MELİSA VARDAL – Gençler kendi dertlerini kendi kalemleriyle sahnede anlatıyor. Oyun Yazım Atölyesi kapsamında eşitsizlik, ekoloji ve açlık gibi çağımızın yakıcı kavramları etrafında geliştirilen 39 metinden seçilen altı yeni oyun, Müze Gazhane Meydan Sahne’de seyirciyle buluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Çağdaş Gösteri Sanatları Merkezi (ÇGSM) tarafından 2025-2026 sezonu boyunca sürdürülen uzun soluklu atölyeye katılan Can Esmeray, Derya Sönmez ve Aslı Kaplan’la Türkiye’de genç bir tiyatro yazarı olmanın ne anlama geldiğini, önlerine çıkan engelleri ve bugünün dünyasında hangi temalarla seslerini duyurmak istediklerini konuştuk.

Aslı Kaplan: ‘Oyun yazarları için yeterli alan yaratılmıyor’
Türkiye’de sanatçılar olarak sürekli mücadele etmeye hazır olmak zorundayız. Ekonomik kriz ve sanat fonlarının yetersizliği üretimi zorlaştırıyor. Oyun yazarları için yeterli alan yaratılmıyor. Hem yazar hem oyuncu olarak tiyatronun hâlâ bir ihtiyaç değil, lüks olarak görüldüğünü düşünüyorum. Fonsuz üretim yapan sanatçılar masrafları karşılamakta zorlanıyor; bu durum bilet fiyatlarına da yansıyor. Az sayıda insana ulaşmak, sansürlenmek ve ürettiğiniz işten geçinememek yıpratıcı. Yine de yazmaktan vazgeçemiyorum. Bu topraklarda anlatılmayı bekleyen çok hikâye var. Benim için bireysel olan aynı zamanda toplumsaldır; bu yüzden yaşadığımız gerçekliği yazmayı önemsiyorum.

Can Esmeray: ‘Kaygılar imkânsızlıklar nedeniyle ortaya çıkabiliyor’
Oyunbaz frekanslarımı açık tutarak yaşamaya çalışıyorum. Karşılaştığım canlı ya da cansız görsellerin kendi hikâyesini bana ulaştırmaya çalıştığını hissediyorum. Beslenme kaynaklarımı, kaldırımları delip çıkan bir incir ağacından, yaşadığımız çağın maruz bıraktığı sayısız örneğe kadar sıralayabilirim. Yazma sürecinde insan çoğu zaman kendi yolunu ararken okyanusta kaybolmuş bir balık gibi hissedebiliyor. İlk metnim ‘’Delikanlı’’da bunu çok yaşadım. Kaygılar da çoğu zaman imkânsızlıklar nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Bu noktada destekleyici programlar ve platformlar önemli. Oyun Yazım Atölyesi’nin yazarlar için motive edici ve geliştirici bir alan sunduğunu düşünüyorum; profesyonellerle buluşturuyor ve yeni metin üretimini teşvik ediyor. Bu tür imkânların artması gerektiğini düşünüyorum.

Derya Sönmez: ‘Sınıfsal sıkışmışlık hissi’
Yeni biçim arayışlarını kıymetli buluyorum. Fakat artık daha az “hikâye” görüyorum. Arzuları, hayal kırıklıkları ve çelişkileriyle yaşayan karakterler azalıyor. Eksik tam olarak budur diyebilecek bir konumda değilim fakat ben hâlâ hikâyenin ve karakterin peşine düşenlerdenim. Metnin oluşabilmesi için yalnızca yetenek değil, zihinsel alan da gerekiyor. Ama bugün genç yazarlar hayatta kalma refleksiyle yaşadığı için bu durum ister istemez yazma sürecini etkiliyor. Yazarken beni harekete geçiren şey, gündelik hayatta her gün bizi kaşıyan duygular: Güvensizlik, sınıfsal sıkışmışlık ve yetersizlik hissi. Ama bütün bunlara rağmen ortaya çıkan mizah ve dayanma gücü… Hikâyelerim tam da burada doğuyor.
Buluşmalara davetlisiniz
Bugün:
17.00: “Sular Yükselmeden” (Yazan: Yavuz Türk, Yöneten: Selçuk Yüksel)
20.00: “Sesimi Duyuyor Musun?” (Yazan: Aslı Kaplan, Yöneten: Onur Demircan)
Yarın:
17.00: “3 2 1 Kayıt” (Yazan: Derya Sönmez, Yöneten: Emre Koyuncuoğlu)
20.00: “Evcillik” (Yazan: Beste Işık, Yöneten: Cem Baza)
23 Mayıs
17.00: “Hoş Geldin İstanbul” (Yazan: Can Esmeray, Yöneten: Yeşim Koçak)
20.00: “Bakireler Tapınağı” (Yazan: Ceyda Aşar, Yöneten: Berna Adıgüzel)