Ticari kredilerde çift yönlü görünüm
Ticari kredilerdi iki yönlü görünüm dikkat çekiyor. Bir yandan büyüme canlanırken bir yandan da takibe düşen kredi miktarı arttı.
Türkiye bankacılık sektörüne ilişkin güncel veriler, ticari kredi büyümesinde son aylarda toparlanma işaretlerinin güçlendiğini ortaya koydu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Turkey Data Monitor verilerine göre, 13 haftalık yıllıklandırılmış ve kur etkisinden arındırılmış ticari kredi büyümesi, 2026 yılı Mayıs ayında yüzde 16,1 ile son dönemin en düşük seviyesine geriledi.
Ancak takip eden dönemde kredi büyümesi yeniden hız kazandı. Ticari kredi büyümesi, 31 Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 19,8’e yükselerek dip seviyelerden toparlanma sinyali verdi.
REKLAM
REKLAM
Aynı dönemde tüketici kredilerindeki büyüme oranı da ocak ayında ulaştığı yüzde 62,5’lik zirvenin ardından gerilemesine rağmen, temmuz sonunda yüzde 28,8 ile ticari kredilerin üzerinde kalmayı sürdürdü.
Veriler, yılın ilk yarısında yavaşlayan ticari kredi hacmindeki daralmanın durduğuna ve sınırlı da olsa yeniden canlanma eğiliminin başladığına işaret ediyor.
Sorunlu kredi oranları yükselişte
Kredi hacmindeki toparlanmaya karşın, ticari kredilerin geri ödeme performansında bozulma devam ediyor. Takibe düşen ticari kredilerin toplam ticari kredilere oranı, 2024 yılında yüzde 1,4 ile tarihi düşük seviyeleri görmesinin ardından yeniden yükseliş eğilimine girdi.
31 Temmuz 2026 itibarıyla söz konusu oran yüzde 2,3’e ulaşırken, son iki yıldır kesintisiz bir artış eğilimi sergiledi.
Her ne kadar mevcut seviye son 10 yılın ortalaması olan yüzde 3’ün altında bulunsa da, 2024’ten bu yana devam eden yükseliş trendi, bankacılık sektöründeki risk algısı açısından yakından izleniyor.
Tarihsel ortalamalara dönüş
Ticari kredilerde takibe düşen alacak oranı, ekonomik dalgalanmaların etkisiyle 2020 yılında yüzde 6,4 ile zirve seviyesine ulaşmış, sonraki yıllarda ise hızlı bir gerileme kaydetmişti.
Son veriler, ticari kredi büyümesinde toparlanma işaretleri görülürken, kredi kalitesindeki bozulmanın da eş zamanlı olarak sürdüğünü ve takip oranlarının yeniden tarihsel ortalamalara doğru yükseldiğini ortaya koyuyor.