Müjde Işıl – Çok sevilmiş, gişede başarılı olmuş animasyonların gerçek oyuncularla canlı aksiyonlarının yapılması, stüdyoların elini kolaylaştıran bir uygulama. Elde zaten tutmuş ve seyircinin bildiği bir hikâye var. Dolayısıyla yeni bir hikâye ile kahramanın sevilip sevilmeyeceği riski neredeyse sıfır. Geçen süre zarfında yetişen yeni nesiller hem de eskiden seyretmiş olan seyirci, toplamda büyük, hazır ve hemen hemen maliyetsiz bir hedef kitle. Zaman içinde gelişen teknolojinin perdede yarattığı görselliğin güçlü etkisini de avantajlar listesine ekleyebiliriz tabii.
Büyüklere de hitap ediyor
Disney zaman içinde bu stratejiden büyük kâr elde etti. En son geçen sene 2002 yapımı animasyonu “Lilo & Stitch”in canlı aksiyonunu perdeye getirdi. Sonuç muhtemelen beklentileri de aştı çünkü hasılatı 1 milyar doları geçerek 2025’in en çok kâr eden dördüncü filmi oldu. “Moana” da Disney’in sevilen animasyonlarından. 2016 tarihli ilk animasyonun ardından 2024’te devamı yapıldı ve o da 1 milyar dolar barajını rahatlıkla aşarak senenin en iyi hasılat yapan üçüncü yapımı oldu. Disney bu iki filmlik serinin üzerine, ilk animasyonun canlı aksiyonunu ekledi 10 yıl sonra. İki animasyon da daha hafızalarda taze iken Disney’in aynı hikâyeyi kısa aralıklarla yeniden seyirciye sunmasının gişede karşılığı nasıl olacak, merak konusu.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

Filmin başında yarı tanrı Maui, doğayı var eden tanrıça Te Fiti’nin kalbini çalar. Bunun üzerine yaşam yavaş yavaş ölmeye başlar. Resif adasında yaşayan ve şefin kızı olan Moana, okyanus tarafından Maui’yi bulup bu kalbi Te Fiti’ye geri vermek üzere seçilir. Babasının tüm itirazlarına karşın babaannesinin desteğiyle okyanusa açılan Moana, kendini beğenmiş Maui ile tehlikeli bir maceraya atılır.
Filmin iki koldan ilerleyen bir hikâyesi var. Bir yandan genç Moana’nın büyüme, ayakları üzerinde durma ve liderliği öğrenme öyküsünü anlatıyor bir yandan da doğayı korumak, deniziyle ve diğer canlılarla barışık yaşamak üzerine küçük sinemaseverlere bir nevi yol haritası sunuyor. Tabiat ananın zarar gördüğü bir dünyada kimsenin güvende olmayacağını vurguluyor.
Peki, orijinal animasyon ile canlı aksiyon arasında ne fark var? Senaryosunu Jared Bush ve Dana Ledoux Miller’ın yazdığı, tiyatro kökenli Thomas Kail’in yönettiği canlı aksiyonun, gerçek oyuncularla çekildiği için küçükler kadar büyüklere de hitap ettiğini söylemek mümkün. Orijinal hikâyede doğaüstü yaratıklar olduğu için zaten dijital efektler ağır basıyor ve iki film arasında neredeyse fark görünmüyor. Hatta 2016 tarihli ilk animasyonda horoz Heihei’nin daha komik olduğunu söylemek mümkün.
2026 yapımı “Moana” Disney kadar Dwayne Johnson projesi de aslında. İki animasyonda da Maui’yi seslendiren Johnson bu sefer hem filmin yapımcılarından hem de karakteri fiziksel olarak canlandırıyor. Animasyon ile canlı aksiyon arasındaki en belirgin fark da burada ortaya çıkıyor. Moana ile Maui’nin ilk kez karşılaştığı sahne, orijinal animasyona göre hem daha uzun hem daha eğlenceli. Dwayne Johnson, komedi-aksiyonlardaki tecrübesini filme yansıtmış. Dalgalı uzun saçlı peruğu hayli komik görünüyor. “How Far I’ll Go”, “You’re Welcome”, “Shiny” ve “I Am Moana” gibi orijinal animasyonun sevilen şarkılarını tekrar dinlemek ise kesinlikle iyi hissettiriyor.

Perdedeki ilk büyük sınavı
İki filmlik seride de Moana’yı Hawaiili Auli’i Cravalho seslendirmişti. Cravalho, canlı aksiyonda bu rolü daha genç bir oyuncunun devralmasını isteyerek kendini kenara çekti. Böylece Moana rolü, Samoa kökenli Catherine Laga’aia’nın oldu. Sydney doğumlu 20 yaşındaki Laga’aia, “The Lost Flowers of Alice Hart” (2023) dizisinde rol alarak oyunculuk tecrübesi kazandı. “Moana” sinemadaki ilk rolü, aynı zamanda ilk başrolü. Filmdeki bazı şarkıları da seslendiriyor. Catherine Laga’aia, Yeni Zelandalı oyuncu (“Star Wars: Episode II-Attack of the Clones” ve “Star Wars: Episode III-Revenge of the Sith”teki Kaptan Typho canlandıran) ve müzisyen Jay Laga’aia’nın kızı.

