İklim değişikliğiyle birlikte aşırı sıcaklar daha sık görülüyor, hava kirliliği ise özellikle büyük şehirlerde sağlığı tehdit eden en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Bilim insanları şimdi bu çevresel etkilerin insan vücudunda ve ruh halinde ne gibi değişikliklere yol açtığını daha yakından izlemek için günlük hayatta zaten kullanılan cihazlara yöneldi.
The City University of New York araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir pilot çalışmada, akıllı saatler, telefonlardaki GPS konum bilgileri ve gün içinde yapılan kısa duygu durum anketleri bir araya getirildi. Katılımcılar yaklaşık 1 ay boyunca Fitbit akıllı saat taktı ve gün içinde birkaç kez kısa anketleri yanıtladı.
Araştırmacılar bu verileri, katılımcıların gün içinde nerelerde bulunduğunu gösteren GPS bilgileriyle eşleştirdi. Böylece kişilerin sıcaklık, azot dioksit, partikül madde ve kükürt dioksit gibi kirleticilere ne ölçüde maruz kaldığı hesaplandı.
KALP VE RUH HALİ
Çalışmada, sıcaklık ve azot dioksit maruziyetinin kalp atış hızı değişkenliğiyle ilişkili olduğu görüldü. Kalp atış hızı değişkenliği, vücudun stres sonrası toparlanma kapasitesi hakkında fikir veren önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.
Kükürt dioksit maruziyetinin ise katılımcılarda daha güçlü sinirlilik ve umutsuzluk duygularıyla bağlantılı olduğu belirlendi. Bu sonuç, hava kirliliğinin yalnızca solunum yollarını değil, ruh halini de etkileyebileceğine işaret ediyor.

Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu ise daha yüksek sıcaklık maruziyetinin daha düşük üzgünlük bildirimleriyle ilişkili olmasıydı. Bilim insanları bu sonucun, sıcak havalarda insanların daha fazla dışarı çıkması ve sosyal etkileşimde bulunmasıyla bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Ancak bu ilişkinin net biçimde anlaşılması için daha büyük çalışmalar gerekiyor.
Araştırmacılara göre bu yöntem, sabit hava ölçüm istasyonlarına veya yalnızca ev adresine dayanan klasik ölçümlerden daha gerçekçi sonuçlar verebilir. Çünkü insanlar gün içinde ev, iş, okul, ulaşım ve açık alanlar arasında sürekli hareket ediyor.
KİŞİYE ÖZEL UYARI DÖNEMİ
Çalışmanın en önemli tarafı, tüketici elektroniği ile çevre sağlığı araştırmalarını aynı noktada buluşturması. Akıllı saat, GPS ve anlık anket verileri birleştirildiğinde, her birey için gün içinde değişen kişisel çevresel maruziyet profili oluşturulabiliyor.
Bu teknoloji ileride doktorlar için de önemli bir araç haline gelebilir. Astım, kalp-damar hastalıkları, gebelik, çocuk gelişimi ya da sıcak hava dalgalarından etkilenen kronik rahatsızlıklar söz konusu olduğunda, kişiye özel çevresel sağlık takibi yapılabilir.
Örneğin hava kirliliğinin arttığı bir bölgede uzun süre kalan bir kişinin kalp ritmi, stres seviyesi veya ruh hali değişimleri izlenebilir. Böylece riskli kişiler için daha erken uyarı sistemleri geliştirilebilir.
Bilim insanları yine de çalışmanın henüz erken aşamada olduğunu vurguluyor. Pilot araştırmanın küçük örneklemle yapılması nedeniyle sonuçların kesin tıbbi çıkarımlara dönüştürülmesi için daha geniş çalışmalara ihtiyaç var. Araştırma ekibi, sistemi daha kolay kullanılabilir hale getirerek daha büyük bir çalışmada kullanmaya başladı.
Uzmanlara göre bu yaklaşım özellikle çocuklar, hamileler, evsizler, düşük gelirli gruplar ve hava kirliliğine daha fazla maruz kalan kişiler için önemli olabilir. Çünkü çevresel etkiler, özellikle çocuklarda beyin gelişimi ve davranış üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.
Giyilebilir cihazlar bugün çoğunlukla adım sayısı, uyku ve kalp ritmi takibi için kullanılıyor. Ancak bu çalışma, akıllı saatlerin yakın gelecekte yalnızca kişisel performans değil, yaşadığımız çevrenin vücudumuz üzerindeki gizli etkilerini takip etmek için de kullanılabileceğini gösteriyor.