konuştu.
Gülen, sektör için sermaye yeterliliğinin önemli olduğunu vurgulayarak, 2023 yılında mevcut sermaye yeterlilik rasyosunun yüzde 166 olduğunu, 2025 yılının sonunda ise bu rakamın yüzde 194’e yükseldiğini söyledi.
2023’te net dönem karının 71,3 milyar lira olduğunu aktaran Gülen, şunları kaydetti:
“2025’te net dönem karımız 2023’e göre yüzde 149 artırarak 177,8 milyar liraya çıktı. Özkaynak karlılığımızı 2025’te yüzde 47 ile tamamladık, enflasyonla karşılaştırdığımızda iyi bir özkaynak karı görüyoruz. 2023’te sigorta penetrasyon oranımız yüzde 2,3 iken 2025 yılında yüzde 2,6 ile en yüksek penetrasyon oranına ulaştık. Burada gidecek çok yolumuz var, dünya ortalamalarına baktığımızda bizim gibi ülkelerde bu oran yüzde 6,5’lerde. Yüzde 6,5’ler daha büyük bir sigorta sektörü demek, daha güçlü bir Türkiye ekonomisi demek.”
Gülen, TSB’de 21. dönem başkanlığını yürüttüğünü hatırlatarak, 22. dönem için seçime girecek adaylara başarılar diledi.