Türkiye genelindeki sağlık kuruluşlarında yaşanan dijital dönüşüm, beraberinde ciddi bir idari kriz getirdi. Hastane Bilgi Yönetim Sistemlerine (HBYS) geçişle birlikte artan veri girişi yükü, tıbbi sekreterlerin yetersiz istihdamı nedeniyle hasta başında olması gereken hemşirelerin omuzlarına yüklendi. Sosyal medyada sağlık bakanı‘na yöneltilen “Hemşireler hasta mı baksın, yoksa malzeme mi düşsün?” sorusu, sistemdeki bu kronik hatayı bir kez daha gündeme taşıdı.
Bakan Memişoğlu’nun Bayram Mesajı Sorunların Adresi Oldu
Sağlık Bakanı Prof
. Dr. Kemal Memişoğlu, 2024 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesinde görev yapan çalışma arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği bayramlaşma merasimini X platformunda paylaşarak sağlık ailesinin bayramını tebrik etti. Ancak bu birleştirici ve moral verici mesaj, sahada yaşanan yakıcı gerçeklerin dile getirildiği bir platforma dönüştü.
X platformu üzerinde hemşire haklarını savunan “Hemşire Hakları” (@hemsirelerhakki) hesabı, Bakan Memişoğlu’nun bu gönderisini alıntılayarak doğrudan Sağlık Bakanlığına çok kritik sorular yöneltti
. Yapılan paylaşımda, “tıbbi sarf malzeme düşmek” işleminin tıbbi sekreterlerin asli görevi olup olmadığı sorgulandı ve bu işlemi yapmayı reddeden hemşirelere idareler tarafından sistematik mobbing uygulandığı iddia edildi. Paylaşım, “Hemşireler hasta mı baksın, yoksa malzeme mi düşsün?” sorusuyla klinik sahadaki krizi özetledi. Bu durum, sadece anlık bir serzeniş değil; Türkiye genelindeki hastanelerde on binlerce hemşirenin her gün yüzleştiği ve mesleki kimliklerini aşındıran kronik bir sistem hatasının dışavurumudur.
Klinik Bakım Değil Faturalandırma İşlemi
Hastanelerde “tıbbi sarf düşmek” terimi, kullanılan malzemelerin stoklardan elektronik olarak düşülmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) fatura edilebilmesi için HBYS üzerinden mali bir kalem olarak işlenmesi eylemini ifade etmektedir
. Hazırlanan kapsamlı rapora göre bu eylem, hastanın klinik durumunu değerlendirme veya bir tedaviye karar verme süreci kesinlikle değildir. Tamamen faturalandırma ve gelir döngüsü yönetimine dayanan idari, lojistik ve finansal bir veri girişi niteliği taşımaktadır.
Hemşirelik mesleğinin odağında ise idari formlar veya stok takip programları değil; birey, aile ve toplumun sağlığını koruma ve tıbbi bakım planlarını icra etme felsefesi bulunmaktadır
. Hemşirelerin yasal görev tanımları incelendiğinde, HBYS üzerinden “hastanın faturasına işlemek” veya “sistemden stok çıkışını yapmak” gibi dijital ve idari işlemler asla yer almamaktadır.
Hasta Güvenliği ve Ekonomik Kayıp Riski
Araştırmalar, bu idari yükün hemşirelere verilmesinin kurumlara ciddi ekonomik ve operasyonel zararlar verdiğini ortaya koymaktadır
. Aslı Şener tarafından yapılan bir alan çalışmasında, 257.577 hasta dosyası incelenmiş ve işin uzmanı olan veri kayıt elemanları ve tıbbi sekreterlerin sisteme dahil edilmesiyle çok önemli sonuçlar elde edilmiştir.
Tıbbi sekreterlerin organizasyonu sayesinde, önceki dönemde sisteme eksik girilen (%3,12 oranında) sarf malzemelerinden kaynaklanan mali kayıplar önlenmiştir. Ayrıca, idari işlemlerin doğru personelce yapılmasıyla acil serviste 1644 dakika olan ortalama müşahede süresi 184 dakikaya düşürülmüş ve genel kapasite kullanım verimliliği %16,3 oranında artmıştır.
Uzmanlar, hemşirelerin bilgisayar ekranında barkod aramak zorunda kalmasının dikkati hastadan kopardığını ve potansiyel tıbbi hata (malpraktis) olasılıklarını eksponansiyel olarak yükselttiğini vurgulamaktadır
. Ayrıca, Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) sistem manipülasyonlarıyla idari işlemlerin hemşirelere yaptırılmasını memurun görev ve yetki sınırlarının açık bir ihlali olarak değerlendirmiştir.
Sn @drmemisoglu bakan @sagliklicozum@saglikbakanligi
Hastanelerde tıbbı sarf malzeme düşmek
Tıbbı sekreterin görevi değil midir?Neden düşüm yapmayan Meslektaşlarıma bu konuda mobbing yapılıyor?
Lütfen konu üzerinde durun
Hemşireler Hasta mı baksın
Yoksa malzememi düşsün— Hemşire Hakları (@hemsirelerhakki) May 22, 2026
DETAYLI ARAŞTIRMA:
Türkiye’deki Sağlık Kuruluşlarında Tıbbi Sarf Düşüm Süreçleri, Görev Tanımları ve İdari Uyuşmazlıklar Üzerine Kapsamlı İnceleme Raporu
1
. Giriş ve Tıbbi Dokümantasyon Krizinin Arka Planı
Türkiye’de sağlık hizmetleri sunumu, son yirmi yıl içerisinde eşi görülmemiş bir yapısal, fiziksel ve dijital dönüşüm sürecinden geçmiştir. Geleneksel devlet hastanelerinin yerini devasa yatak kapasitelerine, entegre teknolojik altyapılara ve karmaşık işletme modellerine sahip Şehir Hastaneleri ile modern Eğitim ve Araştırma Hastaneleri almıştır. Bu fiziksel büyüme, sağlık hizmetlerinin kayıt altına alınması, faturalandırılması ve arşivlenmesi süreçlerinde de tam dijitalleşmeyi zorunlu kılmış, kağıt tabanlı kayıt sistemlerinden tam entegre Hastane Bilgi Yönetim Sistemlerine (HBYS) geçiş yapılmıştır
. Ne var ki, bu teknolojik devrim, klinik sahanın gerçekleri ile idari personelin istihdam politikaları arasında öngörülemeyen derin yarıklar oluşturmuştur. Sistemlerin dijitalleşmesi idari ve finansal veri girişi yükünü logaritmik olarak artırmış, ancak bu devasa veri girişini yapacak spesifik personelin (Tıbbi Sekreterler ve Veri Kayıt Elemanları) klinikler bazında yeterli düzeyde istihdam edilememesi, söz konusu idari yükün doğrudan hasta başında bulunması gereken klinik profesyonellerin, özellikle de hemşirelerin omuzlarına yüklenmesine neden olmuştur.
Bu sistematik kayma ve kurumsal kriz, son dönemde sosyal medya platformları üzerinden kamuoyunun ve sağlık yönetiminin en üst kademelerinin dikkatine sunulacak kadar akut bir hal almıştır
. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 2024 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı Bilkent Yerleşkesinde merkez teşkilatında görev yapan çalışma arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği bayramlaşma merasimini sosyal medya platformu X üzerinden paylaşmış ve yurdun dört bir yanında şifa dağıtan tüm sağlık ailesinin bayramını kutlayan bir tebrik mesajı yayımlamıştır. Bakan Memişoğlu’nun bu birleştirici ve moral verici mesajı, sahanın görünmeyen yakıcı gerçeklerini dile getirmek isteyen sağlık profesyonelleri için bir seslenme platformuna dönüşmüştür
. X platformunda geniş bir takipçi kitlesine sahip olan ve hemşirelerin özlük haklarını savunan “@hemsirelerhakki” (Hemşire Hakları) isimli kullanıcı hesabı, Sayın Bakanın bu gönderisini alıntılayarak doğrudan Sağlık Bakanlığına ve Bakan Memişoğlu’na hitaben çok kritik sorular yöneltmiştir.
İlgili paylaşımda, hastanelerde “tıbbi sarf malzeme düşmek” olarak tabir edilen işlemin tıbbi sekreterlerin asli görevi olup olmadığı sorgulanmış, bu veri girişi ve düşüm işlemini yapmayı reddeden, kendi yasal görev sınırları içerisinde kalmak isteyen hemşirelere idareler tarafından sistematik bir şekilde mobbing uygulandığı iddia edilmiştir
. Paylaşımın en çarpıcı ve konunun özünü özetleyen kısmı ise “Hemşireler hasta mı baksın, yoksa malzeme mi düşsün?” şeklindeki retorik sorudur. Bu soru, yalnızca anlık bir serzeniş veya spesifik bir hastanedeki lokal bir şikayet değil; Türkiye genelindeki devlet hastanelerinde, üniversite hastanelerinde ve kamu-özel işbirliği modeliyle yönetilen devasa şehir hastanelerinde on binlerce hemşirenin her gün mesai saatleri içerisinde yüzleştiği, mesleki kimliklerini aşındıran ve hasta güvenliğini tehlikeye atan kronik bir sistem hatasının dışavurumudur.
Bu araştırma raporu, “@hemsirelerhakki” hesabı tarafından gündeme getirilen bu iddiaları merkeze alarak; sağlık kuruluşlarında “tıbbi sarf düşme” işleminin operasyonel doğasını, hemşirelik ve tıbbi sekreterlik mesleklerinin ulusal mevzuat ve üniversite kalite yönergeleri ile çizilmiş kesin sınırlarını, bu sınırların ihlal edilmesinin yarattığı hukuki sonuçları, konuya ilişkin verilmiş Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) kararlarını, sendikal mücadeleleri ve uygulamanın sağlık ekonomisi ile süreç verimliliği üzerindeki etkilerini derinlemesine, nesnel ve çok boyutlu bir perspektifle incelemek amacıyla hazırlanmıştır
. Raporun nihai hedefi, mevzuatın ne söylediğini net bir şekilde ortaya koymak ve bu krizin nasıl çözüleceğine dair rasyonel, uygulanabilir ve hukuka uygun bir işleyiş modeli önermektir.
2. “Tıbbi Sarf Düşmek” Olgusunun Operasyonel, İdari ve Finansal Karakteristiği
Sorunun yasal boyutunu analiz etmeden önce, “tıbbi sarf düşmek” eyleminin tıp ve sağlık kurumları işletmeciliği terminolojisindeki tam karşılığını ve bu sürecin içerdiği adımları netleştirmek gerekmektedir
. Bir hastanenin acil servisinde, yoğun bakım ünitesinde, ameliyathanesinde veya yataklı servislerinde hastalara sunulan tıbbi bakım, çok çeşitli tek kullanımlık tıbbi sarf malzemelerinin (enjektörler, serum setleri, intraketler, steril eldivenler, branüller, spesifik kateterler, sargı bezleri, cerrahi iplikler vb.) tüketimini gerektirir.
Hastanelerde klinik işleyişin ayrılmaz bir parçası olan tıbbi sarf malzemelerinin tedariki, klinik kullanımı ve en nihayetinde faturalandırılması süreci, tıp biliminden ziyade karmaşık bir lojistik ve finansal döngüdür
. “Tıbbi sarf düşmek” terimi, bir hastanın teşhis, tedavi veya bakımı sırasında kullanılan bu malzemelerin hastane stoklarından elektronik olarak düşülmesi ve aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) fatura edilebilmesi amacıyla hastanın dijital dosyasına, Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) üzerinden mali bir kalem olarak işlenmesi eylemini ifade eder. Bu işlem, tamamen faturalandırma ve gelir döngüsü yönetimi (Revenue Cycle Management) felsefesine dayanmaktadır.
Bu eylem, bir hastanın klinik durumunu değerlendirme, bir tedaviye karar verme veya uygulanan tedavinin hastadaki fizyolojik sonuçlarını izleme gibi “klinik bir karar verme süreci” kesinlikle değildir
. Tamamen idari, lojistik ve finansal bir veri girişi (data entry) niteliği taşımaktadır ve doğası gereği şu mekanik adımları içerir: Sisteme yetkili kullanıcı adı ve şifreleri (domain şifreleri) ile giriş yapılması, hastanın aktif yatış veya poliklinik kaydının ekrana çağrılması, ilgili sarfiyat ve stok modülünün açılması, on binlerce kalemin yer aldığı devasa hastane malzeme veri tabanından hastaya o an kullanılan spesifik malzemenin (doğru barkod, Ulusal Bilgi Bankası – UBB kodu veya kurum içi referans numarası ile) aranıp bulunması, kullanılan kesin miktarın girilmesi ve stoktan düşüm işleminin onaylanarak malzemenin maliyetinin hastanın faturasına yansıtılması.
Sürecin kurum maliyesi açısından taşıdığı risk devasadır
. Sağlık Bakanlığı ve SGK mevzuatları çerçevesinde Kurumlar, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kurallarına göre, hastaya kullanılan malzemelerin bedelini kurumlardan tahsil etmektedir. Kamu Hastane Birlikleri ve üniversite hastaneleri, tıbbi sarf malzeme ve laboratuvar giderleri hususunda genelgelere ve belirlenen esaslara riayet etmek zorundadır. Yanlış malzemenin seçilerek sisteme girilmesi, kullanıldığı halde düşümünün yapılmasının unutulması, hatalı UBB kodu seçilmesi veya reçetelendirme kurallarına uymayan bir malzemenin fatura edilmesi durumunda SGK tarafından doğrudan fatura kesintileri (red) uygulanmakta ve hastane devasa kamu zararlarına uğramaktadır
. Sürecin bu denli idari bir hassasiyet ve mali bir kesinlik taşıması, işlemin tıp veya hemşirelik biliminin sınırlarını aşarak doğrudan “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” ile “Tıbbi Dokümantasyon ve Bilgi Sistemleri Yönetimi” biliminin ana çalışma alanına girdiğini hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır.
3. Hemşirelik Mesleğinin Hukuki Sınırları ve Görev Tanımlarının İncelenmesi
Hemşirelik mesleği; eğitim altyapısı, icra biçimi ve üstlendiği sorumluluklar itibarıyla tarihsel olarak bakım odaklı, profesyonel bir sağlık disiplinidir
. Türkiye Cumhuriyeti yasalarında hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları ulusal ve uluslararası mevzuatla, özellikle 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 4857 Sayılı İş Kanunu, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi Kanunu, Hemşirelik Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan Hemşirelik Yönetmelikleri çerçevesinde çok kesin çizgilerle belirlenmiştir. Hemşirelik mesleğinin odağında idari formlar ve stok takip programları değil; birey, aile ve toplumun sağlığını koruma, hastalık halinde iyileştirme ve tıbbi bakım planlarını hekim ile koordineli bir biçimde icra etme felsefesi bulunmaktadır.
3.1
. Bakım Süreçlerinin Kayıt Altına Alınması ile Finansal Veri Girişinin Ayrımı
Sahada idareciler ile klinik personeli karşı karşıya getiren temel yanılgı, mevzuatta geçen “kayıt” kelimesinin kasıtlı veya bilgisizlik neticesinde yanlış yorumlanmasıdır. Çeşitli üniversite ve kamu hastanelerinin (örneğin Erciyes Üniversitesi, Yalova Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve özel kurumlar) kalite yönetim sistemleri kapsamında hazırlanan resmi görev tanımları incelendiğinde, hemşirelerin yaptıkları işlemleri kayıt altına alma yükümlülükleri bulunduğu görülmektedir
. Örneğin, Erciyes Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesinin hemşire görev tanımı formlarında “Tüm uygulamalarını kayıt altına alır” veya “Görevi teslim alacak hemşire gelmeden ve gerekli bilgiyi hasta başında sözlü ve yazılı olarak teslim etmeden kurumdan ayrılamaz” gibi ifadeler yer alır.
Ancak buradaki “kayıt altına alma” veya “yazılı teslim” kavramı, hiçbir şekilde stok düşümü veya fatura kaydı anlamı taşımaz
. Hemşirelik biliminde mevzuatın kastettiği kayıt; bireyin muhtemel veya mevcut sağlık sorununa yönelik olarak bakım yaklaşımını belirlemeyi mümkün kılan klinik durum değerlendirmesini yapmak , hastanın vital bulgularının (ateş, nabız, tansiyon, solunum) seyrini izlemek, uygulanan farmakolojik tedavilerin (ilaçların) saatlerini, dozlarını ve uygulama yollarını belirtmek, hastanın bilincindeki değişiklikleri ve uygulanan pansumanın klinik yanıtını “Hemşire Gözlem Formuna” (Nurse’s Note) veya HBYS’deki “Klinik Seyir” notlarına tıbbi, bilimsel ve hukuki birer kanıt olarak işlemektir
. Bu kayıt, hekimin tedaviyi yönlendirebilmesi ve diğer sağlık personelinin hastanın durumundan haberdar olabilmesi için tutulan “klinik bir belgelemedir”. Buna karşın, hastanın damar yolunu açarken kullanılan 22 gauge intraketin barkodunu elektronik sisteme okutup depo stokundan bir adet eksilterek hastanenin muhasebe sürecini yürütmek klinik bir belgeleme değil, doğrudan bir muhasebe ve depo işlemidir. Hemşirenin hastayı bakım ve tedavi yöntemleri, olası yan etkiler hakkında bilgilendirmesi asli göreviyken, kullanılan malzemenin devlet kurumlarına fatura edilmesi süreci ile zerre kadar alakası bulunmamaktadır.
3.2
. Malzeme Sayımı ve Lojistik Süreçlerde Hemşirenin Rolü
Hemşirelerin malzeme ile ilgili hiçbir sorumluluğu olmadığı iddiası da gerçekçi değildir; ancak bu sorumluluğun sınırları son derece nettir. Servis sorumlu hemşirelerinin ve klinik hemşirelerinin görev tanımları detaylıca incelendiğinde, tıbbi malzemeye dair sorumlulukların yalnızca klinik işleyişin fiziki olarak aksamaması, ortamın temizliği, tertip düzeni, enfeksiyon kontrolü (asepsi ve antisepsi kurallarının sağlanması) ve sterilizasyon üzerine odaklandığı görülür.
Örneğin, Yalova Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesindeki hemşire görev tanımında, malzemenin yönetimine ilişkin sadece şu ifadeler bulunmaktadır: “Tıbbi malzemelerin solüsyonlarla dezenfeksiyonunu uygulamak ve sterilizasyonunu sağlamak”, “Tıbbi sarf malzemelerin saklanması için uygun koşulları sağlamak”, “Diğer sağlık personelleriyle tıbbi demirbaş ve sarf malzemelerinin eksikliğini belirlemek ve teminini sağlamak”
. Benzer şekilde, Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Servis Hemşiresi görev tanımında; “Sayımı yapılacak cerrahi alet, ilaç ve malzemelerin sayımına yardım ederek sorumlu hemşireye bilgi verir” denilmektedir.
Dikkat edileceği üzere, tüm resmi mevzuat ve görev tanımları metinlerinde malzemeyi “HBYS üzerinden düşmek”, “hastanın faturasına işlemek” veya “sistemden stok çıkışını yapmak” gibi dijital ve idari işlemler asla yer almamaktadır
. Görevler; “eksik belirlemek”, “saklama koşullarını sağlamak” ve “sayıma yardım etmek” şeklindeki doğrudan hastanın tedavisinin aksamasını önleyecek düzeydeki lojistik ve klinik güvenlik faaliyetleriyle kısıtlanmıştır. Malzemenin depodan kliniğe gelmesini sağlamak klinik bir talep iken, malzemenin hastaya kullanıldıktan sonra SGK’ya fatura edilmesi idari bir işlemdir.
3.3. Yetki Dışı Faaliyet Yasağı ve Hukuki Çerçeve
Kurum politikaları ve Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) çerçevesinde hazırlanan görev tanımlarında hemşireleri ve hastaları koruyan çok net ve evrensel bir hukuk kuralı bulunmaktadır: “Yetki dışı faaliyet yasağı”
. Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından onaylanan Hemşire Görev Tanımı formunda bu yasak şu şekilde ifade edilmiştir: “Yetki dışı faaliyet yasağı; Kendi görev ve yetkileri içinde olan fakat bilgi ve deneyiminin yeterli olmadığı uygulamaları eğitim almadığı ve yeterlilik kazanmadığı sürece gerçekleştirmez. Ekibin her bir üyesinin görev ve sorumluluklarına, değerlerine, aldıkları eğitime saygı duyar ve başka bir meslek grubunun görev alanlarına müdahale etmez, kendi görev ve yetkilerine müdahaleleri de yapıcı bir şekilde önler”.
Mevzuata uygunluk perspektifinden bakıldığında, hemşirelerin asli tıbbi görevleri dışında, idari ve finansal nitelikteki stok veya sarf düşüm işlerine yönlendirilmeleri bu “yetki dışı faaliyet yasağına” ve hukuka açıkça aykırıdır
. Kurum idarecileri ve başhekimlikler, 657 Sayılı Kanun ve yönetmeliklerin belirlediği çerçevenin dışında kamu personeline, onun sınıf ve unvanıyla bağdaşmayan işler veremezler.
4. Tıbbi Sekreterlik Mesleğinin Tanımı, Hedefleri ve HBYS Entegrasyonu
“Tıbbi sarf düşme” sorununun çözümünde odaklanılması gereken yegane meslek grubu, sağlık kurumlarındaki idari mimarinin belkemiği olan Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik branşıdır
. Üniversitelerin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulları bünyesindeki bu ön lisans programlarının eğitim amaçları ve mezuniyet yeterlilikleri, söz konusu tartışmaya ışık tutan en net hukuki ve akademik dayanaklardır. Hastanelerde bilgisayar başına geçerek veri girişi yapması gereken personelin akademik olarak kimler olması gerektiği, bu programların eğitim hedeflerinde gizlidir.
4.1. Tıbbi Sekreterlik Mesleğinin Akademik Eğitimi ve Temel Misyonu
Mersin Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programının 2026 yılında güncellenen eğitim amaç ve hedefleri, bu mesleğin varlık nedenini kusursuz bir biçimde özetlemektedir: “Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı; kamu ve özel sağlık kuruluşlarında, tıbbi dokümantasyon, hasta kayıt ve sağlık bilgi yönetimi süreçlerini etkin şekilde yürütebilecek bilgi ve beceri kazandırmayı amaçlar”
. Programın spesifik hedefleri arasında; öğrencilere tıbbi dokümantasyon ve sağlık bilgi sistemlerine ilişkin temel ilkeleri öğretmek, “hasta kabul ve kayıt süreçleri ile HBYS ve raporlama uygulamalarını mevzuata uygun yürütme becerisi kazandırmak”, etkili iletişim, yazışma ve sağlık kurumlarında koordinasyon süreçlerini yürütme yetisi aşılamak bulunmaktadır.
Keza, uzaktan eğitim platformları veya özel eğitim kurumları aracılığıyla verilen HBYS sertifika eğitimleri de temelde hastanelerde hasta kayıt ve tıbbi sekreterlik işlemleri yapacak personelin yetiştirilmesini hedefler; bu personelin temel tıbbi terimleri bilmesi, Office programlarına hakim olması ve sağlık kurumlarında işletme yöneticiliğine ilişkin kavramları özümsemesi beklenir
. Bu bağlamda, hastaya ait finansal ve operasyonel verilerin HBYS’ye girilmesi eylemi, doğrudan ve yalnızca bu eğitimi almış mezunların (“Tıbbi Sekreter” veya “Tıbbi İdari Büro Personeli”) uzmanlık alanıdır.
4.2. Yönetmeliklere Göre Tıbbi Sekreterin Kapsamlı Görev Tanımı
Çeşitli köklü üniversite hastanelerinin (örneğin Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi) tıbbi sekreterler için yayımladıkları görev tanımları ve talimatnameler incelendiğinde, tartışıla gelen sarf malzemesi düşme, HBYS kaydı tutma ve stok takip etme görevinin bizzat bu meslek grubuna atfedildiği görülmektedir.
Gazi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunun yayımladığı Tıbbi Sekreter Görev Tanımına göre bu personel; hastaya ait tıbbi ve idari kayıtları tutar, elektronik ve/veya sesli ortamlara kayıt edilen tıbbi verileri (hekimin veya hemşirenin belirttiği işlemleri ve sarf malzemelerini) işleyerek yasal tıbbi belgelere dönüştürür
. Hasta dosyalarını derler, eksiklikleri giderir, arşivleme ve hizmete sunma işlemlerini yürütür.
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın Tıbbi İdari Büro Personeli ve Tıbbi Sekreter Görev Tanımlarında ise meselenin doğrudan HBYS entegrasyonuna değinilmektedir. Bu görev tanımlarına göre Tıbbi Sekreter:
-
Görevini yaparken kendisine tanımlanan domain kullanıcı şifreleri ile EBYS, ÇKYS ve bilhassa HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) üzerinden veri girişi işlemlerini sağlar ve gizlilik sözleşmesine riayet eder.
-
Hastanın taburcu ve transfer işlemlerini yapar, kurumlar arası iletişimi ve gelir/gider idaresi süreç hizmetlerini bizzat yürütür.
-
Belirlenen sınıflandırma ve kodlama sistemlerine (ICD-10 vb.) göre klinik kodlama işlemlerini gerçekleştirir.
-
Tıbbi istatistikler ile ilgili verileri derleyerek üst yönetime düzenli raporlar sunar.
Konunun malzeme ve sarf ayağını en net ifade eden belge ise Ankara Üniversitesi Açık Ders Malzemeleri platformunda yer alan Tıp Sekreterlerinin görevlerine ilişkin kılavuzdur
. Burada Tıbbi Sekreterin sorumlulukları arasında çok açık bir şekilde şu maddeler sayılmıştır:
-
“Laboratuvarda kullanılacak olan ilaç, tıbbi sarf ve genel sarf malzemelerinin temini ile ilgili yazışmaları yapmak ve malzeme temini işlemlerini takip etmek“.
-
“Poliklinikle ilgili malzeme isteklerini yapmak… Poliklinikte kullanılacak olan ilaç, tıbbi sarf ve genel sarf malzemelerinin temini ile ilgili yazışmaları yapmak ve malzeme temini işlemlerini takip etmek”.
-
Özel sigortalı veya kurum ödemeli hastalar için formları doldurarak fatura işlemlerini takip etmek.
Bu belgelerin tamamı, Türk Nöroloji Derneği Hukuk Danışmanlığının yayımladığı görüş ile de örtüşmektedir
. Dernek hukukçularına göre, klinik birimlerde hizmetin gereği gibi ve aksamadan yürütülebilmesi için ilgili mevzuat çerçevesinde idare tarafından “tıbbi sekreter görevlendirilmesi yapılması bir yasal gerekliliktir”. Kurumların HBYS sistemindeki stoktan düşüm ve sarf giriş işlemlerini tıbbi sekreterlere veya bu iş için istihdam edilmiş veri kayıt elemanlarına yaptırması, inisiyatif meselesi değil, evrensel ve hukuki bir sağlık işletmeciliği standardıdır.
Tablo 1: Görev ve Yetki Matrisi Karşılaştırması
| Fonksiyon / Yetki / Operasyon Alanı | Hemşirelerin Sorumluluğu (İlgili Mevzuat Çerçevesinde) | Tıbbi Sekreterin Sorumluluğu (İlgili Mevzuat Çerçevesinde) |
| Klinik Veri Kaydı (Vital bulgular, uygulanan ilaçlar, bakım notları) | Var (Tıbbi uygulamalarını hemşirelik notlarına ve e-tabelaya kaydeder) | Yok (Tıbbi müdahale, ilaç uygulaması ve klinik gözlem yapamaz) |
| Asepsi, Antisepsi ve Servis Enfeksiyon Kontrolü | Var (Klinik ve hasta güvenliğini standartlara göre sağlar) | Yok (Sadece kendi çalışma alanının temel hijyeninden sorumludur) |
| HBYS Üzerinden Klinik Kodlama ve Fatura İşlemleri | Yok (Bu alanlara müdahalesi “yetki dışı faaliyet” kapsamında değerlendirilir) | Var (Belirlenen kodlama sistemlerine göre klinik ve fatura kodlaması yapar) |
| Tıbbi Sarf Malzemenin Sistemsel Tedariki ve Hasta Düşümü | Yok (Sadece birimdeki malzemenin eksildiğini tespit eder ve fiziki sayıma katılır) | Var (Sarf malzemenin sistem üzerinden takibi, temini ve faturaya işlenmesi) |
| Taburcu, Yatış ve Kurum İçi İdari/Finansal İletişim | Yok (Taburculuk eğitimini verir, ancak idari çıkış işlemlerini yapmaz) | Var (Hastanın taburcu, vezne, transfer ve sigorta işlemlerini doğrudan yönetir) |
5
. Mevzuat ve Uygulama Çelişkileri: Neden Bu Görev Hemşirelere Yaptırılıyor?
Mevzuat, görev tanımları ve üniversite programlarının hedefleri bu denli açık, kesin ve ayrıştırıcı olmasına rağmen, Türkiye’deki devlet hastaneleri, eğitim araştırma hastaneleri ve şehir hastanelerinin çok büyük bir kısmında sarf malzeme düşümünün rutin ve cebri bir şekilde hemşirelere dayatılmasının altında karmaşık sistemsel, yönetsel, ekonomik ve sosyolojik sebepler yatmaktadır.
5.1
. Ekonomik Kısıtlar ve Kadro Sınırlandırmaları
En temel sebep, Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarda veya üniversite hastanelerinde tasarruf tedbirleri, personel istihdam kotaları veya alt işveren sözleşmelerindeki mali yetersizlikler nedeniyle yeterli sayıda “Tıbbi Sekreter” ve “Veri Kayıt Elemanı” istihdam edilememesidir. İstihdam edilen sınırlı sayıdaki tıbbi sekreterler de genellikle hastanenin “vitrini” ve ana gelir kapısı olan polikliniklere; hastaları karşılama, randevu verme, telefonlara bakma ve hekimlerin poliklinik yükünü hafifletme görevlerine yoğunlaştırılmaktadır
. Yataklı servislerde, yoğun bakımlarda ve acil müşahede alanlarında özellikle mesai saatleri dışında (nöbetlerde, gece vardiyalarında, hafta sonlarında) bilgisayar başındaki devasa veri girişi açığı doğmaktadır. Yönetimler, bu açığı kapatmak için ek personel almak yerine, 7/24 kesintisiz hizmet veren yegane grup olan hemşirelerin omuzlarına bu yükü “hizmetin sürekliliği” argümanıyla yüklemeyi maliyetsiz bir çözüm olarak görmektedir.
5.2
. İdari Vesayet, Hiyerarşik Çatışma ve Yönetim Zafiyetleri
Kurum içi hiyerarşik yapı ve güç dengesizlikleri, görev dağılımında derin çatışmalara sebep olmaktadır. Çevre Hastanesi kaynaklı bir belgede ifade edildiği üzere, hastanede görev dağılımında yaşanan çatışmaların sebepleri sistem yaklaşımı etrafında ele alınmalıdır; hiyerarşik mesafe ve etkin olmayan performans yönetimi, kurum içi huzursuzluğu ve görev kaymalarını tetikleyen temel unsurlardır
. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürlükleri (Hemşirelik Hizmetleri) ile İdari ve Mali İşler Müdürlükleri arasındaki entegrasyon kopuklukları ve güç mücadeleleri nedeniyle, malzemenin SGK’ya faturalandırılması için acil olarak sisteme girilmesi gereken veriler, idari personelin servislerde bulunmamasından dolayı nöbetçi hemşireye dikte edilmektedir.
Hiyerarşik olarak daha alt kademede görülen, sesini çıkarma imkanı daha az olan veya klinik gereklilikler sebebiyle tedavi ettiği hastayı bürokratik bir gecikme yüzünden mağdur etmek istemeyen hemşireler, bir nevi duygusal ve idari şantaja maruz kalmaktadır (“Eğer sisteme düşmezseniz hastanın tedavisi veya taburculuğu gecikir, hasta yakını ile siz karşı karşıya kalırsınız” argümanı)
. Görev dağılımında çatışma yaşanması durumunda hemşirenin konuyu bağlı bulunduğu üst yöneticiye iletmesi ve üst yöneticinin sorunu çözmesi gerekirken , genellikle idareciler statükoyu koruma eğilimi göstererek hemşireleri görev dışı bu işlere boyun eğmeye zorlamaktadır.
6. Hukuki Emsaller, Sendikal Mücadeleler ve “Kurumsal Mobbing” Olgusu
Hemşirelerin kendi görev tanımları dışında kalan idari iş ve işlemlere zorlanmaları, sıradan bir iş akışı problemi değil; hem mesleki kimliğin zedelenmesine hem de hastane içerisinde sistematik “mobbing” (psikolojik ve idari taciz) olarak tanımlanan bir insan kaynakları krizine yol açmaktadır
. İş hukukunda ve 657 sayılı kanun mevzuatında, bir kamu personelinin kendi eğitimine, unvanına ve yasal görev tanımına uymayan, uzmanlık gerektirmeyen ve angarya sayılabilecek rutin veri girişi işlerine rızası hilafına zorlanması anayasal güvencelere aykırıdır. Nitekim son yıllarda yargı mercileri, Kamu Denetçiliği Kurumu ve yetkili sendikalar, sağlık idarelerinin bu hukuksuz uygulamalarına karşı ciddi hukuki mücadeleler başlatmış ve emsal teşkil edecek kararlar almışlardır.
6.1
. Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) Kararı: Şehir Hastanelerindeki Sistem Manipülasyonları
Tıbbi dokümantasyon ve HBYS yetki yükünün hemşirelere yıkılmasına ilişkin en güncel, bağlayıcı ve hukuki derinliği olan tespitlerden biri, Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) Kayseri Şehir Hastanesi bağlamında incelediği başvuru neticesinde verdiği Karardır (Sayı: 2024/11907-S.24.18100, Başvuru No: 2024/7676, Karar Tarihi: 01/11/2024).
Söz konusu vakada, başvuran bir hemşire; Başhekimlik tarafından HBYS üzerinden yapılması gereken konsültasyon, MR, röntgen ve tomografi istemlerine yönelik işlemlerin, kendi yetkileri dâhilinde olmamasına rağmen, HBYS uygulamasında yazılımsal olarak “hemşire yetkisine açılarak” (sistem manipülasyonu yapılarak) hemşireler tarafından yapılmasının emredildiğini şikâyet etmiştir
. Bu durum, konumuz olan tıbbi sarf malzemesi düşümünde yaşanan sorunun birebir teknolojik izdüşümüdür. İdarenin, sistemdeki yetkilendirme modülünü kasıtlı olarak manipüle etmesi, tıbbi sekreterlere veya hekimlere ait olan menüleri hemşirelerin domain şifreleriyle erişilebilir kılması ve ardından “sistemde ekranınız var, yapmak zorundasınız” diyerek idari veya hekime ait işlemleri hemşirelere yaptırması, KDK tarafından derinlemesine incelenmiş ve memurun görev, yetki sınırlarının açık bir ihlali bağlamında değerlendirilmiştir
. Ombudsmanlık kararının ruhu, dijital sistem yetkilerinin yasal görev tanımlarını değiştiremeyeceği, yazılımın mevzuata uymak zorunda olduğu yönündedir.
6.2. Sendikaların İdari Yargı Süreçleri ve “Sessiz Kalan İdare” Sorumluluğu
Benzer ve daha agresif bir hukuki süreç, Sağlıkta Yeni Yüzyıl Sendikası tarafından Tokat Gaziosmanpaşa Üniversite Hastanesi yönetimine karşı yürütülmektedir
. Sendika, hastane yönetimine resmi bir dilekçe ile başvurarak, hemşirelere mevzuata aykırı şekilde idari işler ve spesifik olarak sarf malzeme düşümü yaptırılması uygulamasına itiraz etmiştir. Sendikanın sunduğu muhteviyatlı bu dilekçeye, yasal cevap süreleri içerisinde hastane yönetiminden herhangi bir resmi yanıt veya açıklama gelmemiştir. İdarenin bu zımni reddi ve “sessizliğe bürünme” stratejisi, yöneticilerin personeli koruma sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Bunun üzerine Sendika, çok güçlü bir bildiri yayımlayarak durumu idari yargıya (mahkemeye) taşımış ve konunun kurum içi bir tartışmadan çıkarak hukuki bir norm denetimi davası niteliği kazanmasını sağlamıştır
. Sendikanın bildirisindeki şu ifadeler konunun ciddiyetini vurgulamaktadır: “Hemşirelik mesleği; görev, yetki ve sorumlulukları mevzuatla belirlenmiş, sağlık hizmetinin temel taşı olan profesyonel bir meslektir. Hemşirelerimize asli görevleri dışında, idari nitelikte işler yüklenmesi hukuka ve ilgili düzenlemelere açıkça aykırıdır.”. Sendika, mahkeme aracılığıyla; hemşirelere yaptırılan mevzuat dışı idari işlerin derhal sonlandırılmasını, çalışma barışını temelden zedeleyen bu mobbing uygulamalarından vazgeçilmesini ve sürecin hukuki takipçisi olacaklarını kamuoyuna ilan etmiştir.
Diğer taraftan, Türk Sağlık-Sen (TSS) tarafından takip edilen başka bir dava da sağlık çalışanlarının kendi alanları dışında görevlendirilmesinin yarattığı anormallikleri gözler önüne sermektedir
. TSS, acil servis içindeki “eczanede” görev yapan (ve muhtemelen ilaç/malzeme takibi gibi idari/lojistik işlerle uğraşan) bir hemşire üyesi için, acilde çalışmanın getirdiği artırımlı ek ödemenin ödenmemesi üzerine dava açmış ve kazanmıştır. Sağlık personeli, görev tanımı dışında veya farklı birimlerde kendi rızası dışında lojistik işlerde çalıştırıldığında, kurumlar hem personeli mevzuat dışı çalıştırmakta hem de özlük haklarından mahrum bırakarak çifte mağduriyet yaratmaktadır; bu durum ancak mahkeme kararlarıyla düzeltilebilmektedir
. Süreçte beraber çalışılan diğer meslektaşların mahkeme huzurunda tanıklığı, görev dışı işlere zorlanmanın (mobbingin) ispatı açısından kritik bir öneme sahiptir.
7. Uygulamanın Sağlık Ekonomisi, Kurum Verimliliği ve Hasta Güvenliği Üzerindeki Derin Etkileri
Hemşirenin bakım vermek yerine saatlerce bilgisayar başında malzeme kodu araması, sadece çalışanın mağduriyeti, bir mobbing şikayeti veya sendikal bir hak arayışı ile sınırlı kalmayan; doğrudan sağlık sisteminin makro verimliliğini, sağlık kurumlarının bütçe disiplinini ve en önemlisi hasta güvenliğini derinden sarsan büyük bir zafiyettir.
7.1
. Hasta Güvenliği ve Malpraktis (Tıbbi Hata) Riski
Hemşirelerin asli görevi ve varlık sebebi; bireyin sağlık sorunlarına yönelik profesyonel hemşirelik sürecini işletmek, duruma en uygun bakımı planlamak, tıbbi müdahaleleri zamanında ve hatasız gerçekleştirmek, hastane enfeksiyonu riskini minimize edecek asepsi önlemlerini almak ve hastanın değişen hayati bulgularını (örneğin ani gelişen bir hipotansiyonu veya solunum sıkıntısını) anında fark ederek hekimle koordinasyon sağlamaktır
. Bir hemşirenin, tedavi saatinde veya hasta başında monitorizasyon yaparak geçirmesi gereken o çok kritik zaman dilimini (Nursing Care Hours per Patient Day), bir hastaya takılan flakonun, sargı bezinin veya intraketin sistem düşümünü yapmak için bankodaki HBYS terminali önünde, yavaş çalışan bir sistemde kod arayarak harcaması, hasta güvenliği açısından tolere edilemez riskler barındırır.
Görev dışı işlere yönlendirilme, acil servisler ve yoğun bakımlar gibi saniyelerin önemli olduğu birimlerde hemşirelerin iş yükünü suni olarak artırmakta, fiziksel yorgunluğa zihinsel tükenmişliği (burnout) eklemekte, dikkati hastadan kopararak bilgisayar ekranına kilitlemekte ve nihayetinde potansiyel tıbbi hata (malpraktis) olasılıklarını eksponansiyel olarak yükseltmektedir
. “@hemsirelerhakki” hesabının sorduğu “Hemşireler hasta mı baksın, malzeme mi düşsün?” sorusunun klinik meali şudur: “Hemşire bilgisayar ekranında barkod ararken hastanın kalbi durursa, bunun hukuki ve vicdani sorumluluğu kime ait olacaktır?”
7.2. Tıbbi Hatalar, Faturalandırma Kayıpları ve Süreç Verimliliği: Aslı Şener Araştırması
Hemşirelerin veya hekimlerin kendi tıbbi işleri dışında idari veri kayıtlarına zorlanmasının kurum maliyesine ve operasyonel verimliliğine verdiği devasa zarar, akademik araştırmalarla da somut olarak kanıtlanmıştır
. Aslı Şener tarafından yapılan “Sağlık Bakım Kalitesinde Hastaların Rolü / Bilgi Sistemlerindeki Gelişmeler” konulu bir alan çalışması , bu idari problemin ekonomik ve zamansal maliyetini mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bu araştırma kapsamında; hastanenin acil servisine başvuran ve kayıt açılan toplam 257.577 adet hasta dosyası retrospektif olarak (geçmişe dönük) incelenmiştir
. Hastalara ait ilaç, malzeme, işlem, hekim ismi, adli vaka durumu, hastanede kalış süresi ve konsültasyon verileri HBYS üzerinden taranmıştır. Çalışmanın en kritik aşaması, bu denetim ve düzeltme işlemlerini yapmak üzere bünyesinde spesifik olarak “2 veri kayıt elemanı ve 2 tıbbi sekreter” bulunduran bir dosya kontrol ekibinin oluşturulmasıdır. Yani iş, asıl uzmanlarına, yani sekreterlere devredilmiştir.
Elde edilen sonuçlar, tıbbi sekreterlerin sisteme dahil edilmesinin yarattığı devasa farkı göstermektedir:
-
Mali Kayıpların Önlenmesi: Kurulan doğru sekreterya organizasyonu sayesinde, HBYS kayıtlarında yapılan devasa sayıdaki veri giriş hataları tespit edilip düzeltilmiştir
. Binlerce adet sarf malzeme kullanımının olduğu, ancak bunların 699 adetinin (%3,12) önceki dönemde sisteme eksik girildiği (veya hiç girilmediği) saptanmıştır. Hastanede kullanılan bir malzemenin sisteme girilmemesi, SGK’ya fatura edilememesi, yani o malzemenin maliyetinin tamamen hastanenin zararına yazılması demektir. Eğitim almamış, vakti dar olan ve asıl işi bu olmayan hemşirenin malzeme düşmesi, kamu hastaneleri için milyonlarca liralık fatura kaçağı demektir.
-
Müşahede Sürelerinde Dramatik Düşüş: Veri girişinin, fatura kodlamasının ve sistem düşüm işlemlerinin doğru personel ve kontrol ekiplerince (sekreterler ve kayıt elemanları tarafından) yapılmasıyla, acil serviste ortalama 1644 dakika (yaklaşık 27 saat) olan korkunç müşahede süresi, doğru yapılan idari kayıtlar ve hızlı işleyiş sayesinde 184 dakikaya (yaklaşık 3 saat) düşmüştür.
-
Genel Kapasite Kullanım Verimliliği: İşlemlerin hızlanması, hastanın taburculuk veya yatış işlemlerinin bilgisayar başında bekletilmemesi neticesinde, 6 aylık ortalama gelen sevk (kabul) sayısı %16,3 oranında artarak 216,6’dan 258,8’e çıkmış, hastanenin devir hızı (turnover) ve dolayısıyla gelir kapasitesi maksimize edilmiştir.
Tablo 2: Aslı Şener Araştırması Sonuçları (Veri Kayıt Elemanı / Tıbbi Sekreter Entegrasyonunun Etkisi)
| Performans Göstergesi (Acil Servis – 257.577 Hasta) | Tıbbi Sekreter Öncesi (İdari Yükün Klinik Personele Bırakıldığı Dönem) | Tıbbi Sekreter ve Veri Kayıt Ekibi Sonrası | İyileşme Oranı / Fark |
| Sarf Malzeme Veri Girişi Doğruluğu | Çok sayıda eksik/hatalı giriş (%3,12 oranında 699 tespitli eksik kalem) | Hataların tespiti ve SGK fatura kaçaklarının engellenmesi | Mali kayıplarda belirgin azalma |
| Ortalama Müşahede Süresi (Dakika) | 1644 Dakika (Evrak/sistem işlerinin gecikmesi kaynaklı hasta yığılması) | 184 Dakika (Hızlı idari işlem ve sekreterya desteği) | %88,8 oranında süre kısalması |
| Aylık Ortalama Hasta/Sevk Kabul Sayısı | 216,6 | 258,8 | %16,3 kapasite ve verimlilik artışı |
Bu bilimsel araştırma, verinin kalitesinin, doğruluğunun ve zamanındalığının; yorgun, uzman olmayan ve zamanı hastasına ait olan hemşireler yerine, asıl eğitimi ve görevi dokümantasyon olan tıbbi sekreterler tarafından yapılmasının bir lüks değil, devasa bir verimlilik aracı olduğunu kanıtlamaktadır.
8
. Kurumsal Dönüşüm: Tıbbi Sarf Düşüm Süreci İçin Doğru İşleyiş Modeli ve Çözüm Önerileri
“@hemsirelerhakki” hesabının X platformunda Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ilettiği “Lütfen konu üzerinde durun” çağrısının sistem yöneticileri, başhekimlikler ve Sağlık Bakanlığı politika yapıcıları tarafından rasyonel, kalıcı ve mevzuata uygun bir temelde çözüme kavuşturulması için aşağıdaki stratejik adımların ivedilikle atılması gerekmektedir.
8.1
. HBYS Yazılım Mimarisi ve Yetkilendirme Matrisinin Revizyonu
Mevcut HBYS yazılımlarının (Fonksiyonel, Sisoft, Çözüm, Akgün vb.) kullanıcı “yetki” konfigürasyonları, ilgili kalite standartlarına ve yasal mevzuata göre Sağlık Bakanlığı Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından merkezi olarak yeniden düzenlenmelidir. Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) emsal kararında vurgulandığı üzere, hekimin yapması gereken tetkik istemleri veya tıbbi sekreterin yapması gereken idari/stok düşüm sekmeleri, hemşirelerin kullanıcı adı (domain) yetkilerinden, onların inisiyatifine bırakılmaksızın sistem üzerinden kalıcı olarak tamamen kaldırılmalıdır
. Sistem mimarisi, tıbbi sarf malzemelerinin tedarik ve düşüm süreçleri için Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) ve genelgelerde belirtilen faturalandırma şartlarına uygun olarak, salt Tıbbi Dokümantasyon personeli, eczane teknikerleri ve hastane depo/taşınır yetkililerinin profillerine entegre edilmelidir. Sistem bir hemşire şifresi ile maliyet ve fatura modülü açılmasına izin vermemelidir.
8.2. Otomatik Tanımlama, Veri Toplama (OTVT) ve Otonom Lojistik Sistemlerinin (Pyxis/Omnicell) Yaygınlaştırılması
Sistemin insan gücüne ve manuel veri girişine bağımlılığını azaltmak adına, Şehir Hastanelerinde ve Eğitim Araştırma Hastanelerinde donanımsal yatırımlar yapılmalıdır
. Yatak başı barkod doğrulama okuyucuları ve Pyxis, Omnicell gibi “Otomatik İlaç ve Malzeme Yönetim Sistemleri” (Automated Dispensing Cabinets) tam kapasite ile yataklı servislerde kullanılmalıdır. Yeni kurgulanacak ideal sistemde işleyiş şu şekilde olmalıdır: Hemşire, hastaya bakım vermek üzere otonom dolaptan (veya depodan) malzemeyi aldığında ve hastaya uyguladığında, malzemenin paketindeki karekodu mobil bir okuyucu cihazla (PDA) okutur. Bu işlem, sadece “doğru hastaya, doğru zamanda, doğru malzeme uygulandı” şeklinde klinik ve hukuki bir kanıt olarak e-Tabela’ya (Hemşire Gözlem Formuna) “tıbbi kayıt” olarak düşer
. Bu klinik verinin “hastane stokundan eksiltilmesi ve SGK faturasına dönüştürülmesi” işlemi ise arka planda çalışan yapay zeka destekli yazılım sayesinde, Tıbbi Sekreterlerin veya gelir tahakkuk biriminin ekranlarına onay için otomatik olarak aktarılmalıdır. Hemşireler, masaüstü bilgisayarlara geçip kalem kalem kod arama, adet girme ve fatura onaylama angaryasından teknolojik olarak kurtarılmalıdır.
8.3. İnsan Kaynakları İstihdam Planlamasında Rasyonel Kadrolama
Sağlık kuruluşlarında Sağlık Bakanlığı tarafından norm kadro çalışmaları yapılırken, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik ön lisans programı mezunlarının istihdam sayıları hastanelerin poliklinik sayısına göre değil, “yataklı servislerin ve acil birimlerin veri giriş yüküne” göre yeniden hesaplanarak artırılmalıdır
. Aslı Şener’in araştırmasında net bir şekilde kanıtlandığı üzere, yeterli sayıda veri kayıt elemanı ve tıbbi sekreter istihdam etmek, hastane yönetimi için bir “gider veya personel masrafı” değil; aksine eksik sarf girişlerini engelleyerek ve fatura kesintilerini sıfırlayarak kuruma devasa boyutta bir “gelir” sağlayan verimli bir yatırımdır. Hastane yöneticileri ve başhekimlikler bu “yatırımın geri dönüşü” (ROI) matematiğini idrak etmeli, kliniklerde gece ve gündüz vardiyalarında kesintisiz çalışacak tıbbi sekreter havuzları oluşturarak hemşirelerin üzerindeki veri girişi baskısını almalıdır.
8.4
. Görev Dağılımı Uyuşmazlıklarının Hiyerarşik ve Hukuki Çözümü
Görev dağılımında yaşanacak olası bir çatışma durumunda , hastanenin Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü (eski adıyla Başhemşire), hemşirelerin idari amiri olarak mevzuatın kendisine verdiği yetkiyi kullanmalı ve üniversite kalite yönergelerinde de açıkça emredilen yetki dışı faaliyet yasağını kararlılıkla işletmelidir
. Başhekimlikler, klinikte hizmetin aksamaması, fatura kesintisi yaşanmaması veya “işlerin yürümesi” için ara bir çözüm olarak zayıf halka gördükleri hemşireleri zorlamak (mobbing) yerine, mevzuat uyarınca ilgili birime yeterli sekreter görevlendirmesini ivedilikle yapmakla yükümlüdür. Personel yetersizliği, idari bir bahanedir ve hiçbir idari mazeret, hukuki bir ihlali ve görev gaspını meşrulaştıramaz.
9. Sonuç ve Genel Değerlendirme
Sağlık kuruluşlarında her gün on binlerce kez tekrarlanan, yatan veya acil servise başvuran hastalara kullanılan tıbbi sarf malzemelerinin Hastane Bilgi Yönetim Sistemlerine (HBYS) işlenmesi eylemi; hastanın klinik bir değerinin, fizyolojik durumunun veya tedavisinin belgelenmesi değildir
. Bu işlem; hastanenin stok yönetimi, lojistik tedarik döngüsü ve Sosyal Güvenlik Kurumuna yönelik gelir tahakkuk/faturalandırma sürecinin dijital bir arayüz üzerinden işletilmesinden ibaret olan tamamen idari ve finansal bir eylemdir.
Bu bağlamda, incelenen 657 Sayılı Kanun, Sağlık Bakanlığı yönetmelikleri ve saygın üniversite hastanelerinin (Yalova, Erciyes, Eskişehir Osmangazi, Ankara, Gazi ve İstanbul Üniversiteleri) Kalite Yönetim Sistemleri kapsamındaki resmi görev tanımları son derece nettir
. “Tıbbi sarf düşme” işlemi; ön lisans akademik eğitimleri, mesleki formasyonları ve yasal görev tanımları tam da bu amaca hizmet etmek üzere tasarlanmış olan “Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik” programı mezunlarının ve idari “Veri Kayıt Elemanlarının” asli, devredilemez ve yasal sorumluluğudur.
Buna karşın hemşirelik mesleğinin temel felsefesi ve uluslararası hukuki dayanakları; insan onuruna ve hasta güvenliğine yakışır klinik bakımı planlamak, tıbbi müdahaleleri uygulamak, enfeksiyonları önlemek ve bu hayati süreçleri “klinik bakım notları” olarak kayıt altına almaktır
. Hemşirelerin “sayımı yapılacak malzemenin fiziki sayımına yardım etmek” ve “asepsi koşullarında malzemenin kullanımını organize etmek” dışında malzeme yönetiminin finansal ve faturalandırma ayağıyla (HBYS düşümüyle) hiçbir hukuki bağı ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Kurumsal kalite standartlarının açıkça emrettiği “yetki dışı faaliyet yasağı ilkesi” uyarınca hemşireler, eğitimini almadıkları ve uzmanı olmadıkları bu muhasebe işlemlerine hiçbir suretle zorlanamazlar.
Bugün sahada, özellikle de devasa yatak kapasitelerine sahip şehir ve araştırma hastanelerinde bu ağır idari veri girişi yükünün hemşirelere cebren yaptırılması; yetersiz sekreter istihdamından ve zayıf insan kaynakları yönetiminden kaynaklanan, kronikleşmiş ve sistematik bir “kurumsal mobbing” örneğidir
. Kamu Denetçiliği Kurumunun konuya ilişkin sınırlandırıcı ihlal tespiti kararları ve Sağlıkta Yeni Yüzyıl Sendikası gibi sivil toplum kuruluşlarının konuyu idari yargıya taşımaları , mevcut uygulamanın sürdürülemez, gayrihukuki ve çalışma barışını tahrip edici olduğunu resmen tescillemektedir. Dahası, asıl uzmanlık alanı veri girişi olmayan hemşirelerin bu alana kaydırılması, hastanenin SGK gelir döngüsünü baltalayarak eksik sarf kayıtlarına (mali zarara) yol açmakta ve klinik süreçleri yavaşlatarak hastaların müşahede odalarında geçirdikleri süreleri katlanarak uzatmakta, böylelikle sağlık ekonomisine ve kurum verimliliğine doğrudan darbe vurmaktadır.
Türkiye’de sağlık sisteminin bayrak taşıyıcısı olan, gelişmiş altyapıları ile övünülen kamu hastanelerinde gerçek bir çalışma barışının tesis edilmesi, verimliliğin artırılması ve hasta güvenliğinin sağlanması için, “@hemsirelerhakki” hesabının Sayın Sağlık Bakanına yönelttiği haklı ve isyankar serzeniş bir milat olarak kabul edilmelidir
. Sağlık yöneticileri acilen gerekli idari inisiyatifleri alarak, norm kadroları düzenlemeli, HBYS veri girişi ve sarf düşüm yetkilerini donanımsal entegrasyonlarla tıbbi sekreterlere devretmeli ve hemşireleri bilgisayar kasalarından ve fatura ekranlarından kurtararak, yegane ait oldukları yere, yani hastalarının başucuna, klinik bakım süreçlerine geri döndürmelidir.
Kaynaklar
Anadolu Ajansı
MASSİAD
Uzaktan Eğitim
Yalova Üniversitesi
Sağlıkta Yeni Yüzyıl Sen
Erciyes Üniversitesi
Osmangazi Üniversitesi Hastanesi
Atatürk Üniversitesi
Prokalite
Gazi Üniversitesi
İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa
İstanbul Üniversitesi
Türk Nöroloji Derneği
Hukuki Haber
Çevre Hastanesi
Türk Sağlık-Sen
DergiPark
Sağlıkhaberi.net Yorumu
Sağlık sistemindeki dijitalleşme süreci, ne yazık ki personel planlamasındaki eksiklikler nedeniyle klinik sahada büyük bir kaosa dönüşmüştür
. “Tıbbi sarf düşme” işlemi, tıp veya hemşirelik biliminin sınırlarını aşarak doğrudan sağlık kurumları işletmeciliği alanına girmektedir. Hemşirelerin eğitimini almadıkları ve uzmanı olmadıkları bu muhasebe işlemlerine zorlanmaları , kurumlar için açık bir sistematik “kurumsal mobbing” örneği teşkil etmektedir.
Veri girişi uzmanı olmayan hemşirelerin bu alanda çalıştırılması hem hastanelerin SGK gelir döngüsüne darbe vurarak fatura kaçaklarına yol açmakta hem de klinik süreçleri yavaşlatmaktadır
. İdareciler, liyakatsiz ve yetki dışı bu görevlendirmelerden derhal vazgeçmeli; norm kadroları düzenleyerek bu idari yükü, asli görevi bu olan tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik personeline devretmelidir. Hemşirelerin yegane yeri bilgisayar ekranlarının karşısı değil, hastalarının başucudur