Dijital çağda çocuk olmak zor

Pixar’ın ve animasyon tarihinin en başarılı serisi olan “Toy Story/Oyuncak Hikâyesi” beşinci filminde çocukların teknoloji bağımlılığını eleştiriyor

Müjde Işıl – İlk “Oyuncak Hikâyesi”nin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti. Bu zaman zarfında sinemanın teknik düzeyi arşa çıktı, klasik anlatı demode muamelesi görür oldu vs… Ama bir şey hiç değişmedi: “Oyuncak Hikâyesi”nin seyirciyi hâlâ oyuncaklarla hem hüzünlendirip hem de güldürebilmesi… Her ne kadar dördüncü film, üçüncü filmin mükemmelliğinin altında biraz ezilse de serinin boşu yok aslında. Ve beşinci film bu başarı zincirini tamamlıyor bir kez daha. Üstelik çok güncel tespitlerle…

Dördüncü filmde Woody’yi Bo Peep ile birlikte bırakmıştık. Diğer oyuncaklarla Bonnie’nin odasına dönmek yerine kendine özgür bir yol seçmişti. Beşinci film hikâyeyi, Woody’nin şerif rozetini devrettiği kovboy kız Jessie üzerine kuruyor. Woody ve Buzz’ın baskınlığında geçen bütün bir seri için bu büyük bir risk. Zira Woody ve Buzz’ın çekişmesi ve dostluğu olmadan anlatılacak bir maceranın çekici yönü ne olabilir ki?

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Serinin senaristlerinden olan ama ilk kez bir “Oyuncak Hikâyesi” animasyonun yönetmenliğini üstlenen Andrew Stanton, beşinci filmde zor bir işin altından başarıyla kalkmış. Tüm serinin başkahramanları olan Woody ve Buzz’ın yerine Jessie’yi anakarakter yapmış. Günümüz me too hareketine paralel okunacak bu hamle, serinin çizgisini bozmamış ve zayıflatmamış. Woody’nin geri dönüşü çok gerçekçi ve de trajikomik. Yaşını almış Woody’nin spot ışığı gibi parlayan keli ve kemeriyle örtmeye çalıştığı göbeği, onunla birlikte yaş alan “Oyuncak Hikâyesi” seyircisi için aslında kendisini ifade ediyor. Boomer’lığına gülüyor seyirci yani. Asıl önemli hamle ise filmin derdi. Beşinci film, çocukların ekrana esir düşmesini ve teknoloji bağımlılığını ele alıyor. Bunu sanki bir pedagog hassasiyetiyle yapıyor. Oyuncaklarla oynamanın çocuğun hayal dünyasını geliştirdiğini, arkadaşlarını tanımasını sağladığını ve onları geleceğe hazırladığını vurguluyor. Tabii ki gerçek bir arkadaş ile birlikte… Bugün ise ekranlarda, fiziki temas olmadan kurulan sanal arkadaşlıkların asosyal ve yalnız nesilleri büyüttüğünü gösteriyor seyirciye.

Ebeveynler de izlemeli

Serinin filmlerinde hep kötücül bir karakter vardır. Beşinci filmde de bu görevi Lilypad üstleniyor. Tablet, geleneksel oyuncakların yerini alarak küçük Bonnie’ye sanal arkadaş edindiriyor. Tabletin kötülüğü ise bir noktada frenleniyor senaryoda çünkü teknolojiyi tamamen kötülemek, bugünün dünyasını inkâr etmek demek. Jessie ve ekibi filmde sadece kendi varlıklarını teknolojiye karşı korumak için mücadele etmiyor, Bonnie’nin birlikte oynayabileceği gerçek bir arkadaş edinmesini de sağlamaya çalışıyor. Yani görev, yalnızlıkla mücadele.

“Oyuncak Hikâyesi 5” ‘geleneksel oyuncaklar gibisi yok’ gibi basit bir önermeye bağlanmıyor. Oyuncaklar ile teknoloji arasında denge kurulmasını, günümüzde ikisinin birlikte var olmasını ama asıl önemlisi; her çocuğun birlikte, yüz yüze oyun oynayabileceği, sosyalleşebileceği bir arkadaşa sahip olmasını öneriyor. ‘Ekrandan başını kaldırıp hayata karış’ diyor. Sadece çocuklar değil, ekran bağımlısı ebeveynler de mutlaka izlemeli filmi.

“Oyuncak Hikâyesi 5”, 30 yıl öncesinin karakterlerinin bugüne nasıl adapte edilebileceğine harika bir örnek. Karakterler eski ama hikâye güncel. Finali, altıncı filmin geleceğini müjdeliyor. Seri bu özenle devam ettirildikçe, oyuncakların dertleriyle dertlenmekten âdeta keyif alacağımız daha kaç film izlemeye hazırız zaten.

Beşinci filme nasıl geldik?

“Oyuncak Hikâyesi” (1995): Tümüyle bilgisayarla yapılmış ilk uzun metrajlı film olarak tarihe geçti. Andy’nin favori oyuncağı olan Kovboy Woody’nin rahatı, havalı ve yeni uzay oyuncağı Buzz Lightyear’ın gelmesiyle sarsılır ve ikisinin arasında büyük bir rekabet başlar.

“Oyuncak Hikâyesi 2” (1999): Woody’nin bir oyuncak koleksiyoncusu tarafından çalınması üzerine, Buzz ve diğer oyuncakların onu kurtarmak için tehlikeli bir maceraya atılır.

“Oyuncak Hikâyesi 3” (2010): Serinin hem en duygusal hem de en karanlık yapımı. Andy oyuncaklarını bir kreşe bağışlar. Ancak acımasız çocuklar ve kötücül oyuncak Lotso yüzünden kreş hapishaneye dönüşür. Film, serinin ilk Oscar’ını kazandı.

“Oyuncak Hikâyesi 4” (2019): Andy’nin oyuncakları artık Bonnie ile beraber. Bonnie’nin çataldan yaptığı “Forky” adlı yeni oyuncak ve Woody’nin sevgilisi Bo Peep ile macerası, hikâyenin merkezinde. Üçüncü filminden sonra serinin En İyi Animasyon Oscar’ı kazanan ikinci yapımı.

Oscar yolcusu

“Oyuncak Hikâyesi 5”, önümüzdeki sene dağıtılacak 99. Oscar Ödülleri’nde En İyi Animasyon dalının güçlü adaylarından biri olacak. Rakiplerinin niteliğine göre seriye üçüncü Oscar’ı getirebilir. Filmin bir diğer Oscar adaylığı ise Orijinal Şarkı dalında olacak. Taylor Swift’in bu film için yaptığı “I Knew It, I Knew You” adlı şarkı, kovboy Jessie’nin yolculuğundan ilham alıyor. Beş yaşında ilk “Toy Story”yi izleyip hayran olan Swift, kariyerinde önemli bir sayfa daha açarken şarkının sözlerini Jack Antonoff ile birlikte yazdı.