Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşayan, dünyada yalnızca bu havzada bulunan İnci kefali için yılın en kritik dönemi başladı. Her yıl olduğu gibi 15 Nisan itibarıyla başlayan 90 günlük üreme ve av yasağı, 15 Temmuz’a kadar devam edecek.
Bu süreçte balıkların neslini sürdürebilmesi için avlanma, satış ve nakliye tamamen yasaklanırken, binlerce yıllık göç yolculuğu da başlamış oluyor. İnci kefalleri, Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyundan çıkarak tatlı su kaynaklarına doğru zorlu bir yolculuğa yöneliyor.
“UÇAN BALIK” OLARAK BİLİNEN EŞSİZ DOĞA OLAYI
Van Gölü’ne dökülen akarsulara ulaşmak isteyen inci kefalleri, karşılarına çıkan engelleri aşmak için adeta suyun dışına sıçrayarak ilerliyor. Bu olağanüstü göç davranışı nedeniyle halk arasında “uçan balık” olarak da bilinen tür, doğaseverler için görsel bir şölen oluşturuyor.
Uzmanlara göre, akarsuların debisi ve su sıcaklığı gibi ekolojik koşulların uygun hale gelmesiyle birlikte göç hareketi tam anlamıyla başlıyor. Bu yıl da göl yüzey sıcaklığının kritik eşik olan 14 santigrat dereceye ulaşmasıyla birlikte göç için gerekli şartların oluştuğu belirtiliyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, süreci şu sözlerle değerlendirdi:
“Van Gölü’nün termal döngüsünde kritik bir evre: göl yüzey suyu sıcaklıkları 14 santigrat dereceye ulaştı. Bugün itibariyle, inci kefallerinin, Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularından, göle dökülen akarsulara girmesi için gereken ekolojik şartların hepsi tamamlandı. Şimdi gözler, bulanık akarsuların durulmasında. Akarsular durulduğunda binlerce yıldır devam eden büyük göç başlayacak. Ve sular durulduğunda, binlerce yıllık bir sabır akıntıya karşı yeniden doğacak”
EKOLOJİK MUCİZE: 800 BİN YILLIK YAŞAM DÖNGÜSÜ
İnci kefalinin yaklaşık 800 bin yıldır Van Gölü havzasında varlığını sürdürdüğü biliniyor. Zorlu doğa koşullarına rağmen tür, hem gölün yüksek tuzluluk oranına hem de akarsulardaki güçlü akıntılara uyum sağlayarak yaşamını devam ettiriyor.
Ancak uzmanlara göre asıl tehdit doğal şartlar değil, insan kaynaklı baskılar. Kaçak avcılık, bilinçsiz tüketim ve denetim eksiklikleri türün geleceğini riske atıyor.
EKONOMİNİN KALBİ: BÖLGE İÇİN HAYATİ ÖNEME SAHİP
İnci kefali sadece ekolojik değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da büyük önem taşıyor. Türkiye’de iç sulardan elde edilen balık üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına karşılayan bu tür, bölgede binlerce ailenin geçim kaynağı.
Yıllık yaklaşık 30 bin tonluk iç su balığı üretiminin 10 bin tonunu oluşturması, türün ekonomik değerini açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle hem yerel ekonomi hem de biyolojik çeşitlilik açısından korunması büyük önem taşıyor.
“İNSANOĞLUYLA BAŞ EDEMİYORLAR” UYARISI
Mustafa Akkuş, inci kefalinin doğadaki birçok zorluğa karşı başarılı olduğunu ancak insan etkisi karşısında savunmasız kaldığını vurguladı:
“Bu balık 20 santimetrelik gövdesiyle azgın akarsularla, aç martılarla ve yılanlarla baş edebiliyor. Fakat inci kefalinin baş edemediği tek bir canlı türü var, o da insanoğlu. İnci kefali bölgemiz için önemli bir ekolojik tür. Adeta bayraktır”
KAÇAK AVCILIĞA KARŞI SIKI DENETİM
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve yerel ekipler, üreme döneminde kaçak avcılığı önlemek için sahada yoğun denetim gerçekleştiriyor. Tatlı su giriş noktalarında jandarma ve ekipler sabah akşam nöbet tutuyor.
Van İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de Van Gölü kıyıları ve kritik üreme alanlarında kontrollerini artırdı.
İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, çalışmaları şu sözlerle anlattı:
“Bilindiği üzere inci kefalinin şu an üreme mevsimi. 15 Nisan’da başlayan yasağımız devam ediyor. Biz de İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak ekiplerimizle saha kontrollerimize devam ediyoruz. Özellikle kaçak avlanma durumlarının tespiti için sahadayız. 15 Nisan ve 15 Temmuz arasında balığımızı en azından üreme mevsiminde rahat bırakırsak emin olun daha çok balığımız olacak. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Buradan halkımızı tekrar uyarmak isterim.”
“ZİNCİRİ SATIN ALMAYARAK KIRIN”
Uzmanlar, kaçak avcılıkla mücadelenin yalnızca güvenlik güçleriyle değil, toplumun bilinçli davranışıyla mümkün olacağını vurguluyor. Kaçak balığın satın alınmaması ve şüpheli durumların 112’ye bildirilmesi gerektiği belirtiliyor.