Peru’da sağın zaferi: Tartışmalı hanedan yeniden iktidara yürüyor

Peru’da devlet başkanı seçiminin ikinci turunda muhafazakâr aday Keiko Fujimori, solcu rakibi Roberto Sanchez karşısında kapatılması mümkün görünmeyen bir fark yakaladı. Resmi sonuçların temmuz ortasında açıklanması beklenirken, Sanchez “hile” iddiasıyla seçimi tanımayacağını duyurdu.

Peru’da haftalar süren oy sayımı ve itiraz sürecinin ardından muhafazakâr aday Keiko Fujimori, devlet başkanı seçiminin ikinci turunda solcu rakibi Roberto Sanchez karşısında belirleyici bir üstünlük elde etti.

Peru Ulusal Seçim Süreçleri Ofisi’nin (ONPE) verilerine göre Fujimori, oyların yüzde 50,11’ini alarak Sanchez’in önüne geçti. İki aday arasındaki fark 43 bin 386 oya ulaşırken, sayılabilecek potansiyel oy sayısının 40 bin 213’te kalması Fujimori’nin üstünlüğünü kapatılamaz hale getirdi.

Seçim otoritesi henüz resmi kazananı ilan etmedi. ONPE’nin kesin sonucu temmuz ortasında duyurması bekleniyor.

İkinci tur sonuçlarının gecikmesinde, itiraz edilen oyların incelenmesi, yurt dışından gelen oyların geç ulaşması ve adaylar arasındaki farkın son derece düşük olması etkili oldu.

Solcu aday Roberto Sanchez, seçim sürecinde “hile yapıldığını” öne sürdü ancak iddiasını destekleyecek somut kanıt sunmadı.

Sanchez, özellikle yurt dışında kullanılan ve büyük ölçüde Fujimori lehine çıkan binlerce oyun iptal edilmesini talep etti. Peru Ulusal Seçim Jürisi ise bu talebi reddetti.

Sanchez, itirazlarının dikkate alınmaması halinde Fujimori’nin olası başkanlığını tanımayacağını açıkladı. Bu çıkış, Peru’da seçim sonrası siyasi krizin uzayabileceği yorumlarına neden oldu.

DÖRDÜNCÜ DENEMESİNDE ZAFERE YAKLAŞTI

Keiko Fujimori, daha önce 2011, 2016 ve 2021 seçimlerinde devlet başkanlığı için yarışmış ancak her seferinde kıl payı kaybetmişti.

Eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nin kızı olan 51 yaşındaki siyasetçi, bu seçimde güvenlik, ekonomik istikrar ve suçla mücadele vaatlerini öne çıkardı. Fujimori, kampanya sürecinde babasının tartışmalı mirasına daha açık şekilde sahip çıkarken, kendisini ülkede düzen ve istikrarı sağlayabilecek güçlü lider olarak sundu.

Resmi sonuçların kesinleşmesi halinde Fujimori, Peru’nun seçimle göreve gelen ilk kadın devlet başkanı olacak.

Fujimori’nin beklenen zaferi, Latin Amerika’da son dönemde güçlenen sağ eğilimin yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.

Bölgede suç oranları, ekonomik belirsizlik ve siyasi istikrarsızlık seçmen davranışında belirleyici hale gelirken, sert güvenlik politikaları vadeden adaylara destek artıyor.

Fujimori de kampanyasında artan gasp, cinayet ve organize suç vakalarına karşı daha sert önlemler alacağını savundu.

TARTIŞMALI AİLE MİRASI

Keiko Fujimori’nin siyasi kimliği, babası Alberto Fujimori’nin mirasıyla yakından bağlantılı. Alberto Fujimori, 1990-2000 yılları arasında Peru’yu yönetmiş; destekçileri tarafından ülkeye istikrar getiren lider olarak görülürken, eleştirmenleri tarafından otoriter yönetimle suçlanmıştı.

Eski başkan, iktidarı dönemindeki insan hakları ihlalleri nedeniyle 16 yıl hapis yatmış, 2024’te serbest bırakıldıktan sonra yaşamını yitirmişti.

Keiko Fujimori, siyasi kariyerinin ilk dönemlerinde babasının mirasından uzak durmaya çalışsa da son kampanyasında bu mirasa daha fazla yaslandı.

Fujimori’nin göreve gelmesi halinde Peru, derin siyasi krizler, artan suç oranları, yolsuzluk skandalları ve parçalı parlamento yapısıyla karşı karşıya kalacak.

Ülkede son 10 yılda sekiz devlet başkanı görev yaptı. Hiçbir lider tam dönemini tamamlayamazken, eski başkanların bir kısmı görevden alındı, istifa etti ya da yolsuzluk soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldı.

Fujimori’nin partisi Halk Gücü’nün Kongre’de en büyük azınlık bloklarından biri olması bekleniyor. Ancak hiçbir partinin çoğunluğa sahip olmaması, yeni yönetimin istikrarlı bir koalisyon kurmasını zorlaştırabilir.

Fujimori, Peru siyasetinin en kutuplaştırıcı isimlerinden biri olarak görülüyor. Başkent Lima’da ve farklı toplumsal kesimlerde güçlü destek bulsa da solcu seçmenler, sivil toplum grupları ve “anti-Fujimori” hareketi, onun başkanlığına karşı tepkisini sürdürüyor.

Seçim sürecinde Fujimori karşıtı gösteriler düzenlenirken, Sanchez’in sonucu tanımayacağını açıklaması ülkede siyasi gerilimin kısa vadede dinmeyeceğine işaret ediyor.