ABD ve İran; Hürmüz Boğazı’ndan gemi trafiğine izin verilmesi ve İran’a yönelik saldırıların durması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul etti. 28 Şubat’ta başlayan savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve dünya petrol tedarikinin beşte birinin tehlikeye girmesiyle zirveye ulaşmıştı. İki haftalık ateşkes ilanının ardından küresel petrol fiyatları sert bir düşüş gösterdi, borsalar ise yükseldi
. Ham petrol fiyatları %17,75 düşüşle 92,90 dolara gerilerken Brent petrol %15,9 düşüşle 92,30 dolar seviyesini gördü. Ateşkes öncesinde Trump’ın “Tüm bir uygarlık bu gece yok olacak” tehdidinin ardından 112 dolar seviyelerine çıkan petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması beklentisiyle sert düştü
. Altın fiyatları ise “güvenli liman” talebiyle %3,02 yükselişle 4 bin 826,37 dolara ulaştı. Avrupa doğal gaz fiyatları da yaklaşık %20 düşüşle 43 euronun altına geriledi. Savaş öncesinde fiyatlar görece düşük seviyelerde seyrediyordu. Brent petrolün varil fiyatı, savaşın bir önceki günü olan 27 Şubat’ta 72,48 dolardan kapanmıştı
. Avrupa doğal gaz fiyatları ise aynı dönemde 31,51 euro seviyesindeydi. Ateşkes kapsamında Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli geçişlere açılacağına yönelik açıklamalar, fiyatlardaki düşüşün ana belirleyicisi oldu. Petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık %20’sinin gerçekleştirildiği bu kritik darboğazın kapatılması, günlük yaklaşık 14 milyon varillik petrol arzının devre dışı kalmasına yol açmıştı
. Boğaz’dan normalde günde yaklaşık 150 gemi geçiş yaparken, savaş sonrasında bu sayı 5’e kadar gerilemişti. NİSAN ENFLASYONU YÜKSEK GELECEK Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalar ve enerji fiyatlarındaki yükseliş; Türkiye’de akaryakıt başta olmak üzere genel enerji fiyatlarını yukarı çekti. 4 Nisan itibarıyla elektrik ve doğal gaz fiyatlarına mesken aboneleri için ortalama %25 zam yapılırken; elektriğin ardından doğal gazda da haneler için kademeli fiyatlandırma sistemine geçildi
. BOTAŞ ayrıca doğal gaz fiyatını sanayi tüketicileri için ortalama %18,6, elektrik üretim santralleri için ise %19,4 oranında artırdı. Yapılan hesaplamalara göre bu zamların, nisan ayı enflasyonu üzerinde doğrudan yaklaşık 0,59 puanlık artırıcı etkisi bulunuyor. Enerji maliyetlerindeki artışın, üretim ve hizmet fiyatları üzerinden dolaylı etkiler yaratacağı da vurgulanıyor
. DAR GELİRLİNİN CEBİNDEKİ YANGIN BÜYÜYECEK Prof. Dr. Serap Durusoy; askeri planın nasıl gelişeceği ve 10 Nisan’da Pakistan’da başlayacak müzakereler sonrasında kalıcı bir barış sağlanıp sağlanamayacağının kritik önemde olduğunu vurguladı. Durusoy, “Bu saldırılar nedeniyle dünya ekonomisi tam bir kaos ortamına sürüklenirken küreselleşmenin ülkeleri organik bir bütün haline getirmesi nedeniyle Türkiye, her ne kadar bu savaşta taraf olmasa dahi enerji bağımlılığından dolayı ekonomik etkileri derinden hissediyor,” ifadelerini kullandı
. “Özellikle akaryakıt zamlarının gıda fiyatlarını uçurması, dar gelirlinin geçinme mücadelesini zorlaştırıyor,” diyen Durusoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya ekonomisi tam bir kaos ortamına sürüklenirken Türkiye ekonomisinde var olan kırılganlık, savaşla birlikte yeni yıkımları beraberinde getirdi ve jeopolitik risk enflasyonu besledi
. Bu etkiler, eşel mobil sisteminin devreye sokulması nedeniyle mart ayı resmi enflasyon verisinde görünmese dahi hanehalkı bunu yaşadığı ‘hissedilen enflasyonda’ derin bir şekilde hissediyor. Özellikle nisan ayında maliyet enflasyonunda bariz bir yükselme yaşanacak. Haliyle bu durum en çok dar gelirliyi etkileyecek; yani enflasyonu besleyen bu gelişmeler dar gelirlinin cebindeki yangını büyütecek
. ABD ve İran arasında kalıcı bir barış sağlansa dahi bunun ekonomiye olumlu yansıması ancak uzun bir zaman sonra görülecek. Kaldı ki Türkiye, birçok makroekonomik sorunu savaş öncesinde de yaşayan bir ülke olması nedeniyle diğer ülkelerden negatif anlamda ayrışıyor.”