200 dolarlık bir ChatGPT üyeliğinin OpenAI’a maliyeti 14 bin doları bulabiliyor

Bugün artık yüz milyonlarca kullanıcıya ulaşan yapay zekâ araçları giderek daha popüler hâle gelirken, arkalarındaki şirketleri de hızla yukarı taşıyor. Ancak bu şirketlerin hâlâ aşması gereken önemli bir engel bulunuyor: Bu teknolojilerin etrafına sürdürülebilir bir ekonomik model kurmak.

Bu modellerin çalıştırılması için gereken sunucu altyapısı ve işlem gücü son derece maliyetli. Diğer yandan bu araçlardan gelir elde etmek ise ilk başta düşünüldüğü kadar kolay değil. Nitekim son günlerde paylaşılan yeni analizler, mevcut abonelik sistemlerinin uzun vadede ciddi bir ekonomik probleme dönüşebileceğini gösteriyor.

Araştırma şirketi SemiAnalysis tarafından yayımlanan yeni analize göre, teorik olarak tam kapasite kullanılan bir ChatGPT Pro aboneliği, OpenAI’a aylık yaklaşık 14 bin dolara mal olabiliyor. Üstelik kullanıcı yalnızca 200 dolar ödüyor. Benzer şekilde Anthropic’in 200 dolarlık Claude Max planının da tam kapasite kullanımda yaklaşık 8 bin dolarlık işlem maliyeti oluşturabileceği belirtiliyor.

Kullanıcılar Sistemi Yoğun Kullandıkça Şirketler Para Kaybediyor

SemiAnalysis’in yaptığı testlerde, hem OpenAI hem de Anthropic’in abonelik paketleri uzun süreli kodlama görevleri ve “agentic AI” olarak adlandırılan daha karmaşık yapay zekâ iş akışlarıyla sınandı. Bu görevler sırasında abonelik limitleri tamamen tüketildiğinde ortaya çıkan token maliyetleri hesaplandı. Buradaki dikkat çekici nokta ise kullanıcıların doğrudan API üzerinden ödeme yapması durumunda ortaya çıkacak ücretin, aylık abonelik ücretinin onlarca kat üzerine çıkması oldu.

Araştırmaya göre OpenAI’ın kâr marjı özellikle oldukça kırılgan bir noktada bulunuyor. Şirket, ChatGPT Plus ve ChatGPT Pro 5x paketlerinde kullanıcı kullanım oranı yüzde 11.4 seviyesini geçtiğinde zarar etmeye başlıyor. Daha üst seviye paketlerde ise tablo daha da kötüleşiyor. OpenAI’ın en gelişmiş planlarında zarar sınırına ulaşılması için kullanım oranının yalnızca yüzde 5.7’ye çıkması yeterli oluyor.

Anthropic tarafında durum biraz daha iyi görünse de orada da benzer bir problem söz konusu. Claude Pro ve Claude Max 5x paketleri yaklaşık yüzde 20 kullanım oranında başa baş noktasına gelirken, şirketin en üst düzey planlarında kârlılık sınırı yaklaşık yüzde 10 seviyesine kadar düşüyor. Yani kullanıcıların sistemleri gerçekten yoğun biçimde kullanması, bu abonelik modellerini ekonomik açıdan sürdürülemez hâle getirebiliyor.

Bu sorunun temel sebeplerinden biri de yapay zekaların kullanım şeklinin hızla değişiyor olması. İlk dönemde kullanıcılar bu sistemleri daha çok basit soru-cevap işlemleri için kullanırken, bugün giderek daha fazla kullanıcı yapay zekâları yazılım geliştirme, araştırma yapma, belge analizi ya da otonom görev yönetimi gibi çok daha karmaşık işlemler için kullanıyor. Özellikle “agentic AI” sistemleri, standart bir kullanıcı sorgusundan yüzlerce hatta bin kata kadar daha fazla token tüketebiliyor.

Yapay zekâ şirketleri için asıl maliyet kalemi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Çünkü her ek token, veri merkezlerinde daha fazla GPU süresi ve daha fazla enerji tüketimi anlamına geliyor. Özellikle OpenAI, Anthropic ve Google gibi şirketlerin kullandığı üst düzey yapay zekâ modelleri, NVIDIA’nın son derece pahalı hızlandırıcılarına bağımlı durumda. Bu da her yoğun kullanıcıyı şirketler için ciddi bir masrafa dönüştürüyor.

Nitekim son dönemde bazı büyük teknoloji şirketlerinin çalışanların yapay zekâları yoğun kullanımını sınırlamaya başlamasının arkasında da bu maliyet baskısı bulunuyor. Aktarılan bilgilere göre Microsoft, Meta ve Amazon gibi şirketler, çalışanların sınırsız yapay zekâ kullanımını teşvik eden bazı dahili programları geri çekmeye başladı. Bu yüzden teknoloji şirketleri artık daha kontrollü sistemlere yönelmeye başladı. Bunlardan biri, yapılan göreve göre farklı modeller kullanılması. Daha karmaşık işlemler için GPT-4 seviyesinde pahalı modeller devreye sokulurken, daha basit görevlerde daha ucuz açık kaynaklı modeller tercih ediliyor. Wall Street Journal tarafından paylaşılan bilgilere göre bu yöntem, bazı şirketlerde maliyetleri yüzde 95’e kadar düşürebiliyor.

Özellikle DeepSeek gibi daha düşük maliyetli açık kaynaklı modellerin yükselişi de bu süreci hızlandırıyor. Yapay zekâ girişimi Lindy’nin CEO’su Flo Crivello, şirketlerinin tüm altyapısını Anthropic modellerinden çıkarıp DeepSeek V4’e taşıdıklarını açıkladı. Crivello’ya göre DeepSeek V4, Claude Sonnet’e yakın performans sunarken çok daha düşük maliyetle çalışıyor ve bu geçiş şirkete milyonlarca dolar tasarruf sağladı.

Yapay Zekâ Şirketleri, Maliyetlerin Zamanla Düşeceğine İnanıyor

Diğer yandan yapay zekâ şirketleri, maliyetlerin gelecekte düşeceğine inanıyor. Veri merkezi altyapısının büyümesi, daha verimli modellerin geliştirilmesi ve yeni nesil donanımların devreye girmesiyle birlikte orta seviye yapay zekâ sistemlerinin çalıştırma maliyetinin zamanla azalacağı düşünülüyor. SemiAnalysis’e göre bugün oldukça pahalı olan bazı modellerin gelecekte aylık yaklaşık 20 dolarlık aboneliklerle kârlı şekilde sunulması mümkün olabilir.

Ancak bu iyimser tablo, en gelişmiş amiral gemisi modeller için geçerli olmayabilir. Çünkü sektörün en güçlü yapay zekâ sistemleri hâlâ son derece yüksek işlem gücü gerektiriyor. Bu yüzden gelecekte en üst düzey yapay zekâ özelliklerinin standart abonelik paketlerinden çıkarılıp doğrudan kullanım başına ücretlendirilen API sistemlerine kaydırılması ihtimali giderek daha yüksek sesle konuşuluyor.