Ankara’da NATO Zirvesi bitmedi: Sokaklar halen ‘kayıt’ altında

Ankarada nato zirvesi bitmedi sokaklar halen kayit altinda FKBGnqtB.jpg

NATO Zirvesi’nin sona ermesi ve delegasyonların şehirden ayrılmasına rağmen, Ankara caddelerine kurulan devasa takip sistemi varlığını sürdürüyor. Zirve dönemi için faaliyete geçirilen binlerce kameranın kaldırılmaması nedeniyle başkent sakinleri gözetlenmeye devam ediyor. Ayrıca, yapay zeka entegrasyonuna sahip bu gözcü kameralarla biyometrik verilerin taranmasının Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na (KVKK) aykırı olduğu ifade ediliyor.

Solhaber’den Sıla Yılmaz’ın haberine göre, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen NATO zirvesi kapsamında Ankara’da geniş güvenlik önlemleri alınmıştı, güvenlik önlemleri kapsamında kentin Kızılay, Çankaya ve Gaziosmanpaşa gibi en işlek merkezi alanlarına çıkan tüm ana yolları araç trafiğine tamamen kapatılmıştı. Metro hatları ve otobüs güzergahları iptal edilerek kentteki insan hareketliliği durma noktasına getirildi. Kamu personeline ve zirve güzergahındaki üniversitelere idari izin verilirken, şehrin meydanları ve parkları kilometrelerce uzunluktaki beton bariyerler ve çelik çitlerle çevrilerek “kırmızı alan” ilan edildi. Farklı şehirlerden sevk edilen takviye kuvvetlerin de katılımıyla, on binlerce emniyet mensubu, mahalle bekçisi ve jandarma personeli caddelerde vardiyalar halinde görevlendirildi. Yüksek katlı binaların çatılarına keskin nişancılar konuşlandırılırken, kentin hava sahası da 48 saat süresince helikopterler ve dron hareketliliğiyle havadan tamamen abluka altında tutuldu.

BİNLERCE KAMERA HALA İZLEMEYE DEVAM EDİYOR

Bu önlemler arasında Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kapsamında başkente 6 bin adet kamera ve 100 kritik noktaya üst düzey gözcü kameralar yerleştirildi. Kent adeta bir “kırmızı alan” hapishanesine çevrilirken, sokaklar binlerce kolluk kuvveti ve ağır bariyerlerle yurttaşlara kapatıldı. Zirve bitti, delegasyonlar dağıldı; ancak Ankara sokaklarına yerleştirilen devasa izleme ağı varlığını aynen koruyor. Resmi söylemde “konuk liderlerin güvenliği ve terör önlemleri” olarak ambalajlanan bu teknolojik yığınak, zirvenin ardından sökülmedi. Ankara’nın caddelerinde, sokaklarında ve meydanlarında duran binlerce kamera, şimdi doğrudan başkent halkını, emekçileri ve gençleri 7/24 izlemeye devam ediyor.

KAMERALAR YÜZ TANIMA ÖZELLİĞİNE SAHİP

Yüz tanıma yeteneğine sahip bu üst düzey yapay zeka tabanlı kameralar, herhangi bir yargı kararı olmaksızın sokaktaki yurttaşların biyometrik verilerini işleme, kitleleri profilleme ve fişleme potansiyeli taşıyor. Bir savaş örgütünün ağırlanması için harcanan milyonlarca liralık bütçe halkın cebinden çıkarken, zirveden geriye kalan tek “kamusal miras” halkın her adımını izleyen dijital bir ağ oldu. Kamusal alanın bu denli yoğun bir teknolojik kuşatma altına alınması, iktidarın toplumsal muhalefeti ve sokak eylemliliklerini daha baştan baskılama arzusunun bir kanıtı niteliğinde.

Zirveye özel olarak kurulan bu teknolojik sistemin, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu (KVKK) temelden ihlal ettiği ifade ediliyor. İlgili kanunun 6. maddesi uyarınca, vatandaşların yüz hatları ve fiziki görünümleri “özel nitelikli kişisel veri” (biyometrik veri) sınıfında yer alıyor. Bu tür verilerin sisteme işlenebilmesi için ise bireylerin açık rızasının alınması veya kanuni istisnaların bulunması şart. Sokaktaki binlerce kişinin bilgisi ve onayı dışında, yapay zeka entegrasyonlu kameralar vasıtasıyla biyometrik verilerin taranmasının bu yasal kuralı açıkça çiğnemek anlamına geldiği vurgulanıyor.

KALICI BİR KİTLE GÖZETİMİNE DÖNÜŞTÜ

Öte yandan kanunun 4. maddesinde yer alan verilerin “belirli, açık, meşru amaçlar için işlenmesi” ve “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması” ilkeleri de yok sayılmış durumda. Zira kameraların kurulma gerekçesi olan 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi tamamlandı ve veri işlemeyi “meşru” kılan “geçici amaç” ortadan kalktı. Buna rağmen sistemin sökülmeyerek kalıcı bir kitle gözetimine dönüştürülmesi, kanunun ölçülülük sınırını aştığı hem de veri sorumlusunun uymakla yükümlü olduğu “aydınlatma” ve “verileri süresinde imha etme” zorunluluklarını yok sayarak açık bir yasa ihlali oluşturduğu şeklinde yorumlanıyor.

yok

Author: Yusuf Arslan