Bayraktar, ABD-İsrail ile İran savaşının Türkiye’deki tarımsal girdi piyasalarına etkisine ilişkin açıklama yaptı.
Türkiye’de tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazotun yüzde 90’ının ithal edildiğine işaret eden Bayraktar, gübre ve mazot fiyatlarının, hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de dolar kuruna bağlı değiştiğini söyledi.
Bayraktar, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerinde yaşanan aksaklıklar sonucu küresel enerji, gübre ve tarımsal gıda sistemlerine yönelik risklerin arttığını belirterek, “Savaşın yaşandığı bölgedeki ülkeler, petrol, doğal gaz ve gübre üretiminde dünyanın önde gelenleri arasında yer alıyor. Dolayısıyla sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalar doğrudan fiyatlara yansıyor. Nitekim Haziran 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan çatışma sonrasında başta üre olmak üzere gübre fiyatlarında bir anda yüzde 40’lara varan artışlar görüldü. Bu yıl da benzer şekilde gübre ve mazot fiyatlarında artışlar yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.
ÇİFTÇİLERİN MALİYETİ ARTIYOR
TZOB’a bağlı ziraat odalarından alınan bilgiler doğrultusunda derlenen gübre fiyatlarına ilişkin bilgi veren Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Savaş öncesinde kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 lira iken savaş sonrasında yüzde 26,5 artarak 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3 artarak 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 19,5 artışla 31 bin 124 liraya, DAP gübresi yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya ve ‘20.20.0’ kompoze gübresi yüzde 8,3 artışla 25 bin 888 liraya yükseldi. Doğru zamanda ve doğru miktarda yapılan gübrelemenin bitkisel üretimde verim artışlarına yaptığı katkı aşikardır. Çiftçilerimizin maliyet artışları nedeniyle yeterli gübre alamayacak olma ihtimali, üretimde verim düşüşüne ve olağanüstü maliyet artışlarına yol açabilir. “
Bayraktar, bu dönemde, serin iklim tahıllarının üst gübrelemesi, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübrelemesinin yapıldığını aktararak, Türkiye’de tarımsal üretimde gübreye en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden geçildiğini belirtti. Bu kapsamda çiftçilerin çoğunun deposunda gübre olmadığına dikkati çeken Bayraktar, uygulanacak gübrelerin büyük bölümünün yüksek fiyatlardan satın alınacağını söyledi.
Savaş sebebiyle tarımsal ürün arzında azalma olacağına ve tüketici fiyatlarının da bundan etkileneceğine işaret eden Bayraktar, “Bu süreçte gübre piyasalarının düzenlenmesi için birtakım önlemler alındı. Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan yüzde 33’lük amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar, olumlu hamlelerdir. Fakat buradaki kritik nokta çiftçilerimizin gübreyi satın alabilmesidir. Yani fiyatların makul düzeyde olmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
“MAZOTTAN VERGİ ALINMAMALI”
Bayraktar, mazotta da benzer bir durumun yaşandığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor. TZOB olarak mazot konusundaki görüşümüzü yıllardır dile getiriyoruz. Mazot, tarımsal üretimin her aşamasında kullanılan, olmazsa olmaz bir girdidir. Bu sebeple çiftçilerimizin kullandığı mazottan vergi alınmamalıdır. Birlik olarak üreticilerimizin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Tarımsal üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için temel girdilerde çiftçilerimize yönelik desteklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşları, savaşın uzama ihtimalini de göz önünde bulundurarak üreticilerimizin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz. Özellikle gübre ve mazotta bir destek paketine ihtiyaç duyulmaktadır.”

