Yüzyıllardır toprağın altındaydı: Hun kurganında bulundu
Doğu Moğolistan’daki Hun kurganlarında yürütülen kazılarda, büyük ölçüde anatomik bütünlüğünü koruyan bir kadın iskeleti bulundu. Mezarın korunma durumu, Hun dönemindeki gömü pozisyonu ve mezar düzeninin ayrıntılı biçimde incelenmesine imkan sağladı.
Moğolistan’daki Hun kurganlarında gerçekleştirilen kazılarda, geçmişe ışık tutacak önemli bir arkeolojik buluntuya ulaşıldı. Büyük ölçüde anatomik bütünlüğünü koruyan bir kadın iskeleti, Hun dönemine ait büyük bir kurganda ortaya çıkarıldı.
İstanbul Üniversitesi Moğol Araştırmaları Merkezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü ve Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçer Uygarlıkları Enstitüsü işbirliğiyle yürütülen “Atlılar Kültürü-2026” projesi kapsamında Doğu Moğolistan’da yaklaşık bir ay süren kazı ve araştırma çalışmaları gerçekleştirildi.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) desteğiyle yürütülen çalışmalar, Moğolistan’ın Khentii vilayetindeki Bulgan Uul ve Yazaar Uul dağlarında bulunan Hun kurganlarına odaklandı.
BÜYÜK KURGANDA KADIN İSKELETİ BULUNDU
Kazı sezonunun en dikkat çekici sonuçlarından biri Bulgan Uul’daki büyük Hun kurganından geldi.
Büyük ölçekli mezar mimarisine sahip kurganda yapılan çalışmalarda at arabasına ait parçalar, desenli ve boyalı tabut kalıntıları, kadın giyimine ait bir parça ile bronz ve seramik kaplar ortaya çıkarıldı.
Mezarın mimari özellikleri ve bulunan eserler, kurganın Hun toplumunun seçkin kesimlerinden bir bireyle ilişkili olabileceğine işaret etti.
Kurganda ayrıca büyük ölçüde anatomik bütünlüğünü koruyan bir kadın iskeleti bulundu. İskeletin korunma durumu sayesinde gömü pozisyonu ve mezar içerisindeki düzenlemenin ayrıntılı şekilde incelenebilmesi mümkün oldu.
HUNLARIN DEFİN GELENEKLERİNE İLİŞKİN İZLER ORTAYA ÇIKTI
Yazaar Uul’daki kazılarda ise Hun Dönemi’ndeki defin uygulamalarının farklılığına ilişkin dikkat çekici bulgular elde edildi.
Kurganlardan birinde Hun örneklerinden farklı özellikler taşıyan bir sunu kazanı bulundu. Kazanın işlevi ve tarihlendirilmesi ile Hun Dönemi ritüellerindeki yeri, yapılacak ayrıntılı incelemelerin ardından ortaya konulacak.
Bazı kurganlarda ise birden fazla kişiye ait insan kalıntıları, at eşlikçili gömü ve parçalı gömü uygulamasını düşündüren bulgular tespit edildi.
Bu buluntular, Hun toplumunda ölü gömme ritüellerinin tek tip olmadığını ve farklı uygulamaların gerçekleştirildiğini ortaya koydu.
İSKELETLERDE OKÇULUK VE BİNİCİLİK İZLERİ
Kazılarda bulunan insan iskeletleri üzerinde gerçekleştirilen ilk incelemelerde de dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı.
Bazı bireylerin kemiklerinde, yay çekme ve at binme hareketleriyle ilişkili olduğu değerlendirilen değişiklikler tespit edildi.
Tekrarlanan fiziksel aktivitelerin kemiklerde bıraktığı izlerin, Hun toplumunda okçuluk ve biniciliğin günlük yaşam içerisindeki yerine ilişkin önemli bilgiler sunduğu belirtildi.
HUNLARIN YAŞAMI YENİ ANALİZLERLE AYDINLATILACAK
Kazı çalışmalarında mezarların mimari özellikleri ve buluntuların konumları drone görüntüleme, fotogrametri, üç boyutlu modelleme ve mimari çizim teknikleriyle kayıt altına alındı.
Ele geçirilen eserler, ön envanter çalışmalarının tamamlanmasının ardından konservasyon ve ileri incelemeler için Hentii İl Müzesi’ne teslim edildi. İnsan iskeletleri ve hayvan kemikleri ise antropolojik ve zooarkeolojik araştırmalar için Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçebe Uygarlıkları Enstitüsüne gönderildi.
Araştırmanın sonraki aşamasında radyokarbon tarihleme, antik DNA ve izotop analizleri yapılması planlanıyor. Bu çalışmalarla mezarların tarihlendirilmesinin yanı sıra gömülen kişilerin biyolojik özellikleri, olası akrabalık ilişkileri, beslenme biçimleri ve hareketlilikleri hakkında daha ayrıntılı bilgiler elde edilmesi hedefleniyor.
Doğu Moğolistan’daki Bulgan Uul ve Yazaar Uul kurganlarından elde edilen bulguların, Hun topluluklarının yaşam biçimi ve ölü gömme geleneklerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlaması bekleniyor.