Milyonların borç yükü artarken, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, devlete olan borçlarda yapılandırma mevzuatında esneklik sağlamak üzere çalıştığı belirtildi.
Kamu maliyesinde yürürlükte bulunan ve 72 aya varan vade seçenekleri barındıran mevcut erteleme rejiminde uygulanan maliyetlerin aşağı çekilmesi amacıyla teknik bir hazırlık yürütülüyor. Yakın geçmişte yasallaşan ve piyasada geniş bir hareketlilik yaratan amme alacaklarının tecellisine yönelik kanun kapsamında, borç sarmalındaki mükelleflere borçlarını taksitlendirme hakkı tanınmıştı.

Yürürlükteki sistem uyarınca borçlular, anapara ve biriken yükümlülüklerini senelik yüzde 39 faiz karşılığında 72 aylık bir zaman dilimine yayarak ödeyebiliyor.
FAİZ ORANLARINDA SINIRLI DÜZENLEME YOLDA
Milyonlarca kişiyi doğrudan etkileyecek olan bu yeni taslağın ana eksenini, maliyet tablosunu yukarıda tutan faiz oranlarının daha makul seviyelere çekilmesi oluşturuyor.
NTV’de yer alan habere göre, yükümlülüklerini geciktirenlerin daha düşük bir finansal maliyetle borç taksitlendirmesi yapabilmesi yönünde yoğun bir çalışma yürütülüyor. Fakat planlanan bu kolaylıklardan ve faiz indirimlerinden borçlu durumdaki herkes yararlanamayacak.
Taslak metne göre, ödeme acziyeti resmi olarak belgelenen ve finansal anlamda “zor durumda” olduğu tescil edilen mükellefler için kademelendirilmiş bir vade ve faiz matrisi uygulanacak. Güncellenecek faiz oranının taban seviyesi ise makroekonomik veriler ve cari fiyat artış hızına göre tayin edilecek. Ülkedeki güncel enflasyon oranının yüzde 32 bandında seyretmesi nedeniyle, faiz indirim adımlarının bu sınırın altına sarkmayacağı öngörülüyor.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BORÇLARI DA DAHİL EDİLECEK
Devreye alınması planlanan bu erteleme modelinden, kamu kurumlarına karşı finansal yükümlülüğü olan geniş bir kesim yararlanma hakkı elde edecek. Sadece vergi dairelerine borçlu olan ticari işletmeler değil, aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde prim borcu biriken ve ticari faaliyetini sürdüren mükellefler de bu yasal düzenlemeden yararlanarak ödemelerini taksitlere bölebilecek.
1 MİLYON LİRAYA KADAR OLAN AMME ALACAKLARINDA TEMİNAT ŞARTI KALKIYOR
Hazırlık aşamasındaki paketin borçlulara vaat ettiği en somut bürokratik kolaylık, güvence (teminat) gösterme mecburiyetinin gevşetilmesi oldu. Ödeme takvimi yeniden başlatılmak istenen mükelleflerin önündeki yasal prosedürler hafifletilerek, 1 milyon Türk Lirası (TL) tutarına kadar olan amme alacaklarında “teminat gösterme” yükümlülüğü tamamen askıya alınıyor.
Borç tutarı 1 milyon TL sınırını aşan mükellefler için ise kademeli bir güvence modeli işletilecek. Bu formüle göre, örneğin 2 milyon TL tutarında kamu borcu bulunan bir ticari işletme, borcun ilk 1 milyon TL’lik kısmı için hiçbir güvence beyan etmeyecek. Geriye kalan ve 1 milyon TL’yi aşan kısım için ise aşan tutarın sadece yarısı kadar, yani 500 bin TL değerinde gayrimenkul ipoteği veya banka teminat mektubu sunması yeterli kabul edilecek.
FAİZ DEĞİŞİMİNİN TAKSİT TABLOLARINA YANSIMASI
Faiz oranlarında gerçekleştirilmesi planlanan muhtemel indirim hamlesinin hane ve işletme bütçelerinde yaratacağı mali etki de netleşti. Toplamda 1 milyon TL vergi borcu bulunan bir mükellef, yürürlükteki yüzde 39 faiz oranı üzerinden borcunu taksitlendirdiğinde senelik 390 bin TL ek bir faiz faturasıyla yüzleşirken, bu oranın yüzde 30 seviyesine düşürülmesi halinde yıllık ek maliyet 300 bin TL’ye inecek.
Yaşanacak bu azalış, aylık ödeme planlarına da doğrudan bir yansıma sağlayacak. Yüzde 39 maliyetle 1 milyon TL’lik amme borcunun 12 aylık vade planındaki aylık taksit tutarı 115 bin 833 TL olarak hesaplanırken, faiz oranının yüzde 30 seviyesine çekilmesi durumunda aylık taksit miktarı 108 bin TL’ye gerileyerek mükellefin nakit akışını bir nebze rahatlatacak.
Ancak masadaki bu teknik hesaplara karşın, kamu borcu biriken kesimlerin ekonomi yönetiminden çözülmesini istediği kronik bir sorun daha bulunuyor.
Uzun vadeli ödeme güçlüğü yaşayan ve anaparasının üzerine yüksek oranda gecikme zammı eklenen kitleler, yapılandırma aşamasında tecil faizinin bu birikmiş tutarın tamamına uygulanması sebebiyle fiilen “faizin faizini” ödemek durumunda kalıyor.
Piyasada faaliyet gösteren mükellefler, geçmiş yıllardan miras kalan bu katmerli faiz yükünün de tamamen temizlenmesini veya hafifletilmesini bekliyor.
