Son dakika | Özgür Özel başkanlığındaki MYK bitti! Zeynel Emre: Kurultay olmazsa CHP seçimlere giremeyecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) sona erdi. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Zeynel Emre, CHP’ye yönelik organize bir kumpas süreci yürütüldüğünü ifade ederek “AKP’nin yargı kolları, partimiz içerisindeki maalesef butlan kollarıyla birlikte ortak hareket ederek böyle bir kumpası kurdular.” dedi. Mahkeme tarafından geçmiş kurultayların iptal edilmesiyle birlikte partinin hukuki bir varlık yokluk savaşına girdiğini vurgulayan Emre, Siyasi Partiler Yasası gereği en geç Temmuz 2026’ya kadar olağanüstü kurultayın toplanması gerektiğini, aksi takdirde CHP’nin seçimlere girememe tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını ifade ederek derhal kurultay ve seçim çağrısında bulundu.

CHP Lideri Özgür Özel’e yönelik Kılıçdaroğlu’nun başlattığı FETÖ iddialarına sert tepki gösteren Emre, bu iddiaların tamamen asılsız ve tutarsız iftiralardan ibaret olduğunu söyledi. Özel’in geçmişte FETÖ kumpaslarına karşı verdiği mücadeleyi ve 15 Temmuz gecesi Meclis çatısı altındaki duruşunu hatırlatan Emre, CHP’nin anketlerde birinci parti konumunda olması ve iktidarın karşısındaki adayların güçlü yükselişi nedeniyle bu operasyonlara maruz kaldığını belirtti. Emre, bu ablukayı dağıtmak adına meydanlarda, sokaklarda her türlü hukuki ve fiziki mücadeleyi halkla birlikte sürdüreceklerini ilan etti.

Emre’nin açıklaması şu şekilde:

Olağanüstü durumlar, olağanüstü şartları oluşturur. Bizler de öyle günlerden geçiyoruz. Biz bu şartlar altında Gazi Meclisimizde seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in başkanlığında MYK toplantımızı yaptık. Gündemi değerlendirdik.

“ELBETTE BÖYLESİNE ÖNEMLİ BİR YERDE SİYASET YAPAN BİRİ OLARAK HEDEF HALİNE GELECEKTİ”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu, içine düşürüldüğü bu kumpas sürecini değerlendirdik. Buradan nasıl çıkarız, hangi yol, hangi metotlarla halkımızla birlikte bu kumpasları savuştururuz bunu konuştuk. Tabii esasında gerek söz konusu butlan kararı çıkmadan evvel, gerekse çıktıktan sonra hemen hemen herkesin ortaklaştığı bir süreç var. Neden Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına bu geldi? Neden Sayın Özgür Özel’e yönelik böyle bir olay gerçekleşti diye.

Çünkü biz biliyorduk ki, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar bir genel başkan, seçim dönemi dışında 110’dan fazla miting yapsın, milyonlarca yurttaşla buluşsun, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneksel oyunun çok daha üzerinde bir oy oranıyla, bir buçuk yıldır yaşadığı kumpaslara karşın oyunu artırarak rakibinin önünde çıksın… Türkiye’nin bağımsızlığı için, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yol doğrultusunda, ülkemizin bağımsızlığı ve emperyal hesapların dışında bir dış politik tutum sergilediği için elbette ki böylesine önemli bir coğrafyada, böylesine önemli bir yerde siyaset yapan biri olarak hedef haline gelecekti.

Biz bunu ülkemiz için yaptık. Biz biliyoruz ki burada bir Büyük Ortadoğu Projesi var ve o Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet eden bir iktidar var. Buna karşın, hatırlarsanız son birkaç senedir Gazze’deki insanlık dramına, orada çocuk kadın demeden yapılan katliamlara, o işi meşrulaştırmak adına kurulan Gazze kuruluna şiddetle karşı çıkan ve bunu protesto amaçlı olarak altı partiyle Eyüpsultan’da ortak miting düzenleyen, farklı etkinlikler yapan, devlet başkanlarına mektup yazan ve bu planların dışında dünya içinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, demokrasiyi, eşitliği savunan bir liderin hedef haline gelmesi elbette ki beklenen bir durumdu.

“SARAY’IN BİR CİCİ MUHALEFETİ HALİNE GELMEYİ REDDETMESİ KARŞISINDA BÖYLE BİR KUMPASI KURDULAR”

Değerli arkadaşlar, biz tabii şunu net olarak söyleyelim; burada bugünkü toplantımızda biraz genişletilmiş bir MYK yapmış olduk. Yani önceki dönem MYK’da yer alan ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde görev alan altı arkadaşımızı da dahil ederek gündemi geniş bir şekilde değerlendirdik. Ve ortada şu sonuç var: Bu bahsettiğimiz çalışmalar, partimizin son yerel seçimlerdeki birinci oluşu, cesaretle mücadele etmesi, Saray’ın bir cici muhalefeti haline gelmeyi reddetmesi karşısında AKP’nin yargı kolları, partimiz içerisindeki maalesef butlan kollarıyla birlikte ortak hareket ederek böyle bir kumpası kurdular.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ ASLA TEK ADAM DEVLETİ HALİNE GELMEYECEKTİR”

Biliyorsunuz biz dün yüz binlerce vatandaşımızla birlikte Ankara’da, Ankara İl Başkanlığımızın önünde bayramlaştık. Daha sonra da belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli yürüyüşlerinden birini yaparak Anıtkabir’e yürüdük. Atamıza gittik ve orada da o alan daha tıka basa dolmuşken dahi yürüyüşün devam ettiği, o kadar uzun bir kortejin olduğu bir süreci yaşadık. Şüphesiz ki tüm bunlar, gerek bizleri gerekse bu karar sonrasında bir an için umutsuzluğa kapılan vatandaşlarımız açısından da yüreklere su serpilen görüntüler olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla bir adamın, bir zümrenin, bir kişinin, bir partinin tekeline girmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti; egemenliği kayıtsız şartsız halktan alındığı, meşruiyetin halktan alındığı, çeşitli ayak oyunlarıyla, yargıyı kullanarak, farklı enstrümanları kullanarak, siyasi partilere kumpas yapılarak bir tek adam devleti haline gelmeyecektir.

“PARTİLİLERİN İRADESİNE DAYANMAYAN HİÇBİR YÖNETİMİN DE MEŞRUİYETİ YOKTUR”

Biz kendimize güveniyoruz, vatandaşımıza güveniyoruz. Bizim açımızdan ‘meşruiyet nedir?’ dediğimizde, hem siyasi partilerde hem de iktidarlar açısından halktan aldığınız oydur, bunun karşılığıdır. Bir parti halktan yeteri kadar destek bulmuyorsa ve rakibine gayriahlaki bir şekilde kumpaslar kuruyorsa o da meşruiyetini kaybetmiştir. Partiler açısından da delege iradesine dayanmayan, partililerin iradesine dayanmayan hiçbir yönetimin de meşruiyeti yoktur.

KILIÇDAROĞLU’NUN FETÖ SÖZLERİNE CEVAP VERDİ

Önce şunun altını çizelim; Sayın Özgür Özel ilk milletvekili olduğu dönemde, daha Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal olarak Ergenekon davalarını takip etmeden, o kumpas davalarında gidip izlemiş, oradaki kumpasları dile getirmiş, gerek Ergenekon’da, gerek Balyoz’da, gerek İzmir Askeri Casusluk davasında, Mamak’ta, Hasdal’da, Hadımköy’de, Silivri’de ziyaret etmediği, mağdur edilen, tutsak edilen asker kalmamıştır.

Ve bu konuda kitap yazmıştır. İzmir askeri casusluk davasını kimse bilmezken oradaki kumpasları ortaya çıkarmıştır.

En önemlisi ise o zamanki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun uçakta bulunması nedeniyle 15 Temmuz gecesi inisiyatif almış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelmiş, burada meclisin açılmasına katkı sunmuş, meclise bomba atıldığı anda dahi genel kurulu terk etmemiş, meşruiyetin yanında durduğunu Cumhuriyet Halk Partisi adına ilan etmiş ve büyük bir cesaretle bu girişimi yapma konusunda bir an bile tereddüt etmemiş ve o günkü tutumu nedeniyle FETÖ’cüler hariç bu ülkedeki her kesimden, her siyasi partiden, her medyadan büyük takdirler almıştır, övgüler almıştır.

Buna karşın, efendim, iddia o ki bir FETÖ itirafçısı demiş ki; işte Manisa’da, Salihli’de -düzeltiyorum Salihli’de- eczacılık yaparken efendim keşfedilmiş de parlatılmaya karar verilmiş. İsmi gitmiş yurt dışına, onaylanmış vesaire diye. Bir defa Sayın Özgür Özel hiçbir zaman Salihli’de eczacılık yapmamıştır. Sayın Özgür Özel o tarihte Türk Eczacıları Birliği yönetimindedir. Yani Ankara’dadır. Yine Sayın Özgür Özel’in, Genel Başkanımızın Sümerbank davasıyla parlatıldığını ifade etmiştir. Bakın, ifadelerdeki çarpıklıklara bakın. Halbuki Sümerbank davası orada beyan edildiği gibi 2010 yılında değil, 2005 yılında açılmıştır. Sayın Genel Başkanımızın kızı İpek hiçbir zaman, hiçbir FETÖ okuluna gitmemiştir. Bunu da sosyal medyada yazıp duruyorlar. O zaman Manisa Milli Eğitim Müdürlüğü kendi düzenlediği yarışmanın ödül törenini FETÖ’nün bir okulunda yaptığı için tüm öğrenciler ve öğretmenler tarafından oradadır ve birkaç saat orada bulunulmuştur. Yani baştan aşağı yalan, tutarsız, iftira ifadelerle bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bütün bunların kök nedeni, bakın bütün bunların kök nedeni demin söylediğimiz başlangıçtaki meseledir. Cumhuriyet Halk Partisi son yerel seçimlerin birinci partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu 35 civarında seyretmekte idi. Rakibimizin 5 puan kadar önündeydik ve adı geçen adayların, olası cumhurbaşkanı adaylarının Tayyip Bey’in karşısında en az 10 puan ve üzerinde farkla seçimi kazanıyor görünmesi nedeniyle böyle bir operasyona girişilmiştir.

Bir hususun daha bu vesileyle altını çizmek isterim. Madem FETÖ’den bahsettik… Takip edenler bilir, ben de Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonunda üye olarak görev yaptım. Okumadığımız iddianame, dosya, evrak, belge, bilgi kalmadı. Ve günün sonunda biz orada bir rapor yazdık. O rapor Meclis Başkanlığına, Komisyon Başkanlığına verildi. Ve Adalet Yürüyüşü esnasında 2,5 sayfalık, ilk etapta olmayan bir ek rapor, ek ilave yapılmak istendiğini görünce… O 2,5 sayfada da o zamanki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik FETÖ ile ilişkili ağır ithamlarda bulunduğundan, biz dedik ki ‘Bunu kabul edemeyiz, ya bunu çıkartın ya biz buna cevap vereceğiz.’ Ve sonrasında bize cevap hakkı tanıdılar. Bakın biz hiçbir iftira değil, hiçbir söylenti değil, hiç duymuştum görmüştüm değil, başlık açtık; AKP-FETÖ kardeşliğini, birlikte ülkeyi nasıl bu hale getirdiklerini, darbe yapacak güce bir tarikatın nasıl ulaştığını, buradaki ittifakı delilleriyle, belgeleriyle sunduk.

Ve yine Cumhuriyet tarihinde bu meclis çatısı altında bizim sunduğumuz evraklarla birlikte o raporun bir belge haline dönüşüp de dağıtılmasını engellediler ve Cumhuriyet tarihinde tek basılmayan ve dağıtılmayan rapor olarak tarihe geçti. Ve burada şunun da altını çizelim; Sayın Özgür Özel’in genel başkanlığı boyunca belirlediği adaylar içerisinde hiçbir zaman hiçbir FETÖ’cü olmamıştır. Hiçbir danışmanı FETÖ’cü çıkmamıştır. Bakın, kimse böyle ithamlarda bulunamaz.

Ben tamamen resmi belgelere dayanarak çıkıp meclis genel kurulunda şunu söylemiştim, burada bir kez daha ifade edeyim: Bizi bırakın, Cumhuriyet Başsavcılığının darbe sonrası yazdığı iddianamelere göre, albayların erken emekliliğe sevki konusundaki yasayı FETÖ’nün isteği üzerine darbeden sadece birkaç ay önce AKP grubu çıkarmıştır.

Delilli, belgeli ve bütün on binlerce sayfa içerisinde çok kereler nasıl ilişkide oldukları, nasıl irtibatlı oldukları çıkmıştır. Ama bir yerde Sayın Özgür Özel’in ismini göremezsiniz. Sayın Genel Başkanımızın ismini göremezsiniz. Bugün burada delegeyle seçilmiş, delege iradesiyle seçilmiş bugünkü MYK üyelerimizin hiçbirinin adını bir yerde göremezsiniz.

Bizim MYK’mızda bulunan, Genel Başkanımız tarafından alınan Yankı Bağcıoğlu Paşa, Balyoz kumpasında tutuklanmıştır ve büyük zulme uğramıştır. Bugün bizimle birliktedir, bugün Sayın Özgür Özel’in seçtiği irade içerisindedir. Ben buradan tüm halkımızın dikkatini çekmek istiyorum. Bu mesele bir siyasi parti meselesi değildir. Bu mesele Türkiye’de halkın oyuyla iradenin değişip değişmeyeceği, yönetimin değişip değişmeyeceği meselesidir.

Bir tarafta yüz binlerin varlığı, bir tarafta birkaç bin kişinin varlığı bunu göstermiştir. Ki maalesef Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’nin önünde basına da yansıyan, sosyal medyada da paylaşılan şekilde 7 oklu bayraklar mı dersiniz, partimizin bayrağının yerlerde bırakılması mı dersiniz, getirilen kişiler mi dersiniz… Diyaloglardan bunları pekala görebiliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman böylesine acı bir tabloyu görmemiştir.

Buradan çıkış… Efendim, buradan çıkış nasıl olacaktır? Bir an evvel seçim, bir an evvel kurultay. Hemen! Hiçbir bahanesi yoktur. Efendim, eğer şu deniyorsa; tedbir kararı vardır, olamazdır, şudur, budur… Yargıtay’a verilecek iki dilekçeye bakar. Temyizden feragat edilir, kesinleşmiş olur ve tedbir kararı da ortadan kalkmış olur. Kurultay kararı alınması önünde hiçbir engel kalmamış olur. Bütün bunlar bahanedir.

Ve partimizin önünde bir varlık yokluk meselesi vardır. Çünkü 2023, 4-5 Kasım ve sonrasındaki tüm kurultaylar mahkemece iptal edildiğinden, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçerli kurultayı Temmuz 2020 tarihlidir. Ve gerek Siyasi Partiler Yasası, gerek buna dayanarak hazırlanan tüzüklere göre 2 yıl artı 1 yıl uzatmalı olmak üzere 3 yılda bir en fazla kurultaylar yapılmak zorundadır. Hele hele bu süre 6 yılı geçerse o siyasi parti seçime giremez, bu çok açıktır. Bugün Temmuz 2026 itibariyle 6 yıllık süre dolacaktır. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’ni çökertme, tarihten silme operasyonudur. Bir an evvel seçim demeyen, bu yönde karar almayan, irade göstermeyen herkes bu işin sorumlusu olur.

Kıymetli yurttaşlarımız… Biz bu kumpaslar karşısında her türlü siyasi, her türlü hukuki ve her türlü fiziki mücadeleyi yapacağız. Fiziki mücadele nedir bu? Meydanlara gideceğiz, mitingler yapacağız, dünkü yaptığımız gibi yürüyüşler yapacağız, sokak sokak dolaşacağız, halkımıza gerçekleri anlatacağız. Ve Türkiye’deki tüm siyasi partiler bilsinler ki; bugün bize, yarın onlara. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef olması, iktidarın önünde birinci parti olmasıdır. O nedenle tüm Türkiye’de demokrasiye inanan, cumhuriyete inanan, milli iradeye, egemenliğe inanan herkesin bunun karşısında ve bu dayanışmanın yanında bulunması gerekir.

Kıymetli yurttaşlarımız, Cumhuriyet Halk Partisi birtakım televizyon programlarında günlerce konuşularak iftiralarla, yalanlarla dizayn edilecek bir parti değildir. Olacakların önceden sızdırılması, bundan sonra olacaklara ilişkin söylenen sözler, nasıl bir organize kötülükle karşı karşıya kaldığımızın en büyük kanıtıdır. O nedenle tüm yurttaşlarımızı ülkesine sahip çıkmaya, milli iradeye sahip çıkmaya, bu yönüyle de bütün dayanışma çağrılarımızda bizlerle birlikte olmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bizim bugün haftalık yaptığımız MYK toplantıları sonrasında biz bu ülkenin gencinin problemini, işçinin problemini, işsizliği, asgari ücretliyi, emeklinin durumunu, ülkedeki çiftçinin durumunu, bu ülkedeki milyonlarca çocuğun yatağa aç girmesini, eğitim problemini, gelecek kaygısını… Birçok probleme dikkat çekerdik. Ama dikkat ediyor musunuz değerli arkadaşlar? Gündemi öyle bir noktaya getirdiler ki, bütün televizyon programlarında halkın gerçek gündemi bir anda ortadan kalktı ve her yerde Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bölünür, efendim yeni parti kuruldu mu, içinde çatlaklar var mı gibi konular.

Ayrıntılar geliyor…

Author: Yusuf Arslan