150 yıl önce inşa edildi: Bir zamanlar Atatürk ve ailesi kalıyordu

Akaretler Sıraevler, sadece İstanbul’un popüler bir kültür ve yaşam merkezi değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun şehircilik ve mimari tarihindeki en radikal devrimlerden biri. Yaklaşık 150 yıllık geçmişiyle bu yapılar, salt estetik bir proje olmanın çok ötesinde anlamlar taşıyor.

İşte duvarlarının arkasında köklü bir tarihi barındıran Akaretler Sıraevler’in gerçek hikâyesi:

Milliyet’ten Betül Yasemin Kökbek’in haberine göre, İstanbul Beşiktaş’ta yer alan Akaretler Sıraevler bugün lüks yaşam, butik oteller ve sanat mekânlarıyla anılsa da bu bölgenin hikâyesi aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine uzanan çok daha derin bir erken toplu konut deneyimine dayanıyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen bu sıra evler, yalnızca bir mimari proje değil; dönemin şehir planlama anlayışını kökten değiştiren bir sosyal yaşam modeli olarak kabul ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir dönem ailesiyle birlikte yaşadığı Akaretler Sıraevler’in bilinmeyenleri…

arihsel kaynaklara göre Akaretler Sıraevler, Dolmabahçe Sarayı’nda görev yapan personelin konut ihtiyacını karşılamak üzere 1875–1876 yılları arasında hayata geçirilmiştir. Mimari tasarımında ünlü Balyan ailesinin imzasını taşıyan bu yapılar, saray kompleksine hizmet eden çalışanlar için bir nevi “lojman sistemi” mantığıyla tasarlanmıştır. Toplamda 130’dan fazla sıra evden meydana gelen bu mimari grup, İstanbul’un modern anlamdaki ilk “ortak planlı konut yerleşimi” örnekleri arasında yer almaktadır. Akaretler, taşıdığı bu yapısal özellikler sebebiyle günümüzdeki toplu konut projelerinin tarihteki ilk öncülerinden biri olarak kabul görmektedir.

Akaretler Sıraevler’in en çarpıcı özelliklerinden biri, mimari yapının toplumsal hiyerarşiyi doğrudan görünür kılmasıdır. Dolmabahçe Sarayı’ndaki üst düzey bürokratlar ve yetkililer için daha geniş, ferah ve yüksek tavanlı konutlar inşa edilirken; daha alt kademede görev yapan çalışanlara ise küçük ve sade evler tahsis edilmiştir. Bu yerleşim stratejisi, Geç Osmanlı döneminin sosyal sınıf yapısının mimariye nasıl hayat bulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yapı grubunun yerleşim planı da son derece sistematik bir yaklaşıma sahiptir: Eğimli bir topoğrafyaya konumlandırılan binalar, İstanbul Boğazı’na paralel bir hat üzerinde uzanır. Bu akıllıca tasarım sayesinde evlerin gün ışığından en iyi şekilde yararlanması ve doğal hava sirkülasyonunun maksimum düzeye ulaştırılması sağlanmıştır. Söz konusu mühendislik ve mimari vizyon, 19. yüzyıl koşulları göz önüne alındığında oldukça ileri düzeyde bir şehircilik anlayışı olarak kabul edilmektedir.

ATATÜRK AİLESİYLE BURADA KALDI

Sultan Abdülaziz döneminde yapılan bu konutlardan 76 numaralı (günümüzde 36 numara olarak bilinen) olanda, Mustafa Kemal Atatürk’ün ailesiyle birlikte bir süre konakladığı bilgiler arasında.

Atatürk’ün özellikle İstanbul’a geldiği dönemlerde burayı hem ailesinin kaldığı güvenli bir ev hem de bazı askeri ve siyasi temasları için kullandığı bir merkez gibi değerlendirdiği biliniyor.

Zaman içinde Akaretler, saray lojmanlarından çıkarak İstanbul’un en prestijli yaşam ve kültür bölgelerinden biri oldu. Özellikle 2000’li yılların başından itibaren yapılan restorasyon çalışmalarıyla birlikte bölge, butik oteller, sanat galerileri, kafeler ve tasarım mağazalarıyla yeniden canlandı.

Günümüzde bu bölge, hem yerli hem de yabancı turistlerin büyük beğenisini toplayan ve yoğun ziyaretçi akınına uğrayan popüler bir merkez konumunda bulunuyor.

Özellikle tarihi dokusunu koruyarak modern bir yaşam alanı olması, Akaretler’i İstanbul’daki diğer kentsel dönüşüm projelerinden ayrı bir yere koyuyor.

Author: Yusuf Arslan