Tüm gece uyumak normal değildi! Uyku ikiye bölünüyordu: Daha sağlıklı olabilir mi?

İnsanlar akşam hava karardıktan kısa süre sonra uykuya dalıyor, birkaç saat uyuyor, gecenin ortasında uyanıyor ve ardından yeniden uyuyordu. Bu düzen günümüzde kulağa garip gelse de geçmişte oldukça tanıdık bir alışkanlık.

Bu konuda en çok adı geçen isim tarihçi Roger Ekirch oluyor. Ekirch yıllarca günlükleri, mahkeme kayıtlarını, tıbbi metinleri ve eski yazıları inceleyerek yüzlerce belgeye ulaştığını aktarıyor. Araştırmaları sırasında “ilk uyku” ve “ikinci uyku” ifadelerinin farklı dillerde tekrar tekrar karşısına çıktığını belirtiyor. Ona göre insanlar bu kavramları açıklama ihtiyacı bile duymuyordu çünkü dönemin insanları için bu durum günlük hayatın olağan bir parçasıydı.

Asıl ilginç olan ise insanların gece yarısı uyandıklarında ne yaptığı. Bugün gece iki gibi ayakta olsanız büyük ihtimalle telefon ekranına bakarsınız. Orta Çağ ve erken modern dönem insanlarıysa gecenin bu sessiz bölümünü farklı şekilde değerlendiriyordu. Ekirch insanların dua ettiğini, rüyaları üzerine düşündüğünü, sohbet ettiğini ve küçük ev işlerini tamamladığını söylüyor.

Bazı insanlar hasta aile üyeleriyle ilgileniyor, bazıları ise sadece sessizce düşünüyordu. Hatta dönemin bazı metinlerinde gece ortasının zihinsel olarak sakin ve berrak bir zaman olduğu vurgulanıyor. Bu düzenin neden ortaya çıktığı konusunda da dikkat çekici bir fikir var. O dönemde hayat tamamen gün ışığına bağlıydı. Elektrik yoktu. Sokak lambaları yaygın değildi. İnsanlar hava kararınca çok daha erken saatlerde dinlenmeye çekiliyordu.

Araştırmacılar yapay ışığın yaygınlaşmasıyla birlikte insanların daha geç saatlere kadar uyanık kalmaya başladığını düşünüyor. Zaman içinde gece alışkanlıkları değişti ve tek parça uyku modeli baskın hale geldi. Son yıllarda bazı araştırmacılar bu teoriyi yeniden tartışmaya açtı. Yeni çalışmalar her toplumun veya her dönemin aynı şekilde uyuduğunu söylemenin zor olduğunu belirtiyor. Bazı tarihçiler eldeki belgelerin farklı şekillerde yorumlanabileceğini vurguluyor.

Kısacası bütün insanların kesin olarak iki parçalı uyuduğunu söylemek mümkün değil. Ancak tarih boyunca belirli toplumlarda bu alışkanlığın yaygın olduğuna dair güçlü işaretler olduğu da belirtiliyor.

1990’larda yapılan bir deneyde araştırmacılar insanların yapay ışık olmadan uzun süre yaşadığında uyku düzenlerini gözlemledi. Sonuçta bazı katılımcıların kendiliğinden iki parçalı uyku düzenine geçtiği görüldü. Araştırmacılar bu durumun insan biyolojisinin geçmişten gelen farklı ritimlere uyum sağlayabileceğini düşündürdüğünü aktardı.

Author: Yusuf Arslan