Yunanistan’da tartışmalara yol açmıştı. İthaka’nın turizmi filmin başarısına bel bağlıyor
“The Odyssey” çekimlerinde Yunanistan’ın İthaki adasının kullanılması büyük eleştirilere yol açtı. Yine de bu durum, turizmi canlandırmak için filmin başarısından faydalanılmasına engel olmadı.
Ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın dünya çapında çok izlenen yeni filmi ‘The Odyssey’, Yunan mitolojisindeki bazı destanlara ev sahipliği yapan İthaka adasını yeniden popüler kültürün ilgi odağına taşıdı.
Yunanistan anakarasının batı kıyısında, İyon Denizi’nde yer alan İthaka, ülkenin turistik merkezlerinden oldukça uzakta olup, berrak suları ve muhteşem koylarına rağmen, gezginler için hiçbir zaman düzenli bir durak olmamıştı. İç kısmı engebeli, zeytin ve selvi ağaçlarıyla kaplı olan ada, turizm sezonunun en yoğun dönemlerinde bile son derece sakin.
Filmin birçok kişinin ilgisini çektiğine şüphe olmasa da, Yunanistan’da da birtakım tartışmalara yol açtı. Bazı Yunan mekanları kullanılmış olsa da, gişe rekorları kıran bu filmin hiçbir sahnesinin İthaka’da çekilmemesi adanın halkından tepki topladı.
İTHAKA’NIN YERLİLERİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI
Bu karar, filmin 16 Temmuz’daki dünya çapındaki gösteriminden bu yana açık hava gösterimlerinde iki kez gösterildiği, yaklaşık 3 bin nüfuslu adanın bazı sakinlerini hayal kırıklığına uğrattı.
İthaka’nın başkenti Vathi’de bir restoran işleten Xhimi Xoxha, filmin şimdiden bu ada için popülerlik sağladığından memnun olduğunu belirtti ve olumlu etkilerin devam edeceğini öngördü.
İthaka Belediye Başkanı Dionysis Stanitsas, mitlerin filmdeki kullanımını muazzam olarak nitelendirse de, adanın kendisinin filmde yer almamış olmasından duyduğu hayal kırıklığını gizleyemedi.
“Yapım ekibiyle iletişime geçip bazı sahnelerin burada, adada çekilmesini rica ettik.” diyen Stanitsas, “Ne yazık ki bu mümkün olmadı.” diye ekledi.
Ancak, film vizyona girdiğinde adanın zaten bu sezon boyunca tamamen dolu olduğunu vurgulayan belediye başkanı, “Daha çok insan adayı gördükçe, buraya yapılan ziyaret planlarının sayısı da artacaktır.” diyerek gelecek sene taleplerin daha fazla artacağına inandığını belirtti.
HOMEROS’UN MİRASI ADANIN HER YERİNDE
Turistler, Odysseus’un sarayını veya Homeros destanlarının varlığını doğrulayacak herhangi bir görkemli arkeolojik alanı bulamayacak olsalar da, Odysseus ve Homeros heykelleriyle dolu olan belediye binası ve köy meydanlarıyla karşılaşabilirler.
Adanın zengin edebi mirasına işaret eden başka unsurlar da var.
İsimlerini Odysseus’un oğlu Telemachus ve İthaka’nın kralını kendi adasında esir tutan tanrıça Calypso gibi destansı figürlerden alan tur tekneleri küçük limanlarda ziyaretçilerini bekliyor.
Hediyelik eşya dükkanlarında Homeros ve Odysseus’un karısı Penelope’nin büstleri satılıyor.
Odysseus’un yendiği birçok canavardan biri olan tek gözlü dev Polyphemus’un resminin bulunduğu tişörtler de, hediyelik ürünler arasında bulunuyor.
Truva Atı ile süslenmiş duvar tabakları gibi pahalı yadigarlar da tutkulu hayranlar tarafından satın alınmayı bekliyor.
Turist sayısında dramatik bir artış bekleyenler arasında yer alan arkeolog Spyros Couvaras, ziyaretçilerin kum ve denizden daha fazlasını istediklerini, tarihi ve mitolojik bir atmosferi deneyimlemek için buraya geldiklerinin açık olduğunu belirtiyor.
Liman bölgesindeki dükkan ve restoranlara kısa bir mesafede, Dexia plajında tatilciler şemsiyelerin altında şezlonglara uzanıp cırcır böceklerinin sesleriyle çevrili bir ortamda güneşleniyorlar.
Efsaneye göre, yıllarca süren deniz yolculuğunun ardından evine dönen Odysseus buraya ayak basmıştı.
Couvaras, bu yenilenen popülerliğin ardındaki itici gücün şüphesiz filmin etkisi olduğunu söylese de, “Ama sonuçta, Nolan’ın filminin ardındaki itici güç de Homeros’tan başkası değil” diye ekledi.