NASA’nın yeni uzay teleskobu fırlatılmaya hazır

NASA’nın Hubble ve James Webb’in ardından uzaya göndereceği yeni büyük gözlemevi için geri sayım başladı.

Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu’nun, 30 Ağustos’ta SpaceX’e ait Falcon Heavy roketiyle fırlatılması planlanıyor. Kalkışın ABD saatiyle 07.26’da, Türkiye saatiyle 14.26’da gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

NASA yetkililerinin paylaştığı bilgilere göre 4 milyar dolarlık uzay teleskobu, ilk takvimden dokuz ay önce fırlatılmaya hazır hâle getirildi.

“ROMAN FIRLATILMAYA HAZIR”

NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nde düzenlenen toplantıda konuşan Roman Proje Müdürü Jackie Townsend, teleskobun son hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu söyledi.

Roman’ın önümüzdeki haftalarda Falcon Heavy’nin yük bölümünü çevreleyen koruyucu kapsülün içine yerleştirilmesi bekleniyor.

Teleskobun entegrasyon ve test çalışmalarında görev alan Jeremy Perkins ise fırlatmadan sonra sistemlerin kontrol edileceğini, açılabilir açıklık kapağının devreye alınacağını ve ilk verilerin Dünya’ya gönderileceğini belirtti.

YAKITI DOLDURULDU

NASA, kısa süre önce Roman’ın hidrazin yakıtıyla doldurulduğunu duyurdu. Verimli olmasına karşın zehirli ve kararsız bir madde olan hidrazin, uzay araçlarında yörünge düzeltmeleri ve yön kontrolü için kullanılıyor.

Roman, fırlatıldıktan sonra Dünya’dan yaklaşık 1,5 milyon kilometre uzaklıktaki Güneş-Dünya Lagrange 2 noktasına doğru hareket edecek. James Webb Uzay Teleskobu da aynı bölgede görev yapıyor.

Teleskobun yolculuğu sırasında rota düzeltmeleri gerçekleştirmesi, yaklaşık 100 gün sonra ise L2 çevresindeki nihai yörüngesine yerleşmesi planlanıyor.

NASA, Roman’ın beş yıllık ana görevi ve olası görev uzatmaları için yeterli yakıta sahip olduğunu belirtiyor.

BİR AYLIK ÇALIŞMASI HUBBLE’IN 100 YILINA DENK

Roman’ın görüntü hassasiyeti ve keskinliğinin Hubble’a yakın olması bekleniyor. Ancak yeni teleskobun en önemli avantajı, gökyüzünün çok daha geniş bir bölümünü tek seferde görüntüleyebilmesi olacak.

Roman’ın kıdemli proje bilimcisi Julie McEnery, teleskobun Samanyolu’nu bir ayda tarayabileceğini söyledi. Aynı çalışmanın Hubble ile tamamlanmasının yaklaşık bir asır süreceği hesaplanıyor.

Roman’ın yılda 500 terabayttan fazla veri üretmesi bekleniyor. Hubble ise yaklaşık 35 yıllık görevi boyunca toplam 400 terabayt veri oluşturdu.

Teleskobun en geniş araştırmasından elde edilecek tek bir görüntünün tamamını gösterebilmek için 500 binden fazla 4K televizyona ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. Yan yana dizilmeleri hâlinde bu ekranların Manhattan’da yaklaşık 45 şehir bloğunu kaplayacağı ifade ediliyor.

JAMES WEBB’DEN 50 KAT DAHA GENİŞ GÖRÜŞ ALANI

James Webb Uzay Teleskobu, son derece hassas kızılötesi sensörleri sayesinde evrenin çok uzak ve erken dönemlerine odaklanabiliyor. Roman ise geniş açılı görüntüleme yeteneğiyle öne çıkacak.

Roman’ın oluşturacağı bir görüntünün James Webb’in görüntüsünden yaklaşık 50 kat daha geniş bir alanı kapsaması bekleniyor.

James Webb, uzak evrendeki nadir gök cisimlerini ayrıntılı biçimde inceleyebilirken Roman, görece yakın evrendeki nadir nesneleri büyük ölçekli taramalarla bulmaya çalışacak. İki teleskobun bu yönleriyle birbirini tamamlayacağı belirtiliyor.

2 MİLYAR GALAKSİYİ GÖRÜNTÜLEYECEK

Roman’ın Geniş Alan Enstrümanı’nın ana araştırma boyunca yaklaşık 2 milyar galaksiyi görüntülemesi bekleniyor.

Bu veriler, galaksilerin nasıl oluştuğunun ve zaman içinde nasıl değiştiğinin anlaşılmasına katkı sağlayacak. Bilim insanları ayrıca gözlemlerden yararlanarak doğrudan görülemeyen karanlık madde ve karanlık enerjinin evren üzerindeki etkilerini araştıracak.

Galaksilerin dağılımı ve hareketlerindeki değişiklikler incelenerek evrenin genişleme tarihi konusunda daha ayrıntılı ölçümler yapılması hedefleniyor.

YILDIZLARIN YANINDAKİ GEZEGENLERİ GÖRECEK

Roman’da bir de koronagraf adı verilen gelişmiş bir gözlem sistemi bulunuyor. Bu teknoloji, bir yıldızdan gelen yoğun ışığı bastırarak yakınındaki çok daha sönük gezegenlerin görüntülenmesini sağlıyor.

Sistem, ışığın dalga özelliklerinden yararlanarak yıldız ışığını büyük ölçüde etkisiz hâle getirecek. Böylece ötegezegenlerin doğrudan görüntülenmesi ve atmosferlerine ilişkin yeni ölçümler yapılması mümkün olabilecek.

Koronagrafın, gelecekte Dünya benzeri gezegenleri araştıracak uzay teleskoplarında kullanılabilecek teknolojiler için önemli bir test görevi görmesi bekleniyor.

EN BÜYÜK KEŞİFLER SÜRPRİZ OLABİLİR

NASA yetkilileri, Roman’ın planlanan bilimsel çalışmalarının ötesinde henüz öngörülemeyen keşiflere de kapı açabileceğini düşünüyor.

NASA Astrofizik Bölümü Direktörü Shawn Domagal-Goldman, Hubble ve James Webb’in başlangıçta uzak galaksileri incelemek için geliştirildiğini, ancak bugün Dünya için tehdit oluşturabilecek asteroitlerin izlenmesi gibi farklı görevlerde de kullanıldığını hatırlattı.

Domagal-Goldman, bir dönem imkânsız görülen bazı gözlemlerin artık rutin hâle geldiğini belirterek Roman’ın da mevcut teknolojilerle yapılamayan çalışmaları mümkün kılacağını söyledi.

ADINI “HUBBLE’IN ANNESİNDEN” ALIYOR

Teleskop, NASA’nın ilk kadın yöneticilerinden ve ilk astronomi şefi olan Nancy Grace Roman’ın adını taşıyor.

Hubble Uzay Teleskobu’nun geliştirilmesine yaptığı katkılar nedeniyle “Hubble’ın annesi” olarak anılan Roman, uydu araştırmalarının ve ötegezegen biliminin temellerinin atılmasında da önemli rol oynadı.

NASA ekibi, Roman teleskobundan elde edilecek verilerin yeni kuşak bilim insanlarına ilham vermesini ve gelecekte bugün hayal bile edilemeyen keşiflerin önünü açmasını umuyor.

Author: Yusuf Arslan