Liselerde sorumluluk sınavı dönemleri yaklaşırken, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yer alan kritik bir madde eğitim dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Eğitim-İş Sendikası, sınav komisyonlarının kurulma aşamasında okul idareleri ile öğretmenleri karşı karşıya getiren ve ek ders ücretlerinde ciddi hak kayıplarına yol açan farklı sınıflardaki aynı ders ibaresindeki belirsizliği resmen Milli Eğitim Bakanlığı gündemine taşıdı
. Mevzuattaki gri alanlar nedeniyle bazı okullarda öğretmenlerin omuzlarındaki sınav yükünün katlandığını, ücretlendirmede ise haksızlıklar yaşandığını savunan sendikanın, acil çözüm ortaklığı içeren genelge talebi ve mülakat sürecinin tüm perde arkası detayları haberimizde…Liselerde Sorumluluk Sınavı Çıkmazı: Mevzuat Boşluğu Eğitimcileri İsyan EttirdiEğitim öğretim takviminin en yoğun dönemlerinden biri olan sorumluluk ve tek ders sınavları, bu kez liselerde idari bir krizle gündeme geldi
. Eğitim iş kolunun güçlü temsilcilerinden Eğitim-İş Sendikası, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yer alan sınav komisyonlarının kurulma şartlarına dair hükümlerin sahada tam bir kaos yarattığını savunarak bakanlığa resmi bir başvuru gerçekleştirdi. Okul yönetimlerinin mevzuatı farklı şekillerde yorumlaması nedeniyle öğretmenlerin çalışma barışının zedelendiğini belirten sendika, hem mesai adaletsizliğinin önüne geçilmesi hem de hak edilen ek ders ücretlerinin tam olarak ödenmesi için acil idari müdahale talep etti.Tartışmanın Odağındaki Madde: “Farklı Sınıflardaki Aynı Ders” Ne Anlama Geliyor?Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın ıslak imzasıyla MEB merkez teşkilatına sunulan resmi dilekçede, Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 58/c maddesinde yer alan yasal düzenlemeye parmak basıldı
. İlgili maddede; okul genelinde farklı sınıflarda yer alan aynı dersin sınavına girecek toplam öğrenci sayısı 30 barajını aşmıyorsa, bu sınavların tek bir komisyon çatısı altında birleştirilebileceği ifade ediliyor.Ancak sendika yönetimi, buradaki farklı sınıflar tabirinin kılavuzlarda net bir şekilde tanımlanmadığını savunuyor
. Bu kelimenin, aynı sınıf seviyesindeki (örneğin sadece 9. sınıfların A, B, C şubeleri gibi) farklı şubeleri mi kastettiği, yoksa 9, 10, 11 ve 12. sınıf gibi birbirinden tamamen bağımsız kademeleri mi içine aldığı sorusu okullarda tereddüt yaratıyor.Öğretmenlerin Sırtındaki Sınav Kamburu Büyüyor, Ek Dersler KesiliyorYönetmelikteki bu tanım eksikliği, her okul müdürünün kendi inisiyatifine göre bir sınav programı hazırlamasına yol açıyor
. Bazı eğitim kurumlarında bütçe tasarrufu sağlamak ya da komisyon sayısını azaltmak adına, müfredatları ve soru yapıları birbirinden tamamen farklı olan 9. sınıf matematiği ile 12. sınıf matematiği sınavları, öğrenci sayısı 30’un altında kaldığı gerekçesiyle tek bir sınav salonunda birleştiriliyor.Bu durum, öğretmenlerin aynı anda birden fazla sınıf seviyesinin sınav kağıdını hazırlamasına, aynı sürede farklı soruları değerlendirmesine neden olarak iş yükünü katlıyor
. İşin mali boyutunda ise, normal şartlarda ayrı ayrı ödenmesi gereken sınav komisyonu ek ders ücretleri, tek bir sınav başlığı altında birleştirildiği için öğretmenlerin hak ettiği ücretlerin kuşa dönmesine sebebiyet veriyor.Öğrencilerin Geleceği Riski: Değerlendirmede Objektiflik KaybolabilirHazırlanan başvuru dosyasında, yaşanan bu kafa karışıklığının sadece öğretmenlerin mesai dengesini bozmakla kalmadığı, aynı zamanda sınav salonundaki öğrencilerin psikolojisini ve değerlendirme süreçlerinin objektifliğini de doğrudan tehdit ettiği aktarıldı.Farklı seviyedeki öğrencilerin aynı salonda, karmaşık bir düzen içinde sınava tabi tutulmasının dikkat dağınıklığına yol açtığını belirten sendika yetkilileri; sağlıklı, adil ve objektif bir ölçme-değerlendirme sürecinin inşa edilebilmesi için tüm Türkiye genelindeki devlet okullarında yeknesak, yani tek tip bir standardın uygulanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu hatırlattı.Eğitim-İş’ten Bakanlığa Net Çağrı: Ya Genelge Yayımlayın Ya Da YönergeMevzuattaki bu düğümün çözülmesi amacıyla Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ucu açık yorumlara kapalı, bağlayıcı ve net bir genelge ya da yönerge yayımlamasını talep etti
. Sendika, bakanlığın önünde duran iki temel ihtimalden birini net olarak seçmesi gerektiğini bildirdi: Sınav birleştirme uygulaması ya sadece aynı düzeydeki şubelerle sınırlandırılmalı ya da sınıf seviyeleri farklı olsa bile birleştirme durumunda öğretmenlerin ek mesai ve ders yükü katsayıları adil bir formülle yeniden hesaplanmalı
. Danıştay ve yüksek idari yargı kararlarının da bu doğrultuda işçinin ve memurun lehine kararlar verdiğini anımsatan sendika, gözleri şimdi MEB’den gelecek resmi yanıta çevirdi.Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği 58/c Maddesi Sorun Analiz TablosuMevcut Yönetmelik İfadesiSahada Yaşanan İdari UygulamaÖğretmenlere Yansıyan Hak KaybıEğitim-İş’in MEB’den Çözüm TalebiFarklı sınıflardaki aynı ders (Öğrenci 9, 10, 11 ve 12
. sınıfların sınavları aynı salonda birleştiriliyor.Birden fazla müfredat için tek komisyon ücreti ödeniyor, ders yükü artıyor.Sadece aynı şubelerin birleştirilebileceğini belirten net bir genelge yayımlanması.Ölçme ve Değerlendirme SüreciKarma sınıf düzeninde sorumluluk sınavı yapılıyor.Sınav esnasında öğrencilerin odaklanma problemi yaşaması ve objektiflik kaybı.Ülke genelinde yeknesak ve standart bir sınav takvimi ile komisyon şeması.Ek Ders ÜcretlendirmesiTek oturum sayıldığı için tek ders ücreti yansıtılıyor.Fiilen yapılan çoklu sınav mesaisinin mali karşılığı tam olarak alınamıyor.Sınav komisyonu ücretlerinin sınıf seviyesi baz alınarak ayrı ayrı ödenmesiEditör Notu: Eğitim sistemimizin her bir çarkı öğretmenlerimizin fedakarlığı ve emeği üzerine kuruludur
. Ancak çoğu zaman ‘bütçe tasarrufu’ ya da ‘mevzuat esnekliği’ adı altında, kağıt üzerinde basit görünen tek bir kelimenin sahada öğretmenlerimizin omuzlarına nasıl büyük bir yük bindirdiğini gözden kaçırabiliyoruz. Lise sorumluluk sınavları, zaten okul idareleri ve öğretmenler için kendi başına büyük bir lojistik süreçtir
. Hal böyleyken, 9. sınıfın müfredatıyla 11. sınıfın müfredatını ‘öğrenci sayısı 30’u geçmiyor’ diye aynı komisyona sıkıştırmak, öğretmenin emeğini basite indirgemektir. Bu durum hem öğretmenin hakkı olan ek ders ücretinin eksik ödenmesine neden oluyor hem de sınav salonunda adil bir ölçme ortamını zedeliyor. Eğitim-İş’in MEB’in kapısını çalarak ‘Yeknesak bir uygulama şart’ demesi, eğitimde standardizasyon ve hakkaniyet adına çok yerinde bir hamledir
. Temennimiz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sese kulak vererek ucu açık ifadeleri temizleyen, öğretmenin döktüğü alın terinin kuruşu kuruşuna hesabına yatmasını güvence altına alan net bir yönergeyi ivedilikle okullara ulaştırmasıdır. Sınıfta adalet sağlanmadan, geleceğin nesillerine adaleti öğretemeyiz.