Film, sofra, gece

Doç. Dr. Efe Sıvış Cannes – Bu kez öne çıkan şey, kırmızı halı parıltısından çok, sinemanın savaş, erkeklik, yaratıcı kriz ve eski Hollywood hafızasıyla kurduğu ilişkiydi.

Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev “Minotaur”la, 2022 Rusya’sında, Ukrayna savaşı ve seferberlik gölgesinde zengin iş insanı Gleb’in hem şirketi hem ailesi çöküşünü anlattı. 

İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın “Acı Noel”i, hafif otobiyografi kokuyordu. Fellini’nin “8½”si ve Woody Allen’ın “Yıldız Tozu Anıları” gibi, yaratıcı krize girmiş bir erkek yönetmenin dünyasını anlattı.

Andy Garcia’nın “Elmas”ı, Los Angeles’ta geçen eski usul bir dedektif hikâyesiydi. Garcia’nın canlandırdığı özel dedektif Joe Diamond, Vicky Krieps’in oynadığı dul bir kadın tarafından zengin bir iş insanının cinayetini araştırması için tutuldu.

Kırmızı halı tarafında Sharon Stone, Andy Garcia’nın “Elmas” gösterimine katıldı ve gecenin en çok fotoğraflanan ismi oldu.

19 Mayıs gecesi festivalin sinema dışı ritmini ünlü dj/prodüktör Black Coffee verdi. Palm Beach’te tipik afro-house setlerinden birini çaldı.

Festival döneminde Cannes’da en şık iki masa denince La Palme d’Or ve Tétou öne çıkıyor. La Palme d’Or, Martinez Otel’in içinde, Croisette’e ve denize bakan büyük otel geleneğinin en törensel masasında deniz ürünleri, Akdeniz balıkları, Cannes’ın en yüksek mutfak sahnesini kurdu.Tétou ise daha eski usul Riviera sosyetesi: Picasso’dan Karl Lagerfeld’e uzanan hafızasıyla, festival döneminde yıldızların, yapımcıların, gazetecilerin ilgisine mazhar oldu. 

Author: Yusuf Arslan