Türkiye Şeker Fabrikalarının (Türkşeker) 100’üncü kuruluş yıl dönümü kapsamında Antalya’da düzenlenen “Yüzüncü Yılında Şeker Sempozyumu” sektör paydaşlarını buluşturdu.
Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Manavgat ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, şeker üretim serüveninin tarımsal faaliyetin yanında ortak inancın, kararlılığın ve kalkınma azminin ürünü olduğunu söyledi.
Uşak ve Alpullu’da 1926’da atılan ilk adımın ekonomik bağımsızlık hedefinin somut ifadesi olduğunu belirten Polat, “O gün toprağa düşen tohumlar zamanla fabrikalara dönüşmüş, şehirleri büyütmüş, kırsala umut olmuş ve ülkemizin kalkınmasında önemli rol üstlenmiştir.” dedi.
Bugün “şeker sektörü” denildiğinde, yalnızca bir üretim alanından değil tarımdan sanayiye, lojistikten teknolojiye uzanan büyük bir ekosistemden söz edildiğini vurgulayan Polat, bu ekosistemin çiftçinin emeği, sanayicinin yatırımı, çalışanların gayreti ve akademik dünyanın katkısıyla ayakta durduğunu dile getirdi.
Polat, bu yapının önemli taşıyıcılarından Türkşekerin uzun yıllar sektörün gelişimine yön veren, farklı paydaşları bir araya getiren güçlü bir yapı olarak öne çıktığını kaydetti.
İklim değişikliği, su kaynaklarının etkin kullanımı ve gıda arz güvenliğinin sektörün öncelikli gündem başlıkları olması gerektiğine işaret eden Polat, şöyle konuştu:
“Bu çerçevede daha verimli, daha sürdürülebilir ve doğayla uyumlu üretim modellerine yönelmek ortak sorumluluğumuzdur. Dijitalleşme, yenilikçi tarım uygulamaları ve bilimsel yaklaşımlar da sektörümüzün geleceğini şekillendirecek temel unsurlar olacak. Şeker üretiminin temel taşını oluşturan çiftçimizin desteklenmesi ve üretimde sürekliliğin sağlanması hayati önem taşımaktadır. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda, şeker sektörünün sahip olduğu bilgi birikimi, tecrübe ve üretim kapasitesi önemli bir avantajımız. Bu potansiyeli daha ileriye taşımak, ancak ortak akıl, güçlü işbirliği ve kapsayıcı yaklaşımla mümkün olacaktır.”
Polat, bir asır önce büyük inançla başlayan bu yolculuğun bugün aynı kararlılıkla devam ettiğini belirterek, “Her pancar tohumu, yalnızca toprağa değil bu ülkenin geleceğine ekilmektedir.” ifadesini kullandı.
“Yılda 1,4 milyon sefer yapılarak 35 milyon ton yük taşımacılığı yapıyoruz”
Türkşeker Genel Müdürü Muhiddin Şahin ise bugün Türkiye’de 14’ü Türkşekere, 12’si özel sektöre ve 6’sı pancar kooperatiflerine ait olmak üzere toplam 32 şeker fabrikası olduğunu söyledi.
Bu mirasın tüm Türkiye’nin olduğunu dile getiren Şahin, “Dünyanın pancar şekerinin yüzde 7,5’ini bu ortamdaki arkadaşlarla, hep beraber üretiyoruz. Bu da bizim için gurur kaynağı. Aslında, toprağa tohum ekmekten başlayarak, market raflarında ya da soframızdaki ürünlere kadar devasa ekosistemi de yönetiyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’de münavebe de (ekim nöbeti) hesaba katıldığında yaklaşık 350 bin çiftçinin, aileleriyle toplam 1 milyon kişinin pancardan ekmek yediğine dikkati çeken Şahin, fabrikalarda çalışan sayısının 20 bin olduğunu, aileleriyle 60 bin kişiden söz edildiğini dile getirdi.
Şahin, şeker sektöründe pancar üretimi için çiftçilere ödenen tutarın geçen yıl 66 milyar lira olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
“Şekerimizin değeri 2025 yılı fiyatlarıyla bugün 105 milyar lira. Sıfır atıkla, pancarın etrafındaki toprağı ıslatarak bile ekosistemi çevrelediğimizi düşünürsek yaklaşık 15 milyar liralık da küspesinden, toprağından, yaprağından kazandığımız parayla 120 milyar liralık sistem oluşuyor. Bu işin üretim boyutu. Bir de bu üretimin beslediği devasa bir çark var. Yılda 1,4 milyon sefer yapılarak 35 milyon ton yük taşımacılığı yapıyoruz. Lojistik, yakıt ve işletme derken 30 milyar liralık doğrudan bu sistem tarafından para sokuluyor. Türkiye’de üretilen gıda, içecek ve unlu mamuller gibi şekerli ürünler 575 milyar lira tutarında. Bunun içerisinde ihracatı saymıyorum.”
Türkiye’de 65 şehirde pancar yetiştirildiğini, aynı illerde tahıl, mısır, buğday gibi birçok ürün de üretildiğini anlatan Şahin, pancar sistemden çekilirse kimsenin tahıl, buğday ekmeyeceğini, pancarın Türkiye’deki tarımın motoru olduğunu ifade etti.
Şahin, çiftçileri üretim aşamasında asla yalnız bırakmadıklarını belirterek, tohum toprağa düşmeden, ürünler teslim edilmeden, pancar bedelinin yaklaşık yüzde 35’ini faiz yansıtılmaksızın avans olarak üreticiye ödediklerini söyledi.
“Teknik personelin sektöre kazandırılması hızlandırılmalı”
Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök de 100’üncü yılı kutlanan bu büyük hamlenin, bir milletin ekonomisini bağımsızlaştırma iradesini tarihe mühürlediği kararlılığın adı olduğunu dile getirdi.
Şeker fabrikalarının Anadolu’da modernleşmenin sessiz mimarları olduğunu söyleyen Gök, bu fabrikaların milli üretimi gerçekleştirirken kültür, dayanışma ve aidiyeti de ürettiğini vurguladı.
Kuraklık, daralan su kaynakları ve hava olaylarının tarımsal üretimin ritmini değiştirdiğini ifade eden Gök, üretim altyapısının modernizasyonu ve dijital dönüşümün hızlandırılmasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.
Gök, çalışanlar bu sürecin merkezine yerleştirilmezse, dönüşümün eksik kalacağını dile getirdi.
Sempozyuma çağrılı konuşmacı olarak katılan, çocukluğu şeker sektöründe geçen yazar Tijen Mergen de katılımcılarla anılarını paylaştı.
Sempozyumun açılışına, Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan, Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Erkoyuncu, Pancar Şekeri Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Can, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, özel sektör ve kooperatif şeker fabrikalarının temsilcileri, sektör paydaşları ve Şeker-İş Sendikası yöneticileri de katıldı.
Konuşmaların ardından, “Şeker Sektörünün Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı panel gerçekleştirildi. 10 Nisan’da sona erecek sempozyum kapsamında düzenlenecek çalıştayda, şeker sektörü ve endüstrisinin sorunları ile çözüm önerileri konuşulacak.