Küresel finans piyasalarının en önemli aktörlerinden olan ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Türk lirası (TL) piyasalarında son iki yıldır sürdürdüğü stratejik yatırım stratejisinde radikal bir değişikliğe gitti.
Banka tarafından yayımlanan resmi raporda, son iki yıllık süreçte yüzde 55 oranında net kar elde edilen uzun vadeli “carry trade” (faiz makasından yararlanma) pozisyonlarının tamamen kapatılarak kar realizasyonuna gidildiği duyuruldu.

Siyaset gündemindeki gelişmeler ve 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin ardından yeni haftada hareketli bir döneme hazırlanan Türkiye ekonomisi için küresel piyasalardan gelen bu çıkış kararı, yabancı yatırımcıların risk algısındaki değişimi gözler önüne serdi.
2 YILLIK STRATEJİK YOLCULUK SONA ERDİ

JPMorgan’ın gelişmekte olan piyasalar stratejistleri arasında yer alan Anezka Christovova liderliğindeki analistler tarafından yayımlanan yatırımcı notuna göre banka, Türk lirasını Eylül 2023 başından bu yana portföyünde “ağırlıklı uzun vadeli pozisyon” (overweight) olarak tutuyordu.
İki yılı bulan bu yatırım sürecinde banka, sadece Mart 2024’teki yerel seçimler öncesinde kısa vadeli bir koruma molası vermişti. Seçimlerin ardından pozisyonunu koruyan yatırım devi, ilk olarak 30 Nisan tarihinde TL pozisyon büyüklüğünü azaltma yoluna gitmişti. Banka, son hamlesiyle birlikte masada kalan tüm uzun vadeli TL pozisyonlarından tamamen çıkarak iki yıllık karını realize etti.
KARARININ ARDINDAKİ 3 KRİTİK GEREKÇE

Banka stratejistleri, aldıkları bu çıkış kararının Türk lirası üzerinde kısa vadede yıkıcı bir risk oluşturmasını beklemediklerini ifade etmekle birlikte, uzun vadeli pozisyonları sonlandırma kararlarında üç temel makroekonomik ve siyasi faktörün etkili olduğunu listeledi. Bankanın resmi raporuna yansıyan gerekçeler şu şekilde sıralandı:
Ödemeler Dengesi Finansman İhtiyacı:
Türkiye ekonomisinde ödemeler dengesi genel finansman ihtiyacının periyodik olarak artış göstermesi.
Enerji Fiyatlarındaki Yükseliş Baskısı:
Küresel ve bölgesel jeopolitik krizler nedeniyle tırmanışa geçen enerji ile petrol fiyatlarının, Türkiye’nin ithalat faturası ve enflasyonu üzerinde yaratabileceği yeni baskılar.
Erken Seçim İhtimali:
Yurt içi siyasetteki gelişmelerle birlikte erken seçim senaryolarının ve olasılığının artması.
JPMorgan stratejistleri ayrıca, seçim sath-ı mailine girilen dönemlerde yerel piyasalarda meydana gelen geleneksel “dolarizasyon” (dövize yönelim) eğilimlerine dikkat çekti. Geçmiş dönem tecrübelerine değinen analistler, bu tür belirsizlik dönemlerinde uzun vadeli yatırımlar yerine, çok daha kısa vadeli ve esnek TL carry pozisyonlarının risk yönetimi açısından daha etkili bir araç olduğunu vurguladı.
BAYRAM SONRASI EKONOMİDE YOĞUN VERİ MESAİSİ BAŞLIYOR
Küresel piyasalardaki bu hareketliliğin yanı sıra, 9 günlük uzun tatilden dönen iç piyasaları haziran ayının ilk günlerinde oldukça yoğun bir makroekonomik veri takvimi bekliyor. Yatırımcıların ve ekonomi yönetiminin kilitlendiği takvim şu şekilde işleyecek:
1. Çeyrek Büyüme Rakamları: Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğine (ocak-mart) ilişkin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme verileri TÜİK tarafından ilan edilecek.
4 Haziran: Ticaret Bakanlığı mayıs ayı resmi dış ticaret rakamlarını; TÜİK ise nisan ayına ilişkin iş gücü ve işsizlik istatistiklerini kamuoyuyla paylaşacak.
5 Haziran: Piyasa fiyatlamalarını doğrudan etkileyecek olan mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) enflasyon rakamları açıklanacak.
10 Haziran: Nisan dönemine ait sanayi üretim endeksi verileri duyurulacak.
EN BÜYÜK VİRAJ 11 HAZİRAN’DAKİ FAİZ KARARI
Ekonomi gündeminde tüm bu veri trafiğinin tam ortasında gözler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulunun (PPK) 11 Haziran’da yapacağı yılın en kritik toplantısına çevrilecek. Merkez Bankası, bir önceki faiz toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı almıştı. Yabancı kurumların pozisyon kapattığı bu dönemde Merkez Bankası’nın vereceği mesajlar piyasaların yönünü tayin edecek.
