1400 yıllık mesafe kapanıyor: Siyer Diorama Müzesi yarın kapılarını açıyor

Hicret yolu ve siyer kronolojisi dioramalarda canlanıyor. Eyüp Sultan’daki Siyer Eğitim Merkezi Diorama Müzesi yarın kapılarını açıyor. 1400 yıllık mesafeyi kısaltan görsel ve mekânsal deneyimle Peygamber Efendimiz’in hayatını yakından hissedin.

Siyer Vakfı’nın Eyüp Sultan’daki merkezinde yer alan müze, siyeri yalnızca metinlerden öğrenilen bir alan olmaktan çıkarıp görsel, işitsel ve mekânsal bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.

Müzede Mekke ve Medine başta olmak üzere İslam tarihine yön veren şehirler ve olaylar, tarihi gerçekliğe uygun sahnelerle canlandırılıyor. Tarihi olayların görsel anlatımlarla desteklenmesi sayesinde daha bütüncül bir öğrenme süreci sunulması amaçlanıyor.

Yarın resmi açılışı yapılacak müzede, İslam tarihinin merkezindeki Mekke, Medine, Taif, Hayber ve Tebük gibi önemli bölgeler dioramalar ve ışıklandırmalarla gösteriliyor.

Mescid-i Aksa ve Kâbe gibi kutsal mekânlar temsili modellerle sunulurken, Hz. Peygamber’in hayatından kesitler ile Bedir, Uhud ve Hendek gazveleri gibi tarihi olaylar da görsellerle aktarılıyor.

Müzede dönemin coğrafi ve sosyal şartları birebir yansıtılıyor. Dar sokaklarıyla Mekke’den Medine’nin yerleşim düzenine, hicret yolculuğundan İslam toplumunun oluşum sürecine kadar birçok aşama mekânsal bir bütünlük içinde takip edilebiliyor.

Müzede dönemin coğrafi ve sosyal şartları birebir yansıtılıyor. Dar sokaklarıyla Mekke’den Medine’nin yerleşim düzenine, hicret yolculuğundan İslam toplumunun oluşum sürecine kadar birçok aşama mekânsal bir bütünlük içinde takip edilebiliyor.

Türkçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere üç dil seçeneği sunan müzede ziyaretçiler, yönlendirme sistemi sayesinde süreci baştan sona takip edebiliyor.

“COĞRAFYANIN DEĞİŞMESİ SİYERİN ANLAŞILMASINI ZORLAŞTIRIYOR”

Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım, müzenin ortaya çıkış sürecini değerlendirdi.Yıldırım, siyerin anlaşılmasında mekan ve coğrafyanın belirleyici rolüne dikkat çekerek, siyerin yaşandığı coğrafyalarda tarihi izlerin büyük ölçüde kaybolduğunu belirtti.

Coğrafyanın değişmesi ve mekanların dönüşmesinin siyerin anlaşılmasını zorlaştırdığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Çünkü siyer, sadece anlatılan bir tarih değil, belirli mekanlarda yaşanmış hadiselerin bütünüdür. Siyerin yalnızca metinler üzerinden öğrenilmesi yeterli değil. Bedir’e gidiyorsunuz ama Bedir’i tam anlamıyla hissedemiyorsunuz. Uhud’a gidildiğinde aynı durum söz konusu. Hendek ise bugün neredeyse tamamen anlaşılması zor bir hale gelmiş durumda. Olayların geçtiği yerler ile bugünkü görüntü arasında ciddi fark var. Bu da siyerin derinliğini kavramayı zorlaştırıyor.”

Bu ihtiyacın müze fikrini doğurduğunu kaydeden Yıldırım, siyerin daha iyi anlaşılması için o coğrafyanın ve hadiselerin örgüsüne uygun biçimde yeniden yansıtılması gerektiğini düşündüklerini söyledi.

Daha önce yaptıkları atlas çalışmasının sınırlı bilgi sunduğunu belirten Yıldırım, “Siyer’in doğru anlaşılması için hissedilmesi gerekiyor. Bu yüzden bilgiyi sadece satırlarda bırakmadan, insanların gönlünde de karşılık bulmasını hedefledik. Müze zaman ve mekan arasındaki mesafeyi azaltmayı amaçlıyor. Arada yaklaşık 1400 yıllık bir zaman farkı var. Biz bu zaman ve mekan mesafesini bir nebze ortadan kaldırmak istedik. Peygamber Efendimizin ve sahabenin yaşadığı o şartların daha iyi anlaşılması, o zorlu süreçlerin hissedilmesi bizim için temel hedef oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Müzenin yapımının iki yıldan fazla sürdüğünü aktaran Yıldırım, “Bu süreçte özellikle kaynaklara sadık kalmaya, ilmi veriyi koruyarak bir model ortaya koymaya büyük hassasiyet gösterdik” dedi.

“HİCRETİN DURAKLARI VE ZORLUKLARI BÜTÜN YÖNLERİYLE YANSITILMAYA ÇALIŞILDI”

Müzede yalnızca görselliğin değil, ilmi içeriğin de ön planda tutulduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Hicretin durakları ve zorlukları bütün yönleriyle yansıtılmaya çalışıldı”Müzede yalnızca görselliğin değil, ilmi içeriğin de ön planda tutulduğunu vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Buraya gelen bir ziyaretçi sadece bir maket görmüyor. Mekke’deki yerleşim düzenini, o dönemdeki pazarları, mezarlıkları ve önemli mekanları detaylı biçimde inceleyebiliyor. Özellikle hicret güzergahı konusunda oldukça kapsamlı bir çalışma yapıldı. Hicretin durakları ve zorlukları bütün yönleriyle yansıtılmaya çalışıldı. Ziyaretçiler, Peygamber Efendimizin yaşadığı hücreden başlayarak Mekke’yi, hicret yolculuğunu, Medine’nin oluşum sürecini ve ardından gazveleri adım adım takip edebiliyor. Böylece siyer kronolojisi mekânsal bir bütünlük içinde sunulmuş oluyor.”

Müzenin teknik altyapısına da değinen Yıldırım, hem rehberli anlatıma hem de otomasyon destekli sisteme uygun şekilde tasarlandığını belirtti.

Çalışmanın ilerleyen dönemde dijital içeriklerle desteklenerek daha kapsamlı hale getirileceğini kaydeden Yıldırım, “Siyer alanında farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz. Peygamberimizi ne kadar tanırsak o kadar severiz. Bu çalışma, özellikle gençlerin siyerle daha güçlü bir bağ kurmasına vesile olursa amacına ulaşmış olacaktır” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir