Çerçeve yasa tartışmalarında ezber bozan analiz: Prof. Dr. Özpek’ten yeni anayasa senaryosu
Siyaset bilimci Prof. Dr. Burak Bilgehan Özpek, Medyascope TV ekranlarında Ali Deniz Çakır’ın sunduğu “Konuşmasak Olmaz” programına konuk olarak ‘ Çerçeve yasa’ya dair değerlendirmelerde bulundu. Özpek ‘Yarın aynı anayasa metninin destek göremeyeceğinin garantisi yok’ ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Özpek, Terörsüz Türkiye sürecinde meclisin onayından geçen ve 467 vekilin imzası ile kabul edilen çerçeve yasaya ve yeni anayasa tartışmaları, meclisteki yasama süreçleri ve toplumda giderek artan rejim endişeleri üzerine dikkat çeken ifadeler kullandı.
‘Güçlü adamlara istisna yaratma hakkı verilemez’
Demokrasi kültürü ve siyasi ayrıcalıklar üzerinden iktidarı eleştiren Prof. Dr. Özpek, sistemin kişilere göre esnetilemeyeceğinin altını çizdi. Gerçek bir demokratik zeminde güçlü figürlere imtiyaz tanınamayacağını belirten Özpek, şu ifadeleri kullandı:
“Ötesinde bir de bu ülkede eğer gerçekten demokratsanız güçlü adamlara istisna yaratma hakkı vererek bizi bir ahlaki ideala ulaştırma görevi atfedemezsiniz. Yapamazsınız bunu.”
‘Yarın aynı anayasa metninin destek görmeyeceğinin garantisi yok’
Meclisteki ittifaklar ve yasa tasarılarının onaylanma hızına dikkat çeken Özpek, olası bir anayasa değişikliği ile rejimin yapısında yaşanabilecek köklü değişim ihtimallerine dair şu geniş değerlendirmeyi yaptı:
“Yani bugün işte dün sana söylediğim gibi dün akşam Tayyip Erdoğan’ın getirdiği bir yasa tasarısı 467 milletvekilinin onayını aldı. Yarın barışla ilişkilendirilecek bir anayasa metni. Aynı oranda destek göremeyeceğinin mi garantisi yok? Yine aynı anayasa metnin artık bundan sonra Cumhurbaşkanı meclis tarafından seçilecek 7 yıllığına seçilecek. Hatta Cumhurbaşkanı yardımcıları da meclis tarafından seçilecek ve Cumhurbaşkanı yardımcıları Cumhurbaşkanı görev süresini tamamlayamazsa o görev süresini tamamlayacak diye bir yasa çıkartmasının önünde de bir engel yok.”
‘Değişim arzulayan insanlar bu süreçten korkuyor’
Özpek muhalefetin öteki tarafında kalan insanların endişelerine de vurgu yaparak;
“Yani gerçekten Türk milliyetçileri ve Kürt milliyetçi kendi açılarından haklıdır ama bir yandan da bu ülkenin rejimi hakkında endişelen, mevcut iktidarı bir şekilde meşru kanallarla mağlup etmek isteyen bu ülkenin kötü yönetildiğini düşünen ve bu kötü yönetimin de daha fazla sürmemesi gerektiğini düşünen insanlar… Otoriteyi, baskıyı üzerlerinde hisseden insanlar, değişim arzlayan insanlar bu süreçten korkuyor, endişe ediyor.” ifadelerine yer verdi…