Haber : Beril KALELİ/Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) Dertlerine derman arayan emekliler hafta sonu 7 ilde eylem yaparak insanca yaşamaya yetecek aylık, 20 bin lira seyyanen zam, bayram ikramiyesinin asgari ücret düzeyine çıkarılmasını istedi. O eylemlerden birinin yapıldığı Kadıköy‘de ANKA’ya konuşan bir emekli öğretmen, “Şu anda ölümü bekliyoruz. Sistemi öyle bir konumlandırmışlar ki, emekliye, dar gelirliye, işçiye çalışana hiçbir zaman yer yok” dedi. Bir başkası “Kim geçiniyorum diyorsa yalan söylüyor. Hayat yemek içmekse, ekmek de yesen doyarsın, patates de haşlasan doyarsın. Ama hayat patates, ekmek değil” derken, durumu “Onların bir eli yağda bir eli balda, umurlarında değil kim ölmüş, kim kalmış” sözleriyle özetleyen de oldu. Bir emekli ise “Bizi bugün görmeyenleri yarın öbür gün sandıkta biz de görmeyeceğiz.” sözleriyle seçimi anımsattı.
Tüm Emeklilerin Sendikası çağrısıyla dün İstanbul Kadıköy başta olmak üzere, Kayseri, Trabzon, Mersin, Aydın, Karabük ve Bursa’da “Sefalet Zulmüne Son” mitinglerinde bir araya gelen emekliler, 20 bin lira seyyanen zam, bayram ikramiyesinin asgari ücret düzeyine çıkarılmasını ve en düşük emekli aylığının, en düşük memur aylığına eşitlenerek, kademelendirilmesini istedi.
ANKA Haber Ajansı, Kadıköy’de hem eylem alanında hem dışarıdaki emeklilere mikrofon uzattı. Geçim sıkıntısını dile getiren emekliler, “insanca yaşama hakkını verecek bir ücret istiyoruz” dedi.
76 yaşındaki Halis Yılmaz ve Salim Yıldız, 2 emekli öğretmen; 50 yıllık arkadaşlar. Yılmaz yıllarca Anadolu’nun köylerinde öğrenci yetiştirdiklerini söylerken Yıldız da, “Emekli olduktan sonra da engelli öğrencilere baktık, özel eğitim öğretmenliği yaptık” diye ekledi, bölgede bir çayın 50 lira civarında olduğunu anamsatarak bir araya gelip iki, üç çay içememekten yakındı. Yıldız şöyle devam etti:
“65’e geldiğimizde Milli Eğitim Müdürü, ‘Artık bugünden sonra da biraz da istirahat edin, çalışmanız yeterli’ (dedi). Ne istirahati, cesaret edip de burada bir çay içemiyoruz…”
Yılmaz da, “‘Emekli olalım, gezelim’ diyorduk. Kendi memleketimize gidemiyoruz. Gezmek isterdik…” şeklinde konuştu.
Emekli yurttaşlar içinde bulundukları duruma ilişkin şöyle konuştu:
65 yaşındaki emekli: Şu anda işsizim, iş arıyorum
“65 yaşında bir emekli, “Şu anda işsiziz. Yetmiyor aldığımız ücret. Geçinmeye çalışıyoruz işte. Enflasyona yeniliyoruz hergün, cebimizden para eksiliyor”
“Kızım bakıyor”
“Kızım bakıyor. 19 bin lira alıyorum. Onunla kira mı vereyim, şey mi vereyim; nasıl olacak? Ondan kızımın yanındayım.”
“Ne geçinmesi. Aldığımız maaş belli, piyasalar belli….Emekli öğretmeniz; diyorduk, ‘Emekli olalım, gezelim’. Kendi memleketimize gidemiyorlar. Kendi ülkemizi doğru dürüst tanıyamadık, bırak dışarıyı. Gezmek isterdik…Düzgün bir hayat (istiyoruz). Aldığımız ücretle ne yapabiliriz. Sen yıllarca Anandolu’nun köylerinde çalıştık… İlkokul öğretmeniyiz.”
“Sistemi öyle bir konumlandırmışlar ki, emekliye, dar gelirliye, işçiye çalışana hiçbir zaman yer yok”
“TÜİK’in uyduruk rakamlarına hiç kimse inanmaz. Enflasyona karşı emekli de dar gelirli de tamamen eziliyor. Şu anda biz ölümü bekliyoruz. Sistemi öyle bir konumlandırmışlar ki, emekliye, dar gelirliye, işçiye çalışana hiçbir zaman yer yok. Onun için çok üzgünüz. En azından insanca yaşama hakkını verecek bir ücret istiyoruz; sadece bize değil, dar gelirliye, emekliye, emekçiye, hepsine… Bunun için mücadele vermemiz lazım. Birlik beraberliğimi korumamız lazım. Eğer paramparça durursak zaten eziliyoruz, ezilmeye mahkumuz… (İlkokul öğretmeniyiz) Emekli olduktan sonra da engelli öğrencilere baktık, özel eğitim öğretmenliği yaptık. 65’e geldiğimizde Milli Eğitim Müdürü, ‘Artık bugünden sonra da biraz da istirahat edin, çalışmanız yeterli’ (dedi). Ne istirahati, cesaret edip de burada bir çay içemiyoruz.”
“Eğlenme yok, gezme yok tozma yok; torunlara harçlık vermek yok…”
“Bir sinema yok, eğlenme yok, gezme yok tozma yok; torunlara harçlık vermek yok. Et yemeyiz, kavurma yemeyiz; bir kilo kaşarı bir ayda hanımla beraber…Torunlar gelsin istemiyoruz artık. 65 yaş üstü kartım var onunla Üsküdar, Kadıköy, şurası, burası geziyorum bedava olduğu için… Kim geçiniyorum diyorsa yalan söylüyor. Hayat yemek içmekse, ekmek de yesen doyarsın, patates de haşlasan doyarsın. Ama hayat patates, ekmek değil”
“Zamanında bir ev alamadıysa onun yaşam hakkı yok mu yani?”
“Emekliler elbette zor durumda. İstanbul gibi, kiraların ortalama 20 bin lira olduğu bir yerde sen 20 bin lira veriyorsan, ‘sürün’ demektir. Farzet ki zamanında bir sebepten (ev) alamadı, onun yaşam hakkı yok mu yani?”
“Evim kentsel dönüşüme girdiği için memlekete gidip, 2 yıl sonra geri döneceğim”
“Ben ayın 19’unda maaş alıyorum, 24’ünde ekside yaşıyorum. Emeklileri tamamen ölüme terk ettiler. Biz bu dünyaya yaşamaya geldik, madem ki geldik yaşayabildiğimiz kadar yaşayalım. Bugün, ne ev kirası, ne gıda maddesi, ne her hangi bir ihtiyacı; hatta torunumuza bayramda harçlık bile veremiyoruz, bunun ezikliği içinde yaşıyoruz. İstanbul’da yaşıyorum. Evim kentsel dönüşüme girdiği için memlekete gidip, 2 yıl sonra geri döneceğim…”
“28 sene Çaykur’a çalıştım, devlete. Maaşım daha 22 bin lira olmadı. Babam emekli olduğu zaman köyde bir ev yaptı, 4 ailesine de baktı. Şimdi neye bakacaksın.”
“Bunalımdan, sıkıntıdan kurtulamıyoruz”
“Bu düzeni haketmedik biz. Emekliliğimizi güzel yaşayamıyoruz. Bunalımdan, sıkıntıdan kurtulamıyoruz. Bu aslında bir tercih meselesiydi. Biz bu durumu düzelteceğiz. Bizi bugün görmeyenleri yarın öbür gün sandıkta biz de görmeyeceğiz.”
“Onların bir eli yağda bir eli balda, umurlarında değil kim ölmüş, kim kalmış”
“Emekli bir ölü gibi, gerçekten yaşamıyoruz. Faturalar, pazar, ayı bitirmeden 17 günde bitiyor. Sonra borç yapıyoruz. Emeklileri gerçekten emekliyi hiçbir zaman düşünmedi, yazıklar olsun. Onların bir eli yağda bir eli balda, umurlarında değil kim ölmüş, kim kalmış. Gitsin diyor emekliler de o para da bize kalsın, gözü o parada. Helal etmiyorum hakkımı.”