ABD vatandaşları için Ebola tesisi planı ortalığı karıştırdı! Kenya’da sokaklar ayağa kalktı

Kenya‘da ABD vatandaşları için kurulması planlanan Ebola karantina merkezi ülkede siyasi ve toplumsal tartışmaların odağına yerleşti. Başkent Nairobi ile Washington arasında yürütülen iş birliği kapsamında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti‘nde (DKC) Ebola virüsüne maruz kalmış olabilecek ABD vatandaşlarının Kenya’nın merkezindeki Laikipia Askeri Üssü‘nde oluşturulacak özel bir tesiste izole edilmesi planlanıyordu. Ancak proje hem halkın hem de sivil toplum kuruluşlarının tepkisiyle karşılaştı.

Ülkenin orta kesimlerinde bulunan Nanyuki kenti yakınlarındaki askeri üs çevresinde yüzlerce kişi protesto gösterileri düzenledi. Göstericiler, Ebola vakalarının bulunmadığı Kenya’nın yabancı ülkeler için bir karantina merkezi haline getirilmesine karşı çıktı.

BAKANLIK PROJEYİ SAVUNDU

ABD yönetimi projeyi doğrulayarak tesiste yaklaşık 30 sağlık personelinin görev yapacağını ve 50 yataklı bir sağlık altyapısı kurulacağını açıkladı. Washington ayrıca Kenya’nın salgın hazırlık çalışmalarına destek amacıyla 13,5 milyon dolar kaynak ayırdığını duyurdu.

Kenya Sağlık Bakanlığı ise merkezin yalnızca ABD vatandaşları için değil, olası salgın risklerine karşı ülkenin hazırlık kapasitesini artırmak amacıyla kullanılacağını savundu. Yetkililer, çeşitli hastanelerde de Ebola izolasyon ve tedavi merkezleri kurulacağını açıkladı.

MAHKEME KARARI İPTAL ETTİ

Ancak proje yargıya taşındı. Anayasal haklar alanında çalışan Katiba Enstitüsü’nün başvurusu üzerine Kenya Yüksek Mahkemesi merkezin kurulmasını geçici olarak durdurdu. Le Monde’un haberine göre, mahkeme, kamu yararını gerekçe göstererek Kenya topraklarında yabancı devletlerle yapılacak anlaşmalar kapsamında herhangi bir Ebola tedavi veya karantina tesisinin kurulamayacağına hükmetti. Karar ayrıca Ebola virüsüne maruz kalmış ya da enfekte olmuş kişilerin ülkeye girişini de geçici olarak yasakladı.

Enstitü, hükümeti şeffaf davranmamakla suçlarken Kenya’nın olası bir Ebola salgınıyla mücadele kapasitesinin yeterince değerlendirilmediğini savundu. Kuruluş, ülkenin “yabancı devletler için açık deniz karantina merkezine dönüştürülmesi” riskine dikkat çekti.

“ABD İÇİN TEHLİKELİYSE KENYA İÇİN DE TEHLİKELİ”

Tepki gösterenler arasında Kenya Tabipler Birliği de yer aldı. Birlik, “ABD için fazla tehlikeliyse Kenya için de fazla tehlikelidir” açıklamasında bulunarak projeden vazgeçilmemesi halinde ülke çapında grev seçeneğinin masada olduğunu duyurdu. Kenya Barolar Birliği de ülkenin “tehlikeli bulaşıcı hastalıklar için bekleme alanına dönüştürülemeyeceğini” belirterek projeye karşı çıktı.

Tartışmalar sürerken gözler Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki salgına çevrilmiş durumda. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin verilerine göre ülkede binden fazla şüpheli vaka tespit edildi, yüzlerce kişinin de yaşamını yitirdiğinden şüpheleniliyor. Komşu Uganda’da ise şu ana kadar dokuz vaka ve bir ölüm kaydedildi.

SALGINI FARKLI KILAN NE?

New York Times’ın Afrika Muhabiri Declan Walsh, mevcut salgını önceki Ebola dalgalarından ayıran en önemli unsurun virüsün Bundibugyo türünden kaynaklanması olduğunu belirtti. Kongo’da 1970’lerden bu yana 17 Ebola salgını görülmesine rağmen bu varyant için onaylanmış bir aşı ya da özel bir tedavi bulunmuyor. Uzmanlara göre ölüm oranı yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor.

Salgının geç fark edilmesi de endişeleri artırıyor. İlk resmi vaka 15 Mayıs’ta tespit edilse de hastalığın bölgede mart ayından bu yana yayılıyor olabileceği belirtildi. Sağlık uzmanları, kırsal bölgelerde insanların ilk olarak geleneksel şifacılara başvurmasının vakaların geç teşhis edilmesine yol açtığını ifade etti.

Ebola’nın yayılmasında cenaze törenleri de önemli rol oynuyor. Virüs nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin bedenleri son derece bulaşıcı olmaya devam ederken, geleneksel cenaze ritüelleri sırasında yakın temas kurulması yeni bulaş zincirlerinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Author: Yusuf Arslan