T24 Haber Merkezi
Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin sözcüsü Zeynel Emre, MYK toplantısı ardından yaptığı açıklamada kurultayın yapılmaması durumunda partinin seçimlere giremeyeceğini vurguladı. Atanmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Grup toplantısı yapılmayacak” sözlerine Emre, “Biz grup toplantımızı yapacağız. Genel Başkanı’mız nerede konuşuyorsa grup toplantısı oradadır. Orası bizim salonumuz. Biz oraya gireceğiz. Konuşmamızı yapacağız. Olması gereken bu. Bir anormallik olursa o zaman birlikte görmüş olacağız” diyerek yanıt verdi.
CHP lideri Özgür Özel, partisinin MYK’sını toplayarak gündeme ve mutlak butlan kararı ardından yürütülecek sürece dair değerlendirmelerde bulundu. Toplantı ardından Özel liderliğindeki CHP’nin sözcüsü Zeynel Emre açıklama yaptı.
Emre’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Buradan nasıl çıkarız, hangi yol, hangi metotlarla halkımızla birlikte bu kumpasları savuştururuz bunu konuştuk. Tabii esasında gerek söz konusu butlan kararı çıkmadan evvel, gerekse çıktıktan sonra hemen hemen herkesin ortaklaştığı bir süreç var. Neden Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına bu geldi? Neden Sayın Özgür Özel’e yönelik böyle bir olay gerçekleşti diye.
Biz biliyoruz ki burada bir Büyük Ortadoğu Projesi var ve o Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet eden bir iktidar var. Buna karşın, hatırlarsanız son birkaç senedir Gazze’deki insanlık dramına, orada çocuk kadın demeden yapılan katliamlara, o işi meşrulaştırmak adına kurulan Gazze kuruluna şiddetle karşı çıkan ve bunu protesto amaçlı olarak altı partiyle Eyüpsultan’da ortak miting düzenleyen, farklı etkinlikler yapan, devlet başkanlarına mektup yazan ve bu planların dışında dünya içinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, demokrasiyi, eşitliği savunan bir liderin hedef haline gelmesi elbette ki beklenen bir durumdu.
Yani önceki dönem MYK’de yer alan ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde görev alan altı arkadaşımızı da dahil ederek gündemi geniş bir şekilde değerlendirdik. Ve ortada şu sonuç var: Bu bahsettiğimiz çalışmalar, partimizin son yerel seçimlerdeki birinci oluşu, cesaretle mücadele etmesi, Saray’ın bir cici muhalefeti haline gelmeyi reddetmesi karşısında AKP’nin yargı kolları, partimiz içerisindeki maalesef butlan kollarıyla birlikte ortak hareket ederek böyle bir kumpası kurdular.
“Partililerin iradesine dayanmayan yönetimin meşruiyeti yoktur”
Biliyorsunuz biz dün yüz binlerce vatandaşımızla birlikte Ankara’da, Ankara İl Başkanlığımızın önünde bayramlaştık. Daha sonra da belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli yürüyüşlerinden birini yaparak Anıtkabir’e yürüdük. Atamıza gittik ve orada da o alan daha tıka basa dolmuşken dahi yürüyüşün devam ettiği, o kadar uzun bir kortejin olduğu bir süreci yaşadık. Şüphesiz ki tüm bunlar, gerek bizleri gerekse bu karar sonrasında bir an için umutsuzluğa kapılan vatandaşlarımız açısından da yüreklere su serpilen görüntüler olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla bir adamın, bir zümrenin, bir kişinin, bir partinin tekeline girmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti; egemenliği kayıtsız şartsız halktan alındığı, meşruiyetin halktan alındığı, çeşitli ayak oyunlarıyla, yargıyı kullanarak, farklı enstrümanları kullanarak, siyasi partilere kumpas yapılarak bir tek adam devleti haline gelmeyecektir.
Biz kendimize güveniyoruz, vatandaşımıza güveniyoruz. Bizim açımızdan ‘meşruiyet nedir?’ dediğimizde, hem siyasi partilerde hem de iktidarlar açısından halktan aldığınız oydur, bunun karşılığıdır. Bir parti halktan yeteri kadar destek bulmuyorsa ve rakibine gayriahlaki bir şekilde kumpaslar kuruyorsa o da meşruiyetini kaybetmiştir. Partiler açısından da delege iradesine dayanmayan, partililerin iradesine dayanmayan hiçbir yönetimin de meşruiyeti yoktur.
Kılıçdaroğlu’nun FETÖ iddiaları
Önce şunun altını çizelim; Sayın Özgür Özel ilk milletvekili olduğu dönemde, daha Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal olarak Ergenekon davalarını takip etmeden, o kumpas davalarında gidip izlemiş, oradaki kumpasları dile getirmiş, gerek Ergenekon’da, gerek Balyoz’da, gerek İzmir Askeri Casusluk davasında, Mamak’ta, Hasdal’da, Hadımköy’de, Silivri’de ziyaret etmediği, mağdur edilen, tutsak edilen asker kalmamıştır.Ve bu konuda kitap yazmıştır. İzmir askeri casusluk davasını kimse bilmezken oradaki kumpasları ortaya çıkarmıştır.En önemlisi ise o zamanki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun uçakta bulunması nedeniyle 15 Temmuz gecesi inisiyatif almış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelmiş, burada meclisin açılmasına katkı sunmuş, meclise bomba atıldığı anda dahi genel kurulu terk etmemiş, meşruiyetin yanında durduğunu Cumhuriyet Halk Partisi adına ilan etmiş ve büyük bir cesaretle bu girişimi yapma konusunda bir an bile tereddüt etmemiş ve o günkü tutumu nedeniyle FETÖ’cüler hariç bu ülkedeki her kesimden, her siyasi partiden, her medyadan büyük takdirler almıştır, övgüler almıştır.
Grup toplantısı ikilemi nasıl çözülecek?
Bizim toplanma, konuşmak için özel bir şeye ihtiyacımız yok. Biz grup toplantımızı yapacağız. Genel Başkanı’mız nerede konuşuyorsa grup toplantısı oradadır. Orası bizim salonumuz. Biz oraya gireceğiz. Konuşmamızı yapacağız. Olması gereken bu. Bir anormallik olursa o zaman birlikte görmüş olacağız.
Uşak konusuna gelince. Özkan Yalım, Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan iken 2 kez vekil adayı olmuştur. Bir soruşturma sonrası ortaya çıkan bir takım özel görüntüler sonrası kendisini ihraç ettik. O kadar çok yalan propaganda var ki.
Pazartesi (yarın) imzaları topluyoruz. Mahkemenin kararının doğrultusunda yetkili olan delegelerin imzasını topluyoruz.
“Bu CHP’yi tarihten silme operasyonu”
Efendim, buradan çıkış nasıl olacaktır? Bir an evvel seçim, bir an evvel kurultay. Hemen! Hiçbir bahanesi yoktur. Efendim, eğer şu deniyorsa; tedbir kararı vardır, olamazdır, şudur, budur… Yargıtay’a verilecek iki dilekçeye bakar. Temyizden feragat edilir, kesinleşmiş olur ve tedbir kararı da ortadan kalkmış olur. Kurultay kararı alınması önünde hiçbir engel kalmamış olur. Bütün bunlar bahanedir.Ve partimizin önünde bir varlık yokluk meselesi vardır. Çünkü 2023, 4-5 Kasım ve sonrasındaki tüm kurultaylar mahkemece iptal edildiğinden, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçerli kurultayı Temmuz 2020 tarihlidir. Ve gerek Siyasi Partiler Yasası, gerek buna dayanarak hazırlanan tüzüklere göre 2 yıl artı 1 yıl uzatmalı olmak üzere 3 yılda bir en fazla kurultaylar yapılmak zorundadır. Hele hele bu süre 6 yılı geçerse o siyasi parti seçime giremez, bu çok açıktır. Bugün Temmuz 2026 itibariyle 6 yıllık süre dolacaktır. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’ni çökertme, tarihten silme operasyonudur. Bir an evvel seçim demeyen, bu yönde karar almayan, irade göstermeyen herkes bu işin sorumlusu olur.”
(Editör: Ceren Teke)
