Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları gençlerin içinde bulunduğu şiddet sarmalı ve okulların durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ortaokul ve lise çağındaki çocukların nasıl silah bulabildikleri tartışma konusu olurken okullarda öğretmenler ile öğrencilerin ilişkileri ve velilerin çocuklarına yönelik yaklaşımının da yaşananlarda etkili olduğunun altı çiziliyor.
Sosyal medyada gündem olan bir videoda 19 yılık sınıf öğretmeni yaşadıklarına isyan etti. “Bir ilkokul öğretmeni olarak daha fazla yetki istiyorum” diyen öğretmen, çocuklardaki gariplikleri gördüklerinin altını çizerek “Ancak biz bir şey söylemeye kalktığımızda kimse çocuğuna toz kondurmuyor” şeklinde konuştu.
Sınıf öğretmeni paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:
“Ben 19 yıllık bir sınıf öğretmeniyim. Hiç böyle bir dönem yaşamadık. Eminim bizden öncekiler de şu ankiler de… Ben camdan atlamaya çalışan öğrencileri görünce içim mahvoldu, kahroldum ki eminim bütün öğretmenler de…
Ben bir ilkokul öğretmeni olarak yetki istiyorum, daha fazla yetki istiyorum. Nedir bu yetki? Bakın biz her şeyi görüyoruz. Biz en baştan velinin de garipliğini görüyoruz, anormalliğini görüyoruz; çocuğun da anormalliğini görüyoruz. Ancak biz bir şey söylemeye kalktığımızda kimse çocuğuna toz kondurmuyor. Kendi velilerim meclisten dışarı, bakın bu konuda asla onların haklarını yiyemem. Kendileri gelip bana ‘Benim çocuğumda bir gariplik, bir farklılık varsa beni gönderin rehberliğe’ diyorlar, ‘Ne yapalım?’ diyorlar ve ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Ancak bu istisna. Şu an bunlar istisna. Şu an çoğu insan çocuğuna toz kondurmuyor. Bir öğretmen bir kez, iki kez bunu yapıyor, sonra bakıyor ki canı çok sıkılıyor, bakıyor ki iftiraya uğruyor, bakıyor ki daha kötü şeyler yaşıyor; ondan sonrasında da susmaya başlıyor. Zaten sustuğunda olay kopuyor. Diyor ki veli de, öğrenci de: ‘A bak her şey normale dönüyor, demek ki çok büyük bir olay yokmuş. Demek ki ailem benim arkamda durdu, öğretmen pıstı.’ Aile de diyor ki: ‘Demek ki benim çocuğumda çok büyük bir anormallik yok, öğretmen sustu, pıstı.’”
“AİLENİN İNSİYATİFİNE BIRAKILMAMALI”
“Olay böyle değil. Bakın, öğretmen eğer bir tespitte bulunuyorsa bu irdelenmemeli. Direkt hastaneye mi sevk edilecek, direkt polise mi sevk edilecek, direkt terapiste mi sevk edilecek… Nereye sevk edilecekse sevk edilecek. Bu ailenin inisiyatifine bırakılmamalı. O veli bir şekilde hizaya getirilmeli. Mecbur bırakılacaksa mecbur bırakılmalı. Emniyet müdürü de olsa, eğitmen de olsa, üst düzey biri de olsa… Nüfuzu var diye, belki çok bağış yapmıştır diye susulmamalı.
Ya öğretmen bu kadar da vasıfsız, öğretmen bu kadar da beceriksiz değil ki. Ben çok eminsem eğer bir durumdan, ‘Çok eminim’ diyorsam öyledir ya. Ben neden hır gür olayım koca çocukla? Ben neden hır gür olayım velimle? Her şekilde işime gelir; gider dersimi anlatır, maaşımı alırım. Ya ben eğer bir şey söylüyorsam bu gerçekten de önemlidir. Bu gerçekten de benim içimden, yüreğimden kopup gelmiştir.”
“ÖĞRETMENDEN YARDIM İSTEYİN”
“Ve bakın rica ediyorum; lütfen şu mafya dizileri kaldırılsın, bir daha gösterilmesin. Ve şu saçma sapan bilgisayar oyunları, adam öldürmeli bilgisayar oyunları kaldırılsın. Kaldırılmıyorsa da veliler oynatmasın. Bakın siz zannediyorsunuz ki evde, diğer odada yavrum dizimin dibinde güvende. Oysa ki sokakta oynasa belki o kadar kötülükle karşılaşmayacak, o kadar bağımlılıkla karşılaşmayacak. Ha dünya kötü bir yer ama inanın sanal dünya çok çok daha kötü bir yer. Ben kendi velilerime de bunu söylüyorum. Alın bir terapiste mi gönderiyorsunuz, onun rahatlaması için başka bir şeylere mi gönderiyorsunuz; yapın ya. Yardım alın. Yardım isteyin öğretmenden.
Bakın çoğu veli de ne yapıyor biliyor musunuz? Öğretmen onu rehberliğe gönderdiğinde kendi kötü duruma düşecek diye bunu istemiyor. Çocuğu kötü duruma düşecek diye değil bakın, çoğunlukla böyle. ‘Aman benim çocuğuma etiket vurulacak’ falan diye değil, kendine etiket vurulacak diye. Kendi kötü duruma; eksik anne, eksik baba olarak düşünülecek diye düşünüyor. Hayır böyle bir şey yok. Hiçbirimiz bu dönemde tam anne, tam baba değiliz zaten. Hepimiz farkındayız yani birbirimizin. Bırakın ya, bir şeyler ayyuka çıkacaksa çıksın. Eksik olabilirsiniz…”